Tai Chi Nedir ?

Seniors-may-ward-off-depression-by-practicing-tai-chi_16000510_800466451_0_0_7007302_300[1]

Tai Chi nedir; önce uzun bir süre duruş çalışırsınız, biraz sıkıcıdır ama çok gereklidir. Aslında ordaki duruşunuz bir noktadan sonra hayatınızdaki duruşunuza etki eder.

 Başlangıç formu olan sekizlik tai chi de her formu iyice detaylandırıp uzun uzun ve ağır ağır çalıştırır hoca ve her yeni form almaya hak kazandığınızda- evet bu tamamen hak kazanmaktır- hayatınızdaki bir durumla yüzleşirsiniz…
Yani tai-chi beden hareketi gibi gelir, ama sizi hayat duruşunuzdan, geçmiş hesaplaşmalara kadar götüren derin bir ruhsal yolculuğun kapısını da beraberinde açar.
 Biraz dingin, sakin ve kuvvetli (AMA YUMUŞAK) durmayı özellikle teslimiyeti öğretir.
Sonra farkındalığınız artar ve kendinizi gözlemlemeyi öğrenirsiniz ve kendinizle uğraşmaya başlarsınız. Dersleriniz ortaya çıkar ve onları çalışırsınız…
Yani zihninizin sınırlarını görürsünüz, ve onları aşmak için çalışmaya başlarsınız ve eğer onları aşmayı başarırsanız zevkten deliye dönersiniz…
Aslında yazdıkça Tai Chi’yi hiç anlatamıyormuşum gibi geliyor, ama en önemli özelliği nedir derseniz, evrensel enerji yani ”chi”yle tanışıyorsunuz derim…Daha da bir kelime edemem…
Anette

Light İn Babylon…Muhteşem bir Grup…Sakın Kaçırmayın…

light-in-babylon_653645[1]

İstanbulda’sınız…Yolunuz tünele düşmüş yürüyorsunuz. Kafanızda binbir düşünce cirit atarken, boşu doluya, doluyu boşa yerleştirmeye çalışırken güçlü bir kadın sesi bir anda sizi kendinize getiriyor. Ve düşünmeden ayaklarınız sizi kalabalığa yani ”ona” doğru götürüyor. Bu etkileyici sesin sahibini görmek için (belki size hiç yakışmayacak bir şekilde insanları iteleyip) önlere doğru ilerliyorsunuz. Ne dediğini anlamıyorsunuz hem de hiç anlamıyorsunuz. Ama ne önemi var ki? O ses sizi çoktan alıp götürmüş… Siz artık o sesin,santurun,gitarın esiri olmuşsunuz ve bir daha onları nasıl dinlerim derdine düşmüşsünüz bile…

Küçük konserlerinin arkasından hemen yanlarına koşup onlar hakkında daha fazla bilgi almaya çalışıyorum. Avrupada ve İstanbul’da bu eşsiz müziklerini çoğunlukla sokaklarda bazen de konser mekanlarında icra ettiklerini ve hatta iki de albümleri olduğunu öğreniyorum…

Hadi bende size bir kıyak buu güzel grubun albümünü almak için http://www.lightinbabylon.com/ adresinden yararlanabiliyorsunuz. Eee ne duruyorsunuz?

Bilgisi benden alması senden…Herkese sevgi saygı efem…

Sağlıcakla…

Not: İşte beni benden alan ses  http://youtu.be/FrvlsfEfB3M

Kitabı mı okumalı / Filme mi gitmeli…Ye…Dua et… Sev

Bu yazıyı kitabı/filmi okumamış-seyretmemişler okuyabilir…(Bunu neden mi yazdım…Hemen anlatayım. Gitmek istediğim filmin eleştirisini okurken baktım adam filmin sonuna yazmış ben gazete elimde şöyle kalakaldım. Filme de gitmedim. Bir daha film eleştirisi de okumadım. O yüzdenşu an  buna çok dikkat ediyorum)

Ye… Dua et… Sev… kitabını aldım. On gündür okuyorum. Daha doğrusu okumaya çalışıyorum. Günlük işlerden, şundan bundan eğer zaman kalırsa kitabı elime alıyorum. Kitaptan memnunum. Hatta kitabın kahramanıyla bazen paralel duygu ve düşüncelere girdiğim bile oluyor. Kitabı okurken filmi vizyona girdi. İlk kararım kitabı bitiririm sonra da filme giderim şeklindeydi. Fakat kitap planladığım kadar hızlı gitmediği için kitabın tam yarısında filme gittim.

Aslında çok ilginç bir deneyim oldu. Kitabın tam yarısına kadar okumuştum. Bu da demek oluyor ki ilk yarıyı tamamen biliyorum. Gerçekten de öyle. Fakat filmin ilk yarısı benim için büyük bir hayal kırıklığı oluyor. Eeee çok hızlı geçmişler. Burada duygu yoğunluğunu verememişler. Yok yok olmamış . Ben bunun hayalini böyle kurmamıştım. Ama bunlar kitapta yoktu. Hoşluk katmak için eklemişler diye düşünüyorum. Benim anlatmayı tercih edeceğim bir sürü bölüm de atlanmış diyorum.Tamamen memnuniyetsiz bir şekilde ilk perdeyi kapatıyorum.

Ardından ikinci perde başlıyor. Sanki başka bir filme geldim. Herşey yavaşlamış, detaylar güzelleşmiş. Duygusallaşıyorum.  Ne eksik, ne fazla diye kafamı yormuyorum. Büyük bir keyifle ikinci yarıyı seyrediyorum.

Sonra da kitap mı ? film mi? ikilemi mi sorgulamaya başlıyorum

Buyrun düşünce zincirime…

Kitapta duygular daha yoğun, olaylar daha detaylı işleniyor. Benim hayalgücüme de yer kalıyor. On günde kitabı anca yarılamışım. Emek vermek gerekiyor. Vakit alıyor.

Film tabi ki zahmetsiz.İki saatte patlamış mısır eşliğinde, kitabın özetini görüyorsunuz. Hoşça da vakit geçirmiş oluyorsunuz, kitabın ana fikrini de alıyorsunuz.

Ama şöyle bir nokta var filmin sonundaki sahneyi daha iyi algılayabilmeniz için kitabı okumuş olmak gerekiyor. Kitapta anlatılan bazı nüanslar  filme yedirilememiş.

Neyse benden bu kadar… Kitabı okuyun derim…

Not: Hepimize kendi dengemizi bulduğumuz günler dilerim.

Sağlıcakla,