Bir Sembol Seçin ve Çaresizlikten Daralan Ruhunuzun İhtiyaç Duyduğu Sözlere Erişin

sembolleerrr-[1]

 

Bazen, kendinizi zihinsel, bedensel ve duygusal açıdan bunalmış ve bitkin hissedebilirsiniz. Bunun nedeni ise, aslında size rehberlik edecek bir işarete ihtiyaç duymanızdır.
Doğru kaynaktan gelen bilge sözler, tüm bakış açınızı değiştirebilir ve karanlığın içindeki ışığı fark etmenizi sağlayabilir.

Peki, şimdi ruhunuzun ne duymaya ihtiyacı var?
Aşağıda yer alan resimdeki 3 farklı sembolden size hitap edeni seçin. Sizde farkındalık yaratacak o mesaj okur okumaz aklınızda parlamayabilir. Önemli olan, mesajınızı okuduktan sonra, bir süre ruhunuzla baş başa kalıp düşünmek için kendinize zaman tanımanızdır böylece, mesajınız netlik kazanacaktır.

Birinci sembolü seçtiyseniz:

Mali durumunuz, harcamalarınız, yeme alışkanlıklarınız veya ilişkileriniz gibi kontrolünüzden çıktığını düşündüğünüz herhangi bir alandaki konunun ve öz disiplininizin dalgalı bir hal aldığı konuların sorumluluğunu üstlenmenin ve her birini ciddiye almanın zamanı gelmiştir. Bu konuda gri renk şıkkı yoktur. Ya kendinizi motive edip işlerinizi yolunda götürürsünüz ya da hiçbir şey yapamazsınız. Odak, motivasyon ve niyetiniz konusunda kendinize karşı dürüst olun. Söz konusu özfarkındalığınız ve sorumluluğunuz olduğunda, gizlenebileceğiniz herhangi bir yer bulamazsınız. Odak ve hedeflerinizi düzenleyip yoluna koyduktan sonra, hayata karşı daha hafiflemiş ve net hissedeceksiniz.

İkinci sembolü seçtiyseniz:

Ruhunuzun bu günlerde sizden beklentisi, grup aktivitelerine katılmanız ve topluluklarda yer alabileceğiniz görüşmelere dahil olmanız yönündedir. Grup bilincini keşfederken, bütünün hayrı ve iyiliği için tüm yeteneklerinizi ve size bahşedilmiş becerilerinizi paylaşma imkanı bulacaksınız. Işığınız işte tam bu anlarda parlayacak ve gücünüz açığa çıkacaktır. Fırsatların ayağınıza gelmesini beklemeyin. Fırsatlara siz gidin, adım atın ve geleceğinizi düşünerek şimdiden bir şeyleri değiştirmeye başlayın. Etrafınızda harekete geçemediğini ve tutukluk yaşadığını düşündüğünüz insanlara da yardım etseniz sizin için faydalı olur.

Üçüncü sembolü seçtiyseniz:

 

Nihayet bitiş çizgisine varmadan önce son engeli de aşmaya hazır mısınız? Zaten zorlu birçok engelin üstesinden gelip çok iyi iş çıkardınız, ancak başarmanız gereken tek bir göreviniz kaldı. Şöyle bir durup nefes alsanız diyoruz, nasıl olur? Dinlenmeyi çok da uzatıp koy vermeyin kendinizi yoksa her şeye baştan başlamanız gerekebilir, aman dikkat! Mola verin, nefes alın ve kendinize zaman ayırın. Çok hızlı gittiğiniz zaman, olduğunuz yerde az da olsa durun, açın gözlerinizi, hissedin görebildiğiniz onca varlığı, tadabildiğiniz onca tadı ve sonunda şükür ve hamd edin sahip olduklarınız için… faydasını göreceksiniz.

http://filoji.com/bir-sembol-secin-ve-caresizlikten-daralan-ruhunuzun-ihtiyac-duydugu-sozlere-erisin/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Josef Koudelka’nın Etkileyici Fotoğraf Kareleri

boga[1]

 

Josef Koudelka, 10 Ocak 1938 yılında Çekoslavakya’nın dağılmasından önce Boskovice şehrinde dünyaya geldi. Fotoğrafla ilgilenen bir fırıncı komşusu sayesinde fotoğrafla tanışır. Bu fırıncı, topladığı ve çektiği manzara fotoğraflarını Koudelka ile tartışır, üzerinde yorumlar yapar.

14 yaşında yerel bir dondurma firmasına çilek toplayıp, para biriktirerek 6×6 orta format bakalit fotoğraf makinası alır. 1956 ile 1961 yılları arasında Prag’da Çek Teknik Üniversitesi’nde mühendislik okur. 1961 yılında Prag Divadlo Dergisi için tiyatro gösterilerini belgelemek amacı ile bir Rolleiflex kamera alır. Bratislava ve Prag’da havacılık mühendisi olarak bir süre çalışır ve bu arada da tiyatrolarda fotoğraf çalışmaları yapar. Oyuncuları sokakta fotoğraflar ve Kral Lear, Godot’yu Beklerken oyunlarının tanıtımı bu fotoğraflar ile olur.

calgici[1]

 

1968 yılında, Romanya’da çingenelerin fotoğraflarını çekmiştir ve Çekoslavakya’ya döneli 2 gün olmuştur. Varşova Paktı üyelerinin (başta Sovyetlerin), Çekoslavakya işgali başlamıştır. O günü şöyle anlatır.

cift[1]
“Ben Romanya’da çingeneleri fotoğraflamaktan yeni dönmüştüm ki, kız arkadaşım beni 4 kez telefon ile aradı. Rusların geldiğini söylüyordu. Penceremi açıp dışarı baktığımda her iki dakikada bir geçen askeri uçakları duyabiliyordum. Bu sebeple, büyük bir olay olduğunu anladım. Çekimden yeni geldiğim için hala boş filmim vardı. Çok şanslıydım. Hemen aşağıya inip insanları ve rusları fotoğraflamaya başladım. Ruslar pervasızca havaya ve insanlara ateş ediyordu. Ben ise tankların önünde, kimi zaman üzerinde fotoğraf çektim. Yanımdan bile ateş ediyorlardı. Yılların fotoğrafçısı Ian Berry benim o halimi görüp ‘Bu adam ya tamamen aptal ya da çok cesur ‘ demişti. Halbuki ben ne aptaldım ne de cesur, sadece fotoğraf almaya çabalıyordum.”

cingene[1]

İşgal sırasında çektiği fotoğraflar, 1947 yılında kurulmuş uluslararası bir fotoğraf ajansı olan Magnum Ajansı başkanı Elliott Erwitt tarafından yurt dışına kaçırıldı. Baskı görmesin diye PP (Praglı Fotoğrafçı) anonim ismiyle yayınlandı. 1969 yılında Overseas Press Club tarafından Robert Capa Altın Madalyası verildi. Magnum Ajans’a kabul edildi.

cingene2[1]

 

1970 yılında İngiltere’ye 3 aylık süre için gidip, politik sığınma talebinde bulundu. 10 yıldan fazla bir süre İngiltere Brick Lane’de yaşadı. Artık vatanından uzaktaydı. Sürgünde yaşadıklarını ve fotoğraflarını Exiles (Sürgünler) kitabında topladı. Bu kitabının içeriği ötekini anlamaya çalışan bireyin sürgünde verdiği mücadele şeklinde tanımlanabilir. Bu kitabı 1988’de Maine Fotoğraf Atölyeleri (Rockport) tarafından Yılın Fotoğraf Kitabı Ödülü’nü alır.

cingene3[1]

Josef Koudelka, İngiltere’de bulunduğu dönemde (Magnum’un kurucularından) dünya çapında haber fotoğraflarını sanata dönüştüren fotoğraf sanatçısı Henry Cartier Bresson ile tanıştı.

cingene4[1]
Koudelka, onunla ilgili olarak şunları söyler: “Onun fotoğraf ile ilgili tavsiyelerini dinlemediğim için bana çok kızardı ve benim panoramalarımdan nefret ederdi. Onunla benim aramda abi kardeş ilişkisi oluştu. Aralarda kavgaya kadar uzanan tartışmalarımız olsa da ne istediğini direkt olarak söyleyen tek insandı. Bana sağlığının mükemmel olduğunu, ancak onu çok kızdırdığım için kalbinin sorun yaratması ihtimalinde bana odayı terk et diyeceğini söylemişti.”

cingene5[1]

Eserlerini kronolojik olarak şu şekilde gruplayabiliriz:
Beginnings/Başlangıç: Koudelka’nın 2o’li yaşlarda yaptığı ilk çalışmalar.
Theater/Tiyatro: Divadlo Magazine ve Divadlo Zu Branou adlı Çek Tiyatrolarından görüntüleri sıkıştırdığı kareler.
Gypsies/Çingeneler:Aynı zamanda bir müzisyen olan Koudelka’nın 1960-1970 arası arşivlediği fotoğraflar.
Invasion/İşgal: Ağustos 1968’de Varşova Paktı ordularının Çekoslovakya’yı işgalinden fotoğraflar.
Exile/Sürgün: Ülkesine veda etmesiyle girdiği bunalımları yansıttığı çalışmalar.
Chaos/Karmaşa: 1986’da panoramik fotoğraf makinesiyle çalışmaya başlayan Koudelka’nın fotoğrafını çekmek istediği kişilerin sayısı azalınca peyzaj fotoğrafçılığına yönelmesi ile ortaya çıkan kareler.

gemi[1]

2002’de Fransız Kültür Bakanlığı tarafından Sanat ve Edebiyat Üstün Hizmet Nişanı, Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel tarafından da Çek Cumhuriyeti Liyakat Madalyası verilir kendisine. 2004’te New York’taki Uluslararası Fotoğraf Merkezi, fotoğraftaki seçkin başarısından dolayı sanatçıya Cornell Capa Sonsuzluk Ödülü’nü verir.

kavsak[1]

Bu kadar ödül, şöhret ama bir o kadar mütevazı, bir o kadar tok gözlü bir sanatçıdır. Bunu anlamak için aşağıdaki cümlelerini okumanız yeterli olacaktır.
Fotoğraf satıp satmadığına dair sorulan soruya şöyle yanıt verir: “Satmıyorum. Magnum’dan gelen gelir bana yetiyor. Zengin değilim ama yeterince param var. Dünyevi şeylere ihtiyacım olmadığı için çok paraya ihtiyacım yok. İnsanların fotoğralara istedikleri ya da önerdikleri yüksek ücretler de bana komik geliyor. Yeterince fotoğrafım var. Bunların hepsini Prag’daki bir müzeye ücretsiz vermeye hazırım.”

paris[1]

2008’de Pera Müzesinde sergilenen fotoğrafları için geldiğinde şunları söyler:
“Türkiye’ye ilk 1982’de gelmiştim. Buradaki insanları fotoğraflamak isterim, çünkü yüzlerinde yaşam var ama birçok kentte yüzlerde yaşam yerine maske görüyorum” der.

saat[1]

 

Kaynak
http://www.okumag.com, http://www.getty.edu/art/exhibitions/koudelka/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2 Mart 2018 Başak Burcunda Dolunay : Boş Hayallere Kapılmak ya da Yanlış Hayatların Peşine Takılmak…

dolunay 6[1]

2 Mart 2018 tarihinde Ankara saatine göre 03:51 de Başak burcunun 11. derecesinde bir dolunay gerçekleşecek. Her ay bir defa Güneş ve Ay gökyüzünde karşı karşıya gelerek birbirlerine meydan okurlar; geçmiş ve gelecek, bilinçli istekler ile bilinçdışı yönelimler, ihtiyaçlarımız ile isteklerimizin çatışmasıdır aslında bu dönemler. Güneş geleceğimizi, nereye varmak istediğimizi, uğraşımızı temsil ederken; Ay ise geçmişimizi ve yaşamda rahat etmek için, duygusal açıdan huzurlu olmak için neye ihtiyacımız olduğunu anlatır. Bu ikisinin gökyüzünde karşılıklı konumlanması; içinden geçtiğimiz süreçte hayatımızın her aşamasına muğlak, belirsiz ve paradoksal olarak gerilimlerin içine çekildiğimiz bir süreçtir ve tüm karşıt açılarda olduğu gibi en çok da ilişkiler üzerinden deneyim yaşarız. Bu illa ki bir kişi olmak durumunda da değildir; madde ile ilişkimiz, kendimiz ile ilişkimiz, sağlığımız ile ilişkimiz gibi listeyi uzatmak mümkün.
Başak burcunda gerçekleşecek Dolunay. İnandığı şeye tevazu ve sadakatle kendini veren, çalışkan, yaptığı her ne ise onda titiz ve hatta mükemmeliyetçi, en son tahlilde uzmanlık yolunda ilerleyen mükemmel bir yaşam öğrencisidir. Gerekli olan her ne ise onu bulup, uyum sağlamaya da isteklidir değişken nitelikte bir burç olarak. Verimlilik temel felsefesidir toprak elementi olduğu için de.
Dolunay haritasında ufukta Oğlak burcu yükselirken Yükselenin hemen üzerinde konumlanmış olan Satürn sorumluluk, ciddiyet ve prensipli hareketler bekliyor bizlerden. Hayata görev duygusu ile yaklaşmamızı, zorlu yaşam koşullarında olsak da dimdik durabilmeyi, her türlü olasılığa karşı tedbirli olmamızı istiyor.
Güneş ile beraber Merkür, Venüs, Neptün ve Kiron da Balık burcunda yer alıyor ve bir stelyum oluşmuş durumda. Ay’ın dizpozitörü durumunda olan Merkür’ün Venüs ile kavuşumu ve Yay burcundaki Mars’ın bu kavuşuma haritanın 12. evinden gönderdiği sert açı dolunayın kafa karıştırıcı, yön ve amaç duygumuzu bulanıklaştıran çokça da kurban ya da kurtarıcı rolüne bile isteye bürünebileceğimizi işaret etmekte. Mars ile karşılıklı ağırlamada bulunan Akrepteki Jüpiter olayları daha da bir büyütme eğilimine, bulanık suların daha da bulanıklaşabileceğine işret etmekte eğer ki duygu ve akıl arasında sağlıklı bir köprü kurmayı beceremez isek.
Balık burcundaki stelyum, yön duygumuzu bulanıklaştırıyor ve elimiz kolumuz bağlı bir şekilde biri gelsin de bizi içinde bulunduğumuz durumdan çekip çıkarsın isteğimizi körüklüyor. Fakat tam da bu noktada Başakta Dolunay bizlerden var olan karmaşık durumlarımıza, çözümsüz görüp öylesine akışa bıraktığımız durumlara bir düzen getirmemizi istiyor. Üstelik de bu düzen; verimli, somut, pratik, uygulanabilir ve ayağı yere basan tarzda olsun diye de bastırıyor zira AY hem yükseleni hem de Oğlakta bulunan Satürn’ü üçgen açı ile görüyor.
Dolunay haritanın 2. evinde ama 3. burcunda bu da hem maddi ve manevi değerlerimize, sahip olduğumuz ve “benim” dediğimiz şeylere, paraya ve onunla olan ilişkimize, kendi değerimize ve değersizlik duygularımıza hem de düşünce, konuşma ve iletişim şeklimize, yakın çevremiz ile kurduğumuz ilişkilere vurgu olacağını gösteriyor.
Bu görünümler altında Neptün vurgunundan kaçmak için epey bir çaba göstermemiz gerekiyor sanırım. Söz konusu Neptün ve Güneşin yan yana gelişi olduğunda kişi ister istemez hem kişiliğini hem de hedef algısını sağlıklı temeller üzerine oturtmakta zorlanıyor. Özel biri olma isteği, daha kendi isteklerini netleştirmemişken başkalarının istekleri peşinden fedakarlık adı altında gitme isteği, aşırı hassasiyet ve çoğunlukla da alınganlıkla olay ve insanları net değerlendirememek çok mümkün görünmekte. Kendimizi başkalarının insafına bırakmaya ve bilinç dışımızda bastırdığımız isteklerimizin ( mars 12. ev) üzerimizde yarattığı baskı ile kendi kendimizi kandırmaya o kadar meyilli olabiliriz ki eğer akıllı, mantıklı ve ne istediğini bilen tarzda hareket edip, düşüncelerimizi belli bir noktada toparlayamazsak…
Dolunay haritası lokomotif tip haritaya tipik bir örnek ve AY fokal gezegen durumunda demek ki aşırı koruyucu, kollayıcı, hatta fazlası ile verici davranarak karşımızdaki kişiyi boğmak, bu kadar verici olarak da aslında o kişiyi kendimize bağımlı kılarak bir tür yapay mutluluk yaratma eğilimi söz konusu. İlişkide olduğumuz insanların reaksiyonlarına aşırı duyarlı olma durumunda kalabileceğimiz için de, en masum eleştirileri, imaları kişisel alma tehlikesi içine girebiliriz.
Kurban psikolojisi o kadar rahatlıkla içine çekebilir ki bu tür durumlarda çünkü konforludur, hep şanssızlıklar bizi bulur, hep ters insanlar ile yolumuz kesişir, kader bi türlü yüzümüze gülmez vs. vs. Kurban pozisyonundaki kişinin en temel ikincil kazancı aslında sorumlulukları hep başkasına yıkmaktır. Yakın çevremizdeki insanlarla istikrarlı ilişkiler kurmak ve sürdürmek yönünde can atsak da dalgalı ve sürekli değişken ruh hallerimiz, ne istediğini bilmeyen davranışlarımız güvenli limanlarda demir atmamızı zorlaştırıyor.
AY hem dolunayın baş aktörü hem de apekste yer aldığına göre bunun olumlu kullanımı duygusal düzeyde sorunlarla başa çıkmak adına kendimizi ve ihtiyaçlarımızı iyi fark etmek olacaktır. Bizi üzdüğünü bile bile, belki bize artık yük olduğu için sürekli şikayet ede ede başkalarının hatalarını telafi mi ediyoruz? Kendi sorumluluklarımızı doğal bir şekilde üstlenebiliyor muyuz? Olan biten tüm olayların içerisinde gerekli olanı kabul edip gerekli olmayan şeyleri de sağlıklı bir şekilde dönüştürebiliyor muyuz? Birini kurtarmaya çalışmadan önce kendi kendimizde neyi kurban ettiğimizin farkında mıyız? Kimseye bel bağlamadan kendimizin ve yaşamımızın sorumluluğunu alabiliyor muyuz?
Birinin bir sorunu çözmek adına kurtarıcı rolü değil de gerçekten yardım eden kişi rolü arasında tek fark olayda sorumluluğu kimin aldığıdır unutmayalım ki. Kimsenin hayatının ve kararlarının sorumluluğunu almak hele ki daha kendimizinkileri halletmemişken büyük bir çelişki değil midir? İşte Başak burcundaki dolunayın ana mesajı bu aslında; büyü ve yaşamının sorumluluğunu al, gerçekçi ol. İlişkilerin tıkanmış olabilir, parasal anlamda sıkışmışlıklar yaşıyor olabilirsin, nasıl başlayıp nereden çözeceğini bilmediğin sorunlar yumağı içinde de olabilirsin ama unutma şu yeryüzünde ölümden gayri her şeyin bir çözümü vardır. Ay- Satürn üçgeni sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirdiğimizde, limitlerimizin farkında olup ne istediğimizi bildiğimizde, hedeflerimizde kararlı olduğumuzda ve olgun bir tevekkül hali içinde davrandığımızda sorunlarımızı çözmek, bozulan yapıları tamir etmek için bizlere destek olacaktır.
Yazımı çok sevdiğim Can Yücelin şahane bir şiiri ile tamamlamak istiyorum…Sevgi ve bereket dolu güzel bir dolunay süreci diliyorum.
Sevgi ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun…
Hülya Değer Dip. ASA
https://astrolojininrehberligi.wordpress.com/2018/02/28/2-mart-2018-basak-burcunda-dolunay-bos-hayallere-kapilmak-ya-da-yanlis-hayatlarin-pesine-takilmak/
YANLIŞ HAYATIN PEŞİNDEN KOŞMAYACAKSIN!
Boş hayaller kurmayacaksın!
Ne olmasını bekliyorsun?
Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun?
Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin, sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?
Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın!
Sistem böyle çalışmıyor!
Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon,
aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan,
hepsi bir yerde tıkanıp kalacaktır!
Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın!
Her şeyden önce farkına varacaksın!
Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.
Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun
yanılgısına kapılmışsın demektir.
Kendini kandırmayacaksın!
Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.
Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.
Onu da yaşayacaksın.
Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,
bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.
Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın.
Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin.
Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin.
Yüreğinle yüzleşeceksin.
Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı birbirinden ayırt edeceksin.
Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin.
Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın.
Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin.
Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın!
Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.
İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız
var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.
Ardından gözyaşı döktüğünün adını doğru koyacaksın!
Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine,
neden hayatına başlayamadığını çözeceksin.
Korkularınla yüzleşeceksin.
Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin.
Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak,
kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin.
İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban,
kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.
Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da,
sonunda mutlak kaybettirir; bunu unutmayacaksın!
Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın,
bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın!
Dünya da sensin, evren de!
Kendini geliştireceksin. Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.
Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın,
sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.
Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.
Boşuna hayal kurmayacaksın!
CAN YÜCEL

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2 Mart 2018 Başak Burcunda Dolunay : Boş Hayallere Kapılmak ya da Yanlış Hayatların Peşine Takılmak…

2 Mart 2018 tarihinde Ankara saatine göre 03:51 de Başak burcunun 11. derecesinde bir dolunay gerçekleşecek. Her ay bir defa Güneş ve Ay gökyüzünde karşı karşıya gelerek birbirlerine meydan okurlar; geçmiş ve gelecek, bilinçli istekler ile bilinçdışı yönelimler, ihtiyaçlarımız ile isteklerimizin çatışmasıdır aslında bu dönemler. Güneş geleceğimizi, nereye varmak istediğimizi, uğraşımızı temsil ederken; Ay ise geçmişimizi ve yaşamda rahat etmek için, duygusal açıdan huzurlu olmak için neye ihtiyacımız olduğunu anlatır. Bu ikisinin gökyüzünde karşılıklı konumlanması; içinden geçtiğimiz süreçte hayatımızın her aşamasına muğlak, belirsiz ve paradoksal olarak gerilimlerin içine çekildiğimiz bir süreçtir ve tüm karşıt açılarda olduğu gibi en çok da ilişkiler üzerinden deneyim yaşarız. Bu illa ki bir kişi olmak durumunda da değildir; madde ile ilişkimiz, kendimiz ile ilişkimiz, sağlığımız ile ilişkimiz gibi listeyi uzatmak mümkün.
Başak burcunda gerçekleşecek Dolunay. İnandığı şeye tevazu ve sadakatle kendini veren, çalışkan, yaptığı her ne ise onda titiz ve hatta mükemmeliyetçi, en son tahlilde uzmanlık yolunda ilerleyen mükemmel bir yaşam öğrencisidir. Gerekli olan her ne ise onu bulup, uyum sağlamaya da isteklidir değişken nitelikte bir burç olarak. Verimlilik temel felsefesidir toprak elementi olduğu için de.
Dolunay haritasında ufukta Oğlak burcu yükselirken Yükselenin hemen üzerinde konumlanmış olan Satürn sorumluluk, ciddiyet ve prensipli hareketler bekliyor bizlerden. Hayata görev duygusu ile yaklaşmamızı, zorlu yaşam koşullarında olsak da dimdik durabilmeyi, her türlü olasılığa karşı tedbirli olmamızı istiyor.
Güneş ile beraber Merkür, Venüs, Neptün ve Kiron da Balık burcunda yer alıyor ve bir stelyum oluşmuş durumda. Ay’ın dizpozitörü durumunda olan Merkür’ün Venüs ile kavuşumu ve Yay burcundaki Mars’ın bu kavuşuma haritanın 12. evinden gönderdiği sert açı dolunayın kafa karıştırıcı, yön ve amaç duygumuzu bulanıklaştıran çokça da kurban ya da kurtarıcı rolüne bile isteye bürünebileceğimizi işaret etmekte. Mars ile karşılıklı ağırlamada bulunan Akrepteki Jüpiter olayları daha da bir büyütme eğilimine, bulanık suların daha da bulanıklaşabileceğine işret etmekte eğer ki duygu ve akıl arasında sağlıklı bir köprü kurmayı beceremez isek.
Balık burcundaki stelyum, yön duygumuzu bulanıklaştırıyor ve elimiz kolumuz bağlı bir şekilde biri gelsin de bizi içinde bulunduğumuz durumdan çekip çıkarsın isteğimizi körüklüyor. Fakat tam da bu noktada Başakta Dolunay bizlerden var olan karmaşık durumlarımıza, çözümsüz görüp öylesine akışa bıraktığımız durumlara bir düzen getirmemizi istiyor. Üstelik de bu düzen; verimli, somut, pratik, uygulanabilir ve ayağı yere basan tarzda olsun diye de bastırıyor zira AY hem yükseleni hem de Oğlakta bulunan Satürn’ü üçgen açı ile görüyor.
Dolunay haritanın 2. evinde ama 3. burcunda bu da hem maddi ve manevi değerlerimize, sahip olduğumuz ve “benim” dediğimiz şeylere, paraya ve onunla olan ilişkimize, kendi değerimize ve değersizlik duygularımıza hem de düşünce, konuşma ve iletişim şeklimize, yakın çevremiz ile kurduğumuz ilişkilere vurgu olacağını gösteriyor.
Bu görünümler altında Neptün vurgunundan kaçmak için epey bir çaba göstermemiz gerekiyor sanırım. Söz konusu Neptün ve Güneşin yan yana gelişi olduğunda kişi ister istemez hem kişiliğini hem de hedef algısını sağlıklı temeller üzerine oturtmakta zorlanıyor. Özel biri olma isteği, daha kendi isteklerini netleştirmemişken başkalarının istekleri peşinden fedakarlık adı altında gitme isteği, aşırı hassasiyet ve çoğunlukla da alınganlıkla olay ve insanları net değerlendirememek çok mümkün görünmekte. Kendimizi başkalarının insafına bırakmaya ve bilinç dışımızda bastırdığımız isteklerimizin ( mars 12. ev) üzerimizde yarattığı baskı ile kendi kendimizi kandırmaya o kadar meyilli olabiliriz ki eğer akıllı, mantıklı ve ne istediğini bilen tarzda hareket edip, düşüncelerimizi belli bir noktada toparlayamazsak…
Dolunay haritası lokomotif tip haritaya tipik bir örnek ve AY fokal gezegen durumunda demek ki aşırı koruyucu, kollayıcı, hatta fazlası ile verici davranarak karşımızdaki kişiyi boğmak, bu kadar verici olarak da aslında o kişiyi kendimize bağımlı kılarak bir tür yapay mutluluk yaratma eğilimi söz konusu. İlişkide olduğumuz insanların reaksiyonlarına aşırı duyarlı olma durumunda kalabileceğimiz için de, en masum eleştirileri, imaları kişisel alma tehlikesi içine girebiliriz.
Kurban psikolojisi o kadar rahatlıkla içine çekebilir ki bu tür durumlarda çünkü konforludur, hep şanssızlıklar bizi bulur, hep ters insanlar ile yolumuz kesişir, kader bi türlü yüzümüze gülmez vs. vs. Kurban pozisyonundaki kişinin en temel ikincil kazancı aslında sorumlulukları hep başkasına yıkmaktır. Yakın çevremizdeki insanlarla istikrarlı ilişkiler kurmak ve sürdürmek yönünde can atsak da dalgalı ve sürekli değişken ruh hallerimiz, ne istediğini bilmeyen davranışlarımız güvenli limanlarda demir atmamızı zorlaştırıyor.
AY hem dolunayın baş aktörü hem de apekste yer aldığına göre bunun olumlu kullanımı duygusal düzeyde sorunlarla başa çıkmak adına kendimizi ve ihtiyaçlarımızı iyi fark etmek olacaktır. Bizi üzdüğünü bile bile, belki bize artık yük olduğu için sürekli şikayet ede ede başkalarının hatalarını telafi mi ediyoruz? Kendi sorumluluklarımızı doğal bir şekilde üstlenebiliyor muyuz? Olan biten tüm olayların içerisinde gerekli olanı kabul edip gerekli olmayan şeyleri de sağlıklı bir şekilde dönüştürebiliyor muyuz? Birini kurtarmaya çalışmadan önce kendi kendimizde neyi kurban ettiğimizin farkında mıyız? Kimseye bel bağlamadan kendimizin ve yaşamımızın sorumluluğunu alabiliyor muyuz?
Birinin bir sorunu çözmek adına kurtarıcı rolü değil de gerçekten yardım eden kişi rolü arasında tek fark olayda sorumluluğu kimin aldığıdır unutmayalım ki. Kimsenin hayatının ve kararlarının sorumluluğunu almak hele ki daha kendimizinkileri halletmemişken büyük bir çelişki değil midir? İşte Başak burcundaki dolunayın ana mesajı bu aslında; büyü ve yaşamının sorumluluğunu al, gerçekçi ol. İlişkilerin tıkanmış olabilir, parasal anlamda sıkışmışlıklar yaşıyor olabilirsin, nasıl başlayıp nereden çözeceğini bilmediğin sorunlar yumağı içinde de olabilirsin ama unutma şu yeryüzünde ölümden gayri her şeyin bir çözümü vardır. Ay- Satürn üçgeni sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirdiğimizde, limitlerimizin farkında olup ne istediğimizi bildiğimizde, hedeflerimizde kararlı olduğumuzda ve olgun bir tevekkül hali içinde davrandığımızda sorunlarımızı çözmek, bozulan yapıları tamir etmek için bizlere destek olacaktır.
Yazımı çok sevdiğim Can Yücelin şahane bir şiiri ile tamamlamak istiyorum…Sevgi ve bereket dolu güzel bir dolunay süreci diliyorum.
Sevgi ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun…
Hülya Değer Dip. ASA

https://astrolojininrehberligi.wordpress.com/2018/02/28/2-mart-2018-basak-burcunda-dolunay-bos-hayallere-kapilmak-ya-da-yanlis-hayatlarin-pesine-takilmak/

YANLIŞ HAYATIN PEŞİNDEN KOŞMAYACAKSIN!
Boş hayaller kurmayacaksın!
Ne olmasını bekliyorsun?
Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun?
Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin, sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?
Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın!
Sistem böyle çalışmıyor!
Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon,
aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan,
hepsi bir yerde tıkanıp kalacaktır!
Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın!
Her şeyden önce farkına varacaksın!
Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.
Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun
yanılgısına kapılmışsın demektir.
Kendini kandırmayacaksın!
Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.
Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.
Onu da yaşayacaksın.
Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,
bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.

Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın.
Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin.
Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin.
Yüreğinle yüzleşeceksin.
Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı birbirinden ayırt edeceksin.

Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin.
Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın.
Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin.
Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın!
Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.
İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız
var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.
Ardından gözyaşı döktüğünün adını doğru koyacaksın!
Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine,
neden hayatına başlayamadığını çözeceksin.
Korkularınla yüzleşeceksin.

Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin.
Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak,
kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin.
İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban,
kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.
Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da,
sonunda mutlak kaybettirir; bunu unutmayacaksın!

Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın,
bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın!
Dünya da sensin, evren de!
Kendini geliştireceksin. Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.
Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın,
sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.

Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.
Boşuna hayal kurmayacaksın!
CAN YÜCEL

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burcunuza Göre 2018 Yılında Nasıl Hareket Etmelisiniz? – Burcunuzun 2018 Tavsiyesini Öğrenin!

2018-burçlar-1024x538[1]

Bu yıl hayatınıza büyük şans getirirken, size mutlaka öğrenmeniz gereken bir ders de verecek.
Burcunuza göre karşılaşacağınız sorunlar ve almanız gereken dersler;

1. Koç (21 Mart – 19 Nisan)

Bir koç burcu olarak, hırslı ve çok çalışkan olmanız bakımından dikkat çekersiniz. Bu özellikleriniz sayesinde kariyer yaşamınızda alacağınız geri dönüşler genellikle olumlu olacaktır. Kariyerinizde elde ettiğiniz başarıların ilişkilerinize olan etkisini de hissedeceksiniz. Bu esnada kendinizi sadece kariyerinize odaklamamalı ve hayatın sadece mesleğinizden ibaret olmadığını anlamanız gerekir. Kariyerinizde ilerlemek isterken, hırslı yapınız sizi çok fazla çalışmaya zorlayabilir ve sevdiğiniz insanları ihmal edebilirsiniz. Bu yıl sizi sosyal hayatınız ve iş yaşantınız arasındaki denge kurmak konusunda zorlayabilir. İlişkileriniz için de vakit ayırmaya özen gösterin.
2. Boğa (20 Nisan – 21 Mayıs)

Bu yıl boğaların biraz sakin kalmaları gerekiyor. Bir boğa burcu insanı iflah olmaz şekilde inatçıdır. Bir anlaşmazlık esnasında sakin kalabilmeleri asla mümkün değildir ve çatışmaya asla son vermezler. Bu yıl biraz durulmaya ve bir anlaşmazlık içerisinde olduğunuz zaman karşılaştığınız konuları uzatmadan bir son vermeye çabalayın. Anlayışlı ve barışçıl olabilirseniz, arkadaşlarınızın ve çevrenizin gözünde yükseleceksiniz.
3. İkizler (22 Mayıs – 21 Haziran)

İkizler burcu olarak insanların etrafınızda olmasından hoşlanıyorsunuz. Üstelik bu özelliğiniz yüzünden size iyi gelmeyen ilişkilere dahi ısrarla tutunmaya çalışan bir yapı sergiliyor olabilirsiniz. Bu yıl size iyi gelmeyen insanlardan kurtulmanın tam sırası. Artık gemileri yakmanın vakti geldi de geçiyor bile. Değerinizi bilmediğini düşündüğünüz insanları hayatınızdan çıkarmaktan korkmayın.
4. Yengeç (22 Temmuz – 22 Ağustos)

Uzun zamandır düşündüğünüz bir tatil fikri varsa, bu yıl harekete geçmenin tam zamanı. Bu yıl yengeç burçlarını korunaklı bölgelerinden dışarı adım atmaları için zorlayacak. Hayatı kaçırıyormuş ve doya doya yaşayamıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Rahatınızdan vazgeçin ve hayatınızın tadını çıkarmak için omzunuzdaki yüklerden kurtulup yola koyulun. Bu yıl ihtiyacınız olan tek şeyin bu olduğunu anlayacaksınız.
5. Aslan (23 Ağustos – 22 Eylül)

Bu yıl kendinize olan güveniniz açısından birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Başkalarının fikirleri sizin için daha önemli hale gelebilir. Fakat bu yıl vermeniz gereken en önemli sınav, başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi seçimlerinizin peşinden cesur bir şekilde gidebilmeniz olacak. Söz konusu kendi hayatınızsa ipleri elinize almalı ve dışarıdaki sesleri olabildiğince duymamalısınız.
6. Başak (23 Ağustos – 22 Eylül)

Bu yıl başaklar hayata ve insanlara karşı realistik ve sorgulayıcı bir tutum sergileyecekler. İnsanlardan birtakım beklentileriniz var ve istediğiniz geri dönüşleri almadığınız takdirde hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. Bu yüzden bu yıl beklentilerinizin karşılığını alamayacağınız bir yıl olabilir. Almanız gereken ders beklentilerinizi düşük tutmanız olacaktır.
7. Terazi (23 Eylül – 22 Ekim)

Düşünceli ve özverili yapınızdan ötürü kendinizi ihmal ediyorsunuz. Bu yıl almanız gereken en büyük ders kendinizi hayatınızın merkezine koymanız olacaktır. Kendinizi ihmal etmeyin ve önceliği kendinize vermekten çekinmeyin. Etrafınızdaki insanları mutlu ederken kendiniz için yeterli enerjiyi sağlayamıyorsunuz.

8. Akrep (23 Ekim – 22 Kasım)

Uzun zamandır yaşadığınız iç çatışmalara son vermek için en doğru yıl bu yıl olabilir. İçinizde biriktirdiğiniz öfkeler sizin yolunuzda engeller oluşturuyor. Bazı insanlara karşı içinizde kin besliyor olabilirsiniz. Buna son vermeniz bu yıl hayatınızda olumlu değişikliklere yol açacak. Kendinizi öfkenize kaptırmamaya gayret edin. Sadece akışa güvenin.
9. Yay (23 Kasım – 21 Aralık)

Bu yıl bir Yay burcu olarak problemlerinizle yüzleşmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Gezginci ve seyahat etmeyi seven bir ruhunuz var. Aylak aylak dolaşmak en sevdiğiniz şeylerden biri. Fakat gerçek şu ki, yaptığınız kaçamaklar aslından sorunlardan kolayca kaçmanıza yardımcı oluyor. Bunun farkında olduğunuz için sürekli uzaklaşmak istiyorsunuz. Kendinize daha fazla güvenmeniz gereken bir yıl. Yolunuza çıkan tüm engellerden ancak böyle kurtulabilirsiniz.
10. Oğlak (22 Aralık – 20 Ocak)

Bu yıl öğrenmeniz gereken en önemli şey yaşınız kaç olursa olsun kendi hayatınızla ilgili detayların farkına varmak. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyor ancak bununla ilgili harekete geçmiyorsunuz. Sizi mutlu edecekse, bazı şeylere son verme cesaretini göstermelisiniz. Eğer mutluluğu yakalamak istiyorsanız, bu yıl hayatınızda değişiklikler yapmaktan korkmamanız gerekiyor.
11. Kova (21 Ocak – 18 Şubat)

Sevdiğiniz insanlara sevildiklerini hissettirmek için çaba göstermeniz gereken bir yıl olacak. Bir Kova burcu olarak, hayatın sadece mantığınız üzerine kurulu olmadığını öğrenmelisiniz. Hayat, insanlarla duygusal bağlar kurabilmenin verdiği güven duygusuyla daha huzurlu hissettirir. Daha mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin.
12. Balık (10 Şubat – 20 Mart)

Bu yıl paranoyalarınızı azaltmanız gereken bir yıl. Bir balık olarak, tanıştığınız herkesle ilgili birtakım şüpheler barındırmaya eğilimlisinizdir. Dünyadaki herkesin sizin canınızı yakmaya çalıştığına inanabilirsiniz. Fakat size zarar veren bu düşüncelerinizden kurtulmanın sırası geldi. Geçmişte birçok kez yaralanmış olmanız size yaklaşmaya çalışan herkesin kötü olduğu anlamına gelmez. İnsanların içindeki iyilikleri görmeye çalışın. Çünkü kimse kusursuz değildir.

http://filoji.com/burcunuza-gore-2018-yilinda-nasil-hareket-etmelisiniz-burcunuzun-2018-tavsiyesini-ogrenin/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

1915 yılında Charlie Chaplin, gizlice katıldığı ” Charlie Chaplin’e Benzeyenler’ yarışmasında 3. olmuştur…

1915-yılında-charlie-chaplin-gizlice-katıldığı-Charlie-Chapline-benzeyenler-yarışmasında-üçüncü-olmuştur.2[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çakraları Dengelemede Yoga Ve Aromaterapi…

27972017_10214728917927191_8815317566023669719_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu taşların hangisini seni kendisine çekiyor

5fdc304bc4337b9f8cc9b8c389190df4_800x420[1]

1 )Jasper taşı parlayan kırmızı rengi ile mizahı temsil eder ve Balık ile Koç burcunun koruyucu taşıdır. Ayrıca romantiği temsil eder ve taşıyıcının iyi ruhunu etkiler. O uzun ve memnun edici bir hayatı vaat ediyor. Sen çok enerjiksin ve enerjini başka insanlara da aktarabiliyorsun. Ayrıca insanları çok iyi bir şekilde çözersin ve iyi ile kötüyü çok çabuk birbirinden ayırabiliyorsun.

2 )Malakit göze çarpan yeşil rengi ile macera isteğini temsil eder ve Oğlak ile Kova burcun koruyucu taşıdır. Ayrıca hayat sevinci anlamına gelir ve bu taşı taşıyan insanın güçlü kalbini daha da güçlendirir. Sen romantik birisin ve başkaları ile yoğun ilişkiler ve duygular yaşamayı seversin. Sen kararları vermeden çok iyi düşünürsün ve böylece serin akla sahip olursun.

3) Lapis Lazuli taşı gök mavisi ile sadıklığı temsil eder ve Boğa ile İkizlerin koruma taşıdır. Ayrıca kozmopolitliğin anlamına gelir ve taşıyıcının iyimserliğini etkiliyor. Buna ek olarak taşıyıcının çekici biri olmasını sağlıyor ve tüm gözleri üzerine çekiyor. Ayrıca hayatının her anını dolu dolu yaşamak istiyorsun ve her durumdan maksimin eğlenceyi sağlamak gibi bir hedefin vardır.

4 )Sitrin güneş gibi parlayan sarı rengi ile tutarlı olmayı temsil eder ve Akrep ile Yay burcunun koruyucu taşıdır. Ayrıca taşıyıcısının ışıltısını arttırır ve doğal güzelliğine güzellik katar. Topladığı enerji ile taşıyıcısını hele geceleri kötü ruhlardan korur. Ayrıca zamanına çok önem verirsin. Attığın her adımda hayatta ilerlemeye önem verirsin. Böylece gün ve gün kendini daha çok geliştiriyorsun ve iyi yolda olduğunu hissettirir.

5) Pirit güçlü gümüş rengi ile empati gücünü temsil ediyor ve Başak ile Terazi burcun koruyucu taşıdır. Pirit ayrıca hastalıkları önlemek ile bilinir, sağlıklı bir yaşam için katkıda bulunur ve böylece taşıyıcının genel refahını arttırır. Buna ek olarak yaratıcı birisin ve sürekli yeni fikirler yaratırsın. Bu fikirleri oluşturarak huzur buluyorsun ve yeni projeler için daha çok güç topluyorsun.

6 )Kaplangözü parlak altın rengi ile neşeyi temsil ediyor ve Yengeç ile Aslan burcunun koruyucu taşıdır. Çoğu zaman taşıyıcının başka insanların gözündeki değerini arttırıyor ve güzelliğini muazzam bir anlamda arttırır. Ayrıca anılarını onur içinde tutan bir insansın. Geçmiş zamanı çok iyi hatırlıyorsun ve çocukluğunda geçirdiğin o güzel günler için tekrar tekrar seviniyorsun.

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bedenimizin Duygusal Enerji Merkezleri…

28279706_330791654078937_1265253065200364855_n[1]

HASTA EDEN DUYGULAR.🤗

Nefret, bencillik, kızgınlık, hased, su-i zan, korku, ümitsizlik, aşırı merak, şüphe, endişe gibi negatif duygular vücutta fazla miktarda hormon üretir.

Bu hormonlar kana karışarak zararlı maddeler oluşmasına neden olur.

Bu maddeler beyindeki su havuzlarını bulandırır, hormon üretim dengesini bozar, psikolojik hastalıklara, karaciğer, kalp ve dalak hastalıklarına sebep olur.

Bu zararlı düşünce ve fikirlerden ne kadar çabuk kurtulursak bizim için o kadar iyidir. Güzel ahlâk, güleryüz, iyi niyet, hüsn-ü zan insan sağlığı için fevkalâde yararlıdır.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

İyilik Kazandı: Tombi Sınıfına Geri Dönüyor

Ajanimo-4[1]
İzmir’in Bayraklı ilçesindeki Ticaret Borsası İlkokulu öğrencilerinin sınıflarında beslediği ve bir velinin endişesi üzerine sınıftan uzaklaştırılan ‘Tombi’, yarın öğrencilerin yanındaki yerine yeniden kavuşacak. ‘Tombi’ sınıflarından çıkarılırken, ağlayan ve kedi için mektup yazan öğrenciler, bu haberle büyük sevinç yaşadı.

Durumdan haberdar olan İzmir Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, öğrenciler için sağlık sorunu oluşturup, oluşturmayacağı kontrol edildikten sonra ‘Tombi’nin sınıfa tekrar alınmasını ve öğrencilerin yanında kalmasını söyledi. ‘
Tombi’nin okul bahçesinde besledikleri 9 kediden farklı olduğunu belirten sınıf öğretmeni Özlem Pınar İvaşçu, şunları söyledi:
“Sokağa atılmış bir kedi olduğunu düşünüyoruz; çünkü insanlara çok kolay yaklaşıyor, çok kolay güveniyordu. Sabahları benim sınıfımdaki çocuklar, sıra olduklarında ilginç bir şekilde onları tanıyordu ve onların peşinden sınıfa geliyordu. Tüm aşılarını ve kontrollerini yaptırdık, karnesini çıkarttık ve kendisini sınıfta misafir etmeye başladık. O günlerde zaten hava da çok soğuktu. Çocuklar üzerindeki olumlu etkisini gördük, velilerden çocukların okula daha bir istekle geldiğini yönünde çok olumlu yorumlar aldık. Sonrasında ben, ‘Tombi’nin misafirliğe devam etmesini istedim. Gidince çok üzüldüler; ancak onları ‘Tombi’nin bir evi olmasını, sıcak bir yuvaya kavuşmasını istemez misiniz?’ diyerek ikna ettim.”
Özlem Pınar İvaşçu “Tombi’nin gerçek yerinin, öğrencilerin yeri olduğunu anladık. İl Milli Eğitim Müdürümüz Ömer Yahşi’ye, konu üzerindeki ilgisi için çok teşekkür ediyorum. ‘Tombi’ için okulda bir yaşam alanı oluşturup, tekrar çocuklarda buluşmasını sağlayacağız” dedi.
Okul Müdürü Mehmet Aydoğdu ise ‘Tombi’nin öğrencilerle iyi ilişki kurduğunu ve bu ilişkiyi çok değerli bulduklarını vurgulayarak, çocukların mutluluğunun, kendilerinin mutluluğu olduğunu söyledi.

İlkokul öğrencilerinden Azra Akbunar, ‘Tombi’nin kendilerini rahatsız edebilecek hiçbir harekette bulunmadığını belirtip, “Çok güzel ve uysal bir kediydi. Bizim bebeğimiz gibi olmuştu. Öğretmenimiz gideceğini söyleyince çok ağladık; ona mektuplar yazıp, resimler çizdik. Geleceğini duyunca da çok mutlu olduk” dedi.
Berilsu Tütüncü isimli öğrenci ise ‘Tombi’nin kendilerini tanıdığını ve görünce takip ettiğini anlatarak, “Yemeklerini hocamız alıyordu, biz de suyunu veriyorduk. Gidecek, diye çok üzülmüştük; ama öğretmenimiz bir yuvaya sahip olacağını söylediğinde de sevinmiştik. Şimdi dönecek olmasından ötürü çok mutluyuz” diye konuştu.

Kaynak: ajanimo.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Test: Size En Hayret Verici Gelen Görsel Hangisi? Bakış Açınızı Ve Bilinçaltınızı Ortaya Döken Test

hayret-uyandiriyor[1]

 

İki resim arasında kaldıysanız, iki görsele de ait yorumları okumanızı tavsiye ediyoruz.

Eğer 1 numaralı resmi seçtiyseniz;

Seçtiğiniz bu görsel “kuzey ışıkları” denen fenomeninin fotoğrafıdır. Siz doğayı seven, doğaya saygı duyan birisiniz. Bitkilere ve hayvanlara karşı sevecen bir ilgi beslemeniz mümkündür. Hayvanlara kötü davranılmasından asla hoşlanmıyor bu tarz insanları korkunç buluyorsunuz. Ayrıca aynı duyarlılığı bitkilere karşıda besliyor olabilirsiniz. Genel olarak doğaya saygılı ve ondan etkilenen birisiniz.
Eğer 2 numaralı resmi seçtiyseniz;

Siz araştırmaya, okumaya, yazmaya kısacası eğitime ve gelişime önem veren birisiniz. İnsanın kendini geliştirmesi ve kendine bir şeyler katmak için çabalamasını saygın bir uğraş olarak görüyorsunuz. Kitap okumaktan, internette araştırma yapmaktan veya kendinizi geliştirecek diğer uğraşlardan keyif aldığınızı söylemek hiçte yanlış olmaz. İnsan teknolojisinin ve gelişimin zirve noktalarından biri olan Ay’a inişi seçmeniz bunu kanıtlar nitelikte.
Eğer 3 numarayı seçtiyseniz;

Eğer bu görseli seçtiyseniz, siz ruhani tarafı kuvvetli ve duygusal birisiniz. Saygılı olmaya, şükretmeye ve insani bağları güçlü kılan diğer şeylere minnettar olmaya çalışıyorsunuz. Bu özellikleriniz sizi etrafınca sevilen biri haline getiriyor. İnsanoğlunun ve yaratılışın en büyük mucizelerinden biri olan yeni doğmuş bir bebeği seçmeniz bunu işaret ediyor.

Eğer 4 numarayı seçtiyseniz;

4 numaralı resim sizde en çok hayret uyandıran görsel ise bu, yeni yerler görmekten, yeni kültürler tanıyarak kendinize bir şeyler katmaktan hoşlandığınız anlamına gelir. Başka ülkeler ve kültürler hakkında araştırmalar yapıyor olmanız gayet olasıdır. Diğer insanlar normal tatilin hayalini kurarken, siz farklı yerleri gezme ve keşfetme isteğiyle dolup taşıyor olabilirsiniz. Ayrıca yeni insanlarla tanışmaktan da keyif alıyor olabilirsiniz.
5 numaralı görseli seçtiyseniz;

Bu görseli en hayret verici resim olarak seçtiyseniz, siz gerçekten zeki ve entelektüelsiniz. Birbirinden farklı resimler arasında gayet basit duran bu elektronik devreyi seçmeniz bir mantık ve zeka insanı olduğunuzun kanıtıdır. Size göre hayret verici olan ve şaşılması gereken şeyler insanın beyin gücü ile başardıkları ve zeka ile gelebildiği noktadır. Bu sebeple eğitime ve kendinizi geliştirmeye ekstra önem veriyor olabilirsiniz.

http://filoji.com/test-size-en-hayret-verici-gelen-gorsel-hangisi-bakis-acinizi-ve-bilincaltinizi-ortaya-doken-test/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağ ve sol beyin testi: Beyninizde hangi lobu daha iyi kullanıyorsunuz?

sag-ve-sol-beyin-testi-beyinde-hangi-lobu-daha-iyi-kullaniyorsunuz[1]

Beynimizdeki sağ ve sol lobun hangisi baskın ise kişi hayatında o özellikleri ön plana çıkarır. Beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı biliyor musunuz? Sağ beyin mi sol beyin misiniz?

İnsan beyni, doğuştan genetik kodlar ile birlikte aile, çevre ve sonradan edinilen bilgilerin yani eğitimin katkılarıyla da şekillenir. Kişilerin meslek seçimlerinde, doğuştan gelen yapısal özelliklerin rolü oldukça büyüktür.

Bu konuda genetik kodlar ile birlikte ailelerin çocukları yönlendirmesi de büyük önem taşıyor. Beyin çocuklarda meslek seçimlerini nasıl etkiliyor? Çocukları bu konuda nasıl yönlendirmek gerekiyor? Siz beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı biliyor musunuz?
Beyinde sağ ve sol yarımkürelerin farklı görevler üstlenir. Bu anlamda sol beynin, sağ beyinden daha önemli görevler üstlendiği söylenebilir. Aşağıdaki 8 soruluk testi yaparak beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı öğrenebilirsiniz.
Sağ ve sol beyin testi
1- Okuldayken hangi dersleri daha çok severdiniz?
a) Türkçe, resim, sosyal vb.
b) Fenle ilgili olanları.
2- Hangi tip sporları yapmaktan hoşlanırsınız?
a) Takım sporlarını.
b) Tek başına yapılan sporları.
3- Gördüğünüz rüyaları hangi sıklıkta hatırlarsınız?
a) Çoğunlukla hatırlarım.
b) Ender olarak hatırlarım.
4-Ellerinizi ve mimiklerinizi konuşurken ne sıklıkta kullanırsınız?
a) Çok kullanırım.
b) Çok az kullanırım.
5- İki elinizin parmaklarını birbirine geçirerek kapatın. Hangi elinizin başparmağı üstte kalıyor?
a) Sağ.
b) Sol.
6- Şu an saatin kaç olduğunu tahmin edin, şimdi saate bakın, yanılma payınız ne kadar?
a) On dakikadan fazla.
b) On dakikadan az.
7- Aşağıdakilerden hangisini daha kolay hatırlarsınız?
a) İnsanların yüzlerini.
b) İnsanların isimlerini.
8- İki gözünü açık tutarak elinizdeki kalemi, bir cam kenarı veya kapı kenarı ile hizalayın. Önce sol gözünüzü, sonra sağ gözünüzü kapatın. Hangi gözünüzü kapatınca kalem daha az oynuyor?
a) Sağ gözümü kapatınca.
b) Sol gözümü kapatınca.
Değerlendirme:
A‘ların sayısı fazla ise sağ beyin daha gelişmiştir.
B‘lerin sayısı fazla ise sol beyin daha gelişmiştir.
Eğer A’lar ile B’ler aynı sayıda ise, her iki beyin yarımküresi de iyi kullanılıyor demektir.
Beynin doğuştan gelen özelliklerinin meslek üzerindeki etkisi
Beynin sağ ve sol yarımküreleri bilgiyi farklı şekilde işler. Genelde her çocuk, beyninin bir tarafını ağırlıklı olarak kullanır. Fakat düşünme ve öğrenme işlemleri her iki tarafta dengeli olarak kullanıldığında gerçek verimine ulaşır. Bu nedenle çocuklarda daha az kullanılan beyin tarafı, eğitim ve kişisel gelişim ile güçlendirilmelidir. Beyin yarımküreleri arasındaki bağlantıları gelişmemiş çocuklar, beyinlerine ne kadar bilgi depolamış olursa olsun; düşünce, muhakeme ve akıl yürütme becerilerini yeterince geliştiremez.
Sol yarım küre mantıksal taraf (IQ) sağ yarım küre ise duygusal zeka olarak tanımlanıyor. Birisi analiz yapıyor, diğeri sentez. Biri taraf ayrıntılara da dikkat ederken diğer taraf bütünü de algılıyor.
Elbette her iki taraf da birbiri ile iletişimde ve birbirini tamamlıyor. Burada önemli olan nokta ‘nerelerde kötü kullanıyoruz ve nasıl geliştirebiliriz?’ sorularına cevap bulmaktır.
Sağ beyin estetik zeka, sol beyin duygu durum merkezi görevlerini üstleniyor
Sağ beyin özellikle boyut ve hacim değerlendirmelerinde ön plana çıkar, bilgiyi şekil ve hayal gücü ile işlemede önemli görevler üstlenir. Çocukların ileriki yaşlarda mimari ve mühendislik yetenekleri için sağ beyne ihtiyaçları vardır. Buna karşılık matematik işlemleri için de sol beyine ihtiyaç duyulur. Ünlü mimar ve mühendislerin sağ beyinlerinin çok gelişmiş olduklarını söylenebilir. Aynı şekilde müzikle uğraşan, müzik icra eden ya da enstrüman çalan müzisyenlerde de sağ beyin iyi gelişmiştir. Şairlerde ve ressamlarda da sağ beyin özellikleri baskın durumdadır. Bu nedenle sağ beyin fonksiyonları iyi olmayan çocuklardan iyi şair ya da besteci çıkmayabilir.
Korpus kallosumu gelişen çocuklar, liderlik vasıflarıyla öne çıkıyor
Korpus kallosum ne kadar iyi gelişmiş ise, çocukların yeteneklerini sergilemesi ve beynini bir bütün olarak en üst seviyede kullanabilme ihtimali de o kadar artar. Eğer bir çocukta korpus kallosum iyi gelişmemişse, sağ ve sol beyinden hangisi baskın ise kişi o özellikleri ön plana çıkarır.
Toplumda lider kişilerin, beynini bütünsel olarak iyi kullanmayı beceren kişilerdir ve bu kişilerde korpus kallosum iyi gelişmiştir. Dolayısı ile çocuklarda korpus kallosumun yeterli gelişmesi, lider olma vasıflarını olumlu yönde etkiler.
Beyinde yarım kürelerin kullanım oranları, yetenekleri etkiliyor
Günlük hayatında sol elini kullanan ve solak olan çocukların sağ beyinleri baskın durumdadır. Eğer çocuk sağ elini kullanıyorsa o zaman da sol yarımküresi baskındır. Aslında hem sağ hem de sol yarımküre matematikle ilgilenir, ancak sağ daha çok matematiğin geometri, sol ise cebirsel bölümünde etkilidir.
Bazı çocuklar doğuştan sağ beyin hakimiyetli olup, sol ellerini baskın kullandıkları halde, anne baba baskısıyla bir takım yeteneklerini sağ elleriyle yapmaya eğitilebilir. Örneğin solak bir çocuk, ailesi tarafından sağ eli ile yazmaya yönlendirilebilir. Bu çocuklar, kalemi ya da kaşığı sağ elleriyle kullansalar da güç kullanmayı gerektiren durumlarda asıl yetenekli oldukları sol ellerini tercih eder. Dolayısıyla bu çocukların sağ beyinleri baskın olduğu halde, bazı yetenekler için beynin sol tarafını da randımanlı kullanabilmeleri mümkün olur. Her iki beyin yarımküresini de yerine göre kullanmayı öğrenen çocukların liderlik vasıfları güçlenir.
Çocukların yeteneklerine paralel olarak yönlendirilmesi gerekiyor
Sağ elini kullanan çocuklarda sol beyin özellikleri, sol elini kullananlarda ise sağ beyin özellikleri baskın olduğundan; solak olan bir çocuğun, mimarlığa ya da güzel sanatlara yönlendirilmesi gerekir. Bu çocuğun fen ya da konuşma becerisi gerektiren avukatlık veya pazarlama gibi bir meslekle uğraşması hata olabilir. Çünkü sol yarımküre konuşma becerilerinde rol oynar. Dolayısıyla solak olanlardan iyi avukat ya da pazarlamacı çıkmayabilir. Eğer solak bir kişi hukuk mesleğini seçmişse bu kişi, avukatlığı değil; estetik muhakeme yeteneğini yönelten sağ yarımküreden dolayı, hakimliği tercih etmelidir. Böyle bir karar anında, sağ elini kullananların avukatlığı, sol elini kullananların ise hakimliği seçmeleri gerektiği söylenebilir.

Günümüzde eğitim sistemi çocukların sol beyin özelliklerini geliştirmeye yöneliktir ve matematik, fen, mantık ve dil becerilerine ağırlık verilir. Çocuklar muhakeme, hayal gücü ve estetik bakış açısından yoksun yetişir. Oysa sosyal zekayı oluşturan unsurlar, çocukların gelecekteki mesleki başarıları açısından oldukça önemlidir. Çocukları sağ sol el kullanımlarına ve sağ ya da sol beyin özelliklerine bakmaksızın bir eğitim sistemine zorlamak, onların yetenekli olmadıkları alanlara kaymalarına, böylece asıl başarılı olacakları ve severek yapacakları mesleklerden uzaklaşmalarına neden olur. Bu anlamda ilköğretimde rehberlik ve danışmanlık birimlerine çok iş düşmektedir.

Çocuk sağ ve sol beyin özelliklerine göre, asıl yetenekli olduğu alanlara yönlendirilmelidir. Buna ek olarak, örneğin sağ beyin özellikleri baskın olduğu için matematik dersinde istenen düzeyde olmayan çocuğa, psikolojik problemlere neden olabileceğinden, yüksek not için baskı yapılmamalıdır.

Sağ ve sol beyin testi: Beyninizde hangi lobu daha iyi kullanıyorsunuz?

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİLL GATES DÜNYANIN EN İYİ 10 ÖĞRETMENİNİ AÇIKLADI! O ÖĞRETMENLERDEN BİRİ SAMSUN’DA

3680[1]

Bill Gates’in açıkladığı dünyanın en iyi ilk 10 öğretmeni arasında Samsun’dan Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş girdi. Dünyanın En İyi 10 öğretmeni arasına giren Nurten Akkuş, bu başarısı ile Küresel Öğretmen Ödülüne aday gösterilen ilk Türk öğretmen oldu.

Bill Gates, The Global Teacher Prize ödülüne aday gösterilen dünyanın en iyi 10 öğretmenini açıklarken, Samsun’un Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş’un ilk 10 öğretmen arasında gösterilmesi büyük sevinç yarattı.

Samsun’un Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürlüğü yapan Nurten Akkuş, uluslararası bir vakıf tarafından organize edilen “Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi”nin (The Global Teacher Prize) 2018 yılı için seçtiği “En iyi 10 öğretmen” arasında yer almanın gururunu yaşıyor.

Ayvacık Anaokulu Müdürü Akkuş’un 8 yıl önce okulunda başlattığı “Baba Bana Bir Masal Anlat” Projesi, Türkiye genelindeki 45 ilde uygulanır hale geldi. Nurten Akkuş’un yine köy okulundaki çocukların oyuncak ihtiyacını karşılamak için hazırladığı Oyuncak Kumbarası Projesi de Türkiye’de birçok ödül kazandı. Bu proje de 43 ilde uygulanarak, köy okullarındaki çocukların oyuncakla tanışmasını sağladı.

Hazırladığı projelerle dikkati çeken 11 yıllık öğretmen Akkuş, Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey’in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın üstlendiği Varkey GEMS Foundation tarafından organize edilen “Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi”nin 2018 yılı için seçtiği “En iyi 10 öğretmen” arasında yer almayı başardı.

 

Daha önce de “En iyi 50 öğretmen” arasında yer alan Nurten Akkuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vakfın, 17-18 Mart tarihlerinde Dubai’de düzenleyeceği törenle ödülünü alacağını söyledi.

 

Bu başarıyı yakalayan ilk Türk öğretmen olduğuna dikkati çeken Akkuş, “En iyi 50 öğretmen arasına zaten girmiştim, sonrasında o 50 öğretmenin içinde yeniden bir değerlendirme yapıldı. Dünya genelinde araştırma yapıldı. İngiltere’den gelen bir yönetmen tarafından kısa film çekildi. Geçen hafta son değerlendirmeler yapıldı ve bugün açıklandı. Dünyanın en iyi 10 öğretmeni duyuruldu. En iyi 10’a giren ilk ve tek Türk öğretmen olarak bir tarih yazdık aslında. Çok mutlu ve gururluyum.” dedi.

Şu an ilk 10’a seçilen tüm öğretmenlerin birinciliğe aday olduğunu, ödül töreninde birincinin seçileceğini ifade eden Akkuş, velilerden, çevresinden ve dünyanın birçok yerinden tebrikler aldığını sözlerine ekledi.

Kaynak: samsun kenthaber

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Siyah Noktayı Bulunda Göreyim…

27972305_1784518271579123_8783600914405054010_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burcuna Göre Bir Kadının Hoşlandığı Erkekte Çekici Bulduğu Özellikler

Burçlar kişilik özelliklerimizi olduğu kadar ilişkilerimizi de etkiliyor. Bazı insanlar burçlara inanmasa da astrolojiye bir şans verirseniz sizi şaşırtabilir. Burçlara göre kadınların özelliklerinden yola çıkarak ilişkilerinde nelerden hoşlandıklarını nelere asla tahammül edemediklerini listeledik. Erkeklerin bu listeden birkaç tüyo almasında fayda var😍
Koç

Koç burcu kadını hareketli, konuşkan ve girişimcidir. Akıl verilmesinden ve nasihat dinlemekten hoşlanmazlar. Bu yüzden karşısındaki erkekten korunmayı ve gözetilmeyi beklemezler. Onunla birlikte olmak isteyen erkeğin güçlü olmasını ister. Fazla romantiklikten hoşlanmazlar. Onların hoşuna gidecek şeyler genelde heyecanlı ve adrenalin dolu aktivitelerdir. Sportif ve enerjik erkeklerden etkilenirler. Birlikte yeni şeyler keşfedebileceği erkeklerle birlikte olmak isterler.

Boğa boga-kadın© K Dijital Medya A.S. tarafından sağlanmıştır boga-kadın

Sakin ve otoriter olan Boğa burcu kadınları girdikleri ortamda dikkat çekerler. Ayrıca maddi rahatlığa önem verirler. Bu açıdan bir erkekten önce aşk ve sevgi isterler, ikinci planda ise para vardır. İyi bir yaşam için paranın gerekliliğine inanırlar. Kendisi gibi çalışkan erkeklerden hoşlanırlar. Doğayı ve hayvanları seven erkeklerden de hoşlanırlar.

 

İkizler

İkizler kadınları neşeli, enerjik ve hareketlilerdir. Sürekli bir değişkenlik içindedirler. Bu nedenle uzun süre bir erkekle birlikte olmaları zordur. Kıskanç erkeklerle birlikte olmaları zordur. Zeki ve kültürlü erkeklerden hoşlanırlar. Ruhları her yaşta enerjik ve genç olduğundan orta yaşlarına geldiklerinde genç erkeklerle birlikte olabilirler. Gezgin erkeklerden hoşlanırlar ve flört etmeyi severler.

Yengeç

Yengeç kadınları evcimen, sıcak kanlı ve dürüst olurlar. Evcimen olma özelliklerinden dolayı karşısındaki erkekten çocuklarına iyi bir baba olmasını ve kendisine de bir baba gibi rehberlik etmesini beklerler. Ailesine ve evlerine düşkün oldukları için sevdiği kişiyle evinde vakit geçirmeyi ve ağırlamayı severler. Problemlerini çözebilen güçlü bir yapıya sahip olsalar da öneri almaktan hoşlanırlar. İhmal edilmeye tahammülleri yoktur, böyle bir durumda karşısındaki erkekten uzaklaşabilir.

Aslan

Aslan kadınları güçlü, kendine güvenen, cesur ve dürüst olurlar. Bu yüzden karşısındaki erkekten önce saygı beklerler. Eleştirilmeyi sevmezler. Sürekli iltifat beklerler. Mütevazilikten pek hoşlanmazlar, bu yüzden onu küçük mekanlar yerine gösterişli mekanlara götürmenizden hoşlanırlar. Çekingen ve romantik erkekler yerine mükemmelliyetçi ve başarılı erkeklerden hoşlanırlar.

Başak

Başak burcu kadını sorumluluk sahibidir. Hırslı, idealist ve detaycıdır. Özellikle detaycılığı nedeniyle sürekli karşısındaki erkeği çözmeye çalışır. Bir erkeği çözümlemesi ne kadar uzun sürerse ilişki de o kadar uzun sürer. Zeki erkeklerden hoşlanırlar. Seveceği erkeğin şefkatli ve sevecen olması da önemlidir.

Terazi

Cazibeli ve estetik olan terazi kadınları iyi huylu ve sohbeti hoş insanlar olurlar. Bu nedenle ilişkilerinde de uyum isterler. Karşısındaki erkeğin her yönüyle -boy, kilo, aile yapısı, eğitimi, karakteri- kendiyle uyumlu olmasını bekler. Maç vb. şeyler izleyen erkeklerin bağırıp çağırmasından konuşurken kabalaşan erkeklerden hoşlanmayabilirler. Eğer karşısındaki erkeğin kendine uyduğundan eminse evlenmek için hiç tereddüt etmezler. Sanatçı ruhlu erkekleri sever ve etkilenirler.

Akrep

Akrep burcu kadınının ne yaparsa yapsın engel olamadığı bir özelliği vardır; kıskançlık. Bu yüzden karşısındaki erkekten bekleyeceği ilk şey güvendir. Onunla birlikteyken huzurlu ve güvende hissetmek ister. Geleceğini planlamayı seven akrep burcu kadınları ihaneti asla kabul edemezler ve sonucunda intikam almaktan çekinmezler. Onu anlayan ve tutkularına karşılık verebilen erkeklerden hoşlanırlar.

Yay Kültürlü ve alımlı yay kadınları hassas ve kırılgan olurlar. Kültürlü olmaları eğlence ve gezmeye olan meraklarıyla birleşince yabancı erkeklerden hoşlanmaları hiç de zor değildir. Sportif erkeklerden hoşlanırlar. Kısıtlanmaktan nefret ederler, bu nedenle kıskanç ve kısıtlayan erkeklerle asla birlikte olamazlar. Özgürlüğü kısıtlandığı anda hiçbir erkek onun için vazgeçilmez değildir.

Oğlak

Neşeli, evcimen, çalışkan ve dürüst oğlak burcu kadınları için güçlü olmak önemlidir. Karamsar bir ruh hali vardır ve kendine duvarlar örmeyi sever. Bu yüzden hoşlandığı erkeğe duygularını belli etmesi uzun sürebilir. Karşısındaki erkek acele ederse kaçar ve kabuğuna çekilir. Uzun süreli ilişkiler ister. Gerçekçidir, hayalperest değildir. Sıcak kanlı, komik ve sorumluluk sahibi erkeklerden hoşlanırlar. Ani kararları ve planları sevmezler.

Kova

Özgürlüğüne düşkün, kararlı ve becerili kova kadınları çalışkanlardır. Giriştikleri her işte başarılı olmak isterler. Kısıtlanmaktan nefret ederler. Bu yüzden tutucu ve kıskanç erkeklerle olamazlar. Romantik erkeklerden çok maceracı erkeklerden hoşlanırlar. Hoşlandıkları erkekle önce arkadaş olmak isterler. Nerede, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz ama çok çabuk aşık olabilirler. Aşık oldukları hızda bıkma ihtimalleri de yüksektir.

Balık

Tuttuğunu koparan, hırslı ve sempatik balık burcu kadınlarının sezgileri kuvvetlidir. Aynı zamanda oldukça romantik, duygusal ve hassas olurlar. Tüm bu yönleriyle yardıma ihtiyacı olan erkeklere asla dayanamazlar ve bu erkeklere aşık olmaları muhtemeldir. Sevdiği erkeğin hatalarını affeder ve kaprislerine göz yumar. Tüm bunlara rağmen karşılığında kabalık görürse sevdiği erkekten hızla uzaklaşabilir

kaynak: msnyasam

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »