RESİMDE İLK FARK EDİP GÖRDÜĞÜN ŞEY, SENİN HAYATA BAKIŞ AÇINI GÖSTERİYOR TEST EDİN…!

Butterfly-Apple-by-Vladimir-Kush[1]

Şekle Baktığınızda Ne Görüyorsunuz…

A-Elma

B- Kelebek

C- Bıçak

Elma Görenler: Sizler ayağı yere sağlam basan, arada dengeyi kaybetseniz bile kolaylıkla dengeye gelebilen insanlarsınız. Çevrenizdekiler size danışırlar, sizi dinlerler. Daime kendinizi geliştirmeye çalışırsınız, yanlış yapsanız da telafi etme yoluna gidersiniz. Sorunlardan kaçmak yerine onları nasıl çözerime odaklanırsınız. Gerçekten çok güvenilir insanlarsınız .Kendinizi sürekli kontrol altında tutarsınız ama arada bir eğlenin kendinize akışa bırakın. Olur mu???

Kelebek Görenler: Sizi gidi çocuk ruhlular sizi. Bu dünya bazen size zor geliyor. İçinizdeki, iyilik, sevecenlik o kadar yüksek ki, nefreti, kızgınlığı, öfkeyi anlayamıyorsunuz. Hele ki bu duygular size yönlenirse ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz ve hak etmediğinizi düşünüyorsunuz. Gerçekten de hak etmiyorsunuz. Sizler o kadar naifsiniz ki. Hiç bir canlıyı incitemezsiniz, bilerek isteyerek hiç kimseyi üzemezsiniz, siz üzülürsünüz, kırılırsınız da , başkalarını kırmazsanız. Siz gidin çimlerde yuvarlanın, salıncaklarda sallanın. Aynen böyle kalın emi:)))

Bıçak Görenler: Sizler çok iyi insanlarsınız ama geçmişte çok kırılmışsınız. Zamanında size yapılan tüm haksızlıklar içinize işlemiş ve karnınızda bir bıçak yarası var gibi hissediyorsunuz. Zaman zaman bunları unutuyorsunuz ve ışıltınızla çevrenizi büyülüyorsunuz, dışarı çıkıp eğleniyorsunuz, hayatın tadını çıkarıyorsunuz, zaman zaman da eve kapanıp yaralarınızı sarmaya çalışıyorsunuz. Aman boş verin ne olduysa oldu bitti, siz bu dünyaya lazımsınız. Bu andan itibaren geçmişi affedin ve hayata dört elle sarılın emi…

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Arkadaşlar! Hayatımın Formülünü Sizlerle Paylaşıyorum: Kendini Tanıma+Niyet (olumlama)+ Emek+ Tevekkül = OLANA ŞÜKÜR

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Arkadaşlar,

Secret’ın dünyayı kasıp kavurmasını hepimiz biliyoruz, ben dahil hepimiz panolar hazırladık ve bekledik bekledik. Panodaki dileği olan oldu mu bilmiyorum ama benimkiler olmadı. İçimde bir yerlerde bir terslik olduğunu biliyordum, bir şeyin atlandığını biliyordum ama tam hissedemiyordum.

Ya da olumlamalar yapıyordum, yeniayda dilekler hazırlıyordum, enerjiler gönderiyordum yok Allah’ım yok hiç bir şeyin olduğu yok. Yok bu ay olmadı öbür ay yapayım diye diye bazen vazgeçerek, bazen yineleyerek devam ettim.

Sonrasında edindiğim dostluklar, gittiğim kurslar ve okuduğum kitaplar neyin eksik olduğunu anlamamı sağladı. Ve bunu sizinle paylaşmak istedim.

Bir şeyi istiyorsan çağırıyorsun ya, eee hani plan program, hani o hedefe ulaşmak için yöntem, hani uğraşma, sen(ben) bulmuşuz kolayını yap pano bekle sonra olmadı de. Ee kardeşim hani EMEK. İstiyoruz ki ”armut piş ağzıma düş” yok öyle yağma.

Peki kendimi tanımadan, beni neyin mutlu edeceğini bilmeden nasıl bir şey isteyebiliyorum onu da anlamış değilim. Elalem için değil, annem babam için değil, erkek arkadaşım için değil bu hayatta kendim için ne istiyorum kardeşim? Önce kendimizi tanımalıyız ki  kendimize uygun bir niyet beyan edelim.

Ayrıca sen (ben) kendine çeki düzen verme, kendi üstüne uğraşma, kendini tanımak için didinme sadece oturduğun yerden istiyorum da istiyorum da. Evren de derki daha çok beklersin:))) Valla bana öyle dedi sizi bilemem.

Kendimizi tanıdık, buna uygun niyet belirledik, niyetimize uygun şekilde çalıştık eh ilahi sistemde yaşadığımıza göre bundan  sonra içimiz rahat ederek kendimizi Allah’a bırakabiliriz. Yani tevekkül edebiliriz.

Bundan sonra niyetim oluyorsa şükür.

Niyetim olmuyorsa da şükür. Çünkü evreni ve kainatı yaratan elbette ki benim için neyin daha iyi olduğunu bilir. İsteğim olmamışsa bu da benim hayrımadır derim ve olmadığı için Şükrederim. Kim bilir Allah beni oldurmayarak bilmediğim nelerden kurtarmıştır. Ve yeni olacak olan kim bilir benim için ne güzellikler taşıyordur. ŞÜKÜR.

Ve artık arkadaşlar artık çok mutluyum hayatımın formülünü buldum size de tavsiye ederim:

Kendini tanıma + Niyet (olumlama)+ Emek+ Tevekkül = OLANA ŞÜKÜR

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Resme Dikkatlice Bak Ve Sana Hitap Eden Şekli Seç…

55fc38af0da6efd374c2cc95[1]

Ağaç: Kök salmak, büyük bir aile kurmak istiyorsun.  Bahçeli bir evin, içinde koşturan çocukların, köpeklerin olsun istiyorsun.Komşuların tarafından, arkadaşların tarafından kabul görmek ve sevilmek istiyorsun. Kalbin o kadar sevgi dolu ki, tanıdığın tanımadığın herkesle sevgini paylaşıyorsun, bırak biraz da başkaları seni ne kadar sevdiklerini göstersinler…

Dikkatli Bakan Adam: Hayatında farkındalığı yüksek bir insansın. Kendini geliştirmek, sorunlarını çözmek ve bunun ötesinde ruhunu bir üst titreşime çıkarmak istiyorsun. Başkalarıyla ilgileniyorsun, dertlerini dinliyorsun, onlar için koşturuyorsun ve bu senin çok hoşuna gidiyor. Sanki sen bu dünyaya gönderilmiş bir yardım meleğisin. Ama senin ihtiyacın olduğun da başkalarının da sana yardım etmesine izin vermelisin…

Uyuklayan Adam: Seni yoracak ve yıpratacak bir süreçten geçmişsin ama şükür artık her şey geride kaldı. Biraz kendi içine dönmeli, meditasyon, yürüyüş yapmalı, ve bu hayattan ne istediğini bulmalı ve bunlara göre hayatına yön vermelisin. Artık aydınlık günler seni bekliyor, cesaretle ilerle. Şans senden yana…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

14 Kasım 2015 Reiki 1. Seviye İlk Eğitimim Var… Kaçırmayın….

12143187_830186477094336_6971802059650366182_n[1]

Uzun zamandır kendi içime yolculuk yapıyorum, kendimle, ilişkilerimle yüzleşiyorum, Reiki , meditasyon, nefes çalışmaları yapıyorum. Ama hep uygulayıcıyım.  Bir sabah kalktım ve artık deneyimlerimi paylaşma zamanı geldi dedim. Ve en çok şifa ve enerji çalışmalarını sevdiğimden Reiki 1 . Seviye eğitimi vererek başlayayım dedim. Sizler de benim bu yolculuğa çıkışıma tanık olmak istiyorsanız, bu evrensel sevgiyi beraber büyütmek istiyorsanız, kendinizi ve çevrenizi şifalandırmak istiyorsanız buyrun eğitimlerime gelin…

Anette İnselberg

Tarih14 Kasım Cumartesi

Saat: 14.00-18.00 arası daha fazla bilgi için özelden mesaj atın efem:)))

Reiki Nedir Ne Değildir… Buyrun…

Öğrenilmesi ve uygulanması çok kolay olup herkesin uygulayabileceği bir iyileştirme metodudur. 1920’de Japon Dr. Mikao Usui tarafından Kurama Dağında başlatılmıştır. Ancak bir Reiki Master/Öğretmen tarafından inisiye edilmiş kişi tarafından ellerin bedene temasıyla kişinin kendisine ya da başkalarına uyguladığı bir yöntemdir. Doğası biyoenerjiden çok farklıdır.

Reiki diğer şifa teknikleri gibi öğrenilemez. Reiki uygulayabilmek için uzun süren meditasyonlar yapmak, farklı deneyimlere, tecrübelere ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez. Bu yeteneğe sahip olmanın tek yolu; inisiyasyon dediğimiz yeteneğin transferidir (yani kısaca eskilerin ya da Anadolu’daki yaygın kullanımıyla el vermek diyebiliriz). Öğrendiğiniz ilk günden itibaren kendiniz ve başkaları için uygulayabilirsiniz.

Reiki enerjisi çok yumuşak aynı zamanda da herşeyde kullanılabilen, zararsız ve çok güçlü bir enerjidir. Adeta kendi bilinci olduğundan sizin yönlendirmenize gerek duymaz. Konsantre olmanız gerekmez. Reiki’yi aktarırken uygulayıcı bir kanal olur. Bu özelliğinden dolayı; uygulayıcının enerjisi tükenmez. Reiki, tüm inançlarla uyumlu çalışır.

Dünya üzerinde 2 milyondan fazla kişi tarafından kullanıldığı varsayılmaktadır. Bugün Amerika’da hastaların iyileşme sürecini hızlandıran bütünleyici/tamamlayıcı tedavi olarak bazı hastane ve kliniklerde uygulanmaktadır, ama yine de modern tıbbın yerine kullanılamaz.

Neden Hasta Oluruz?

Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz.

Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.

# Reiki’nin Faydaları Kişi inansa da inanmasa da bu evrensel enerji şuurlu olarak kanal olan kişi aracılığıyla terapiyi alana, alıcının ihtiyacı olduğu oranında akarak denge ve şifa sağlar. # Stresli olduğunuzda derin bir rahatlama sağlar. Kafanız karıştığında düşüncelerinize berraklık getirir. # Korku anlarında sizi sakinleştirir. # Acınızı azaltarak, yaralarınızın doğal iyileşme sürecini hızlandırır. Her zaman daha sağlıklı olmanızı sağlar # Varolan hastalıklarınızın ilerlemesini önler. Kronikleşmiş rahatsızlıklarınızı yavaş yavaş ortadan kaldırır. Duygusal yaralarınızı sarmanıza yardımcı olur. # Olumsuz davranışlarınızı siz farkında olmadan değiştirir. Bütün bunları bedeninizdeki enerji titreşimlerini artırarak yapar. # Ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır. # Reiki, günlük kullandığınız enerjinize güç katıp bedeninizdeki enerjiyi dengeler ve rahatlamanızı sağlar. Böylece, zaman içinde oluşacak duygusal ve zihinsel dengesizlikleri engellenir. # Hem kendinize, hem başkalarına kullanılabilir olması, en önemli avantajlarından biridir. # Şevkat ve sevgi duygularını geliştirir. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: huzur, rahatlama ve güvendir. Yapılan Reiki uygulamaları, iyileşmeyi yumuşak geçişlerle sağlar. # Reiki verme konusunda hiçbir zaman endişe duyulmamalıdır. Uygulayıcı, bu güçlü enerjiyi kanal olarak uyguladığı için uygulayan kişinin, kişiliği enerjiyi etkilemez. # Uygulamalardan sonra ortalama üç haftalık bir iyileşme süreci devam eder. Eğer sonucu görmek için röntgen çektirmek ya da tahlil yaptırmak gerekiyorsa bu süreci beklemekte yarar vardır. # Yapılan uygulamalar sırasında eğer önemli sağlık sorunları varsa bu uygulamaların tıp tedavisi ile birlikte devam ettirilmesi tavsiye edilir.Reiki, yaşam boyu sizinle birlikte olacak, evrenin enerjisinden kendinizin ve çevrenizin yararlanmasını sağlayan, geçmişi asırlar öncesine dayanan bir şifa tekniği…
Reiki, tüm insanlar için evrensel bir ödül… 

Türkiye’de Reiki konusunda şu ana kadar yayınlanmış çeşitli kaynaklar ve siteler bulunmakta. Gerek bu eserler, gerekse yurt dışında yayınlanmış pek çok çeşitli kaynak, Reiki konusuna çok farklı açılardan yaklaşmakta ve daha çok yazarlarının Reiki tecrübelerini yansıtmaktadır. Aslında Reiki, ilgilendiğiniz boyuta bağlı olarak pek çok farklı sistemi de referans alabildiğinden ve de farklı uygulama teknikleri ile kombine edilebildiğinden çok kapsamlı ve uzun çalışmaları gerektirebileceği gibi, tekniğin özündeki basitlik nedeniyle de çok kısa sürede öğrenilip doğru ve çok etkin şekilde uygulanabilecek bir şifa sistemidir.

Reiki konusunda ihtiyacınız olan bilgileri yeterli ve kapsamlı olarak bu sayfalarda bulacaksınız. Konuya olan ilginiz artan oranda sürerse, İnternet dahil olmak üzere çok çeşitli dış kaynaklarda ve yaşam enerjisini temel alan farklı uygulama disiplin ve tekniklerini inceleyen çalışmalarda tamamlayıcı bilgiler bulabilirsiniz.

Reiki, bir ayrıcalık, bir üstünlük aracı değildir. Reiki, çok kısa sürede kavranır ancak bir ömür boyu yaşanır. Reiki, katı kuralları ve uygulama prosedürü olan bir teknik değildir.

Asırlar boyunca insanlığın tecrübelerle oluşturduğu bilgi birikiminin ve farkına vardığı evrensel etkilerin insan yararına uygulamaya dönüştürülmüş pratiğidir. Kolaylıkla, arayışın hala sürdüğünü ve her gün yeni bir boyutun daha farkına vararak yararını geliştirdiğimizi söyleyebiliriz. Bu nedenle, Reiki’nin bize sağladığı uygulama kolaylığını kullanırken aynı zamanda hergün kendimizin de yeni bir boyutu deneme ve farketme olanağımızın olduğunu unutmamalıyız.

Reiki, akıl ve bilim yolundan hiçbir şekilde sapmayan, bağnazlık ve boş inançlarla hiç bir ilgisi olmayan bilimsel bir yöntem olmakla birlikte, insanı ve evreni uyumlu bir bütün halinde yaşattığından, bilgeliğe yaklaştıran bir tekniktir.

Reiki, tıbba alternatif bir şifacılık tekniği değildir. Tıbbi uygulamaların daima yanında olan ve bu uygulamaların insanı sağlığına kavuşturmasında eksik ve yetersiz kalan unsurları tamamlayan ve rahatsızlıklara yol açan etkenlerin önlenmesini amaçlayan bir tekniktir.

Tıp bilimi asırlardır insan fizyolojisini ele almış ve hastalıkları, rahatsızlıkları, semptomlarına göre değerlendirerek, bu semptomların giderilmesine yönelik çalışmayı benimsemiştir. Semptomlar ayıklanarak rahatsızlıkların kökenine gidilmesi son yıllarda gelişen tekniklerle mümkün olmaya başlamakla birlikte tüm çalışmalar hala fizyoloji üzerinedir. Ancak Reiki, tıbbi uygulamaları hiçbir şekilde reddetmeden, insanı sadece fizyolojisi ile değil aynı anda ruhsal yapısıyla da bir bütün olarak ele alır. Temelde rahatsızlıkların kaynağını farklı bir bakış açısıyla değerlendirir ve insanın mevcut bağışıklık sisteminde oluşan uyumsuzluk ve yetersizliklerin, tüm rahatsızlıkların kaynağı olduğunu gösterir. Bu nedenle, tıbbi uygulamalar fizyolojik tedaviyle uğraşırken aynı anda Reiki, rahatsızlığın kaynağına inerek bağışıklığın evren enerjisiyle kuvvetlendirilmesini ve şifanın sürekliliğini sağlar.

Sağlıklı olduğu varsayılan kişilerde ise düzenli Reiki uygulamaları, rahatsızlık ve hastalıkların oluşmasını çok önemli ölçüde önlemektedir. Bugün Batı toplumlarında tıp alanında da Reiki uygulamaları tamamlayıcı tedavi olarak kabul görmektedir. Sadece Amerika’da hastane ve kliniklerde lisanslı ve kadrolu şekilde çalışan ‘Reiki Practitioner’ sayısı 200.000’i aşkındır.

Reiki, enerjiyi temel alan pek çok farklı ve çoğu Doğu ve Uzakdoğu kökenli uygulamalardan faklı olarak, basitliği ve çok etkili sonuçlarıyla 1980’lerden sonra Batı toplumlarında çok yaygın hale gelmiştir. Ancak ülkemizde yeni tanınmaya başlayan bu tekniğin yaygınlaştırılması için çabalar yetersizdir.

Bunda önemli bir etken, ülkemizde sayısı sadece ‘birkaç’ı geçmeyen Reiki Master’ının bulunması, yabancı ülkelerden düzenli aralıklarla gelen bazı Master’ların Master yetiştirmek yerine iyi bir inisiyasyon pazarı olarak gördükleri ülkemizdeki gelir kapılarını kapatmama çabaları ve tüm dünyada da zaman zaman gözlenen “en doğru teknik seninki değil benimkidir” şeklindeki kısır tartışmadır.

Ancak unutulmamalıdır ki Reiki, tüm insanlığa verilmiş bir ödüldür ve Evren enerjisinin sahibi yoktur! Hepimiz sadece onu anlamaya, onunla uyum içinde yaşamaya ve ondan yararlanmaya çalışıyoruz… Asırlardır nice bilge kişinin yapmaya çalıştığı gibi!

Reiki Ne Değildir?

Reiki’yi kullanabilmek veya faydalarından yararlanabilmek için herhangi bir kültüre, dine veya inanca sahip olmak gerekmez. Herhangi bir kişiye veya gruba ait değildir. Reiki, alternatif tıp bilgileri içinde anılmasına rağmen; alternatif tıp yöntemi değildir. Tıbbî müdahalelerin yerine geçemez, hastalıkların teşhisinde çağdaş tıbbın yerini tutamaz.

Reiki Eğitim Süreçleri

Reiki temelde üç aşamalı tam bir şifa ve ruhsal gelişim sistemidir, her bir aşama bir diğerini tamamlar. Herkes her bir seviyenin eğitimini almaya açıktır ancak kişiler arzu ettikleri noktada eğitimlerine ara verebilirler ya da bırakabilirler. Bu dereceler kişilerin birbirlerine üstünlük sağlamaları için değildir

Reiki I

Reiki 1. derece inisiyasyonu kişiyi evrensel yaşam gücü enerjisine açar. Reiki Master/Öğretmen tarafından uyumlandırılan kişi artık elleri aracılığıyla şifa niyetiyle kendisine ya da başkalarına dokunarak Reiki enerjisinin akmasını sağlayabilir. 1. derece fiziksel şifa uygulamaları içindir. İnisiye olan kişi kendisine, başkasına, bitkilere ve hayvanlara enerji verebilir. Reiki öğretisinin temelini oluşturan, 1. derece inisiyasyonu olmadan diğer dereceler alınamaz.

Reiki II

Reiki 2. derece inisiyasyonu kişinin şifa niyetiyle aktardığı enerjiyi güçlendirir, uygulayıcılar zihinsel, duygusal şifa ile uzaktan şifa gönderme yöntemlerini öğrenirler. 2. derecede, uygulayıcılara 3 sembol ve bunların kullanım bilgileri aktarılır. Kişinin inisiyasyonu sırasında açıldığı semboller aracılığıyla yapabileceği ek uygulamalar öğretilir. Kişi artık Reiki vermek için dokunmak zorunda değildir. Olaylara da enerji gönderebilir.

İleri Reiki Eğitimi (Advanced Reiki Training – ART)

Bu aşamada kişi master sembolüne inisiye olur, Reiki meditasyonunu, kristallerle çalışma tekniklerini, psişik cerrahiyi (kansız ameliyat) ve aura temizleme tekniklerini öğrenir. Bu derece geleneksel Reiki sisteminin bir parçası değildir, ancak William Lee Rand tarafından Reiki öğretmeni olmaya hazırlık aşamasının bir parçası olarak ilave edilmiştir. Öğretmenlik yapmak istemeyip sadece şifacılık yeteneklerini geliştirmek isteyenler içinde faydalı olduğundan eğitim süreci çerçevesinde verilmektedir.

Reiki III

Öğretmenlik (Reiki Master) Reiki Öğretmeni/Master olmak esasında çok büyük bir adım ve ciddi bir sorumluluktur. Reiki uygulaması yapan herkesin öğretmen olması gibi bir gereklilik yoktur. Bu aşamada alınan eğitim, öğretmen olan kişiyi uygulayıcıları tüm Reiki derecelerine inisiye etmesine hazırlar, doğru iletişimi kurma ve öğretmen-öğrenci ilişkileri konusunda bilgilendirir. Bu seviyedeki kişilerin, şifaya gerçek güçle, sevgiyle ve sebatla bağlı olmaları gerekmektedir. Reiki enerjisine inisiye edilecek kişilerin sorumluluklarını taşımaya hazır olmayı gerektirir. Enerji vermek için asla üşenmemelidirler. Bu işte en büyük tehdit şişkin egolardır, Reiki’ye güvenmeyi bilmek gerekir. Normalde Reiki Öğretmeni/Master olmak kişinin 2-3 senesini almaktadır.

Nelere Reiki verilebilir?

# Reiki çok güçlü aynı zamanda da çok yumuşak bir enerji olduğundan asasında herşeye verilebilir. Tarih boyunca bilinen tüm hastalıkların (şizofren, bi-polar ve epilepsi yani sara hastalarında ilaç tedavisinin yanında sürdürülebilir) iyileştirilmesinde kullanılmıştır, # Anne karnındaki embriyoya iyi gelişmesi ve doğumun rahat geçmesi için uygulanabilmektedir,

# Uygulanan diğer tüm tedavi ve terapilerin etkisini arttırıcı özelliği vardır,

# Kişinin farklı ve ciddi bir sağlık problemi varsa doktor kontrolünde Reiki verilebilir,

# Her türlü tıbbi tedavinin sonuçlarını geliştirir, yan etkilerini azaltır, tedavi süresini kısaltır, çekilen acıyı azaltır ya da tamamen yok eder, hastalığın yarattığı olumsuz duyguları hafifletir, kişide iyimser duygular geliştirir ve yaraların kolay kapanmasını sağlar,

# Tüm bitki ve hayvanlara uygulanabilir,

# Yaşanmış olayların kişide yarattığı negatif etkileri azaltmada önemli rol oynar.

– Reiki hangi hastalıklarda işe yarar?

Reiki fiziksel,zihinsel yada duygusal boyutta kendini gösteren hastalıkların hepsinde kullanılabilir. Kesin olarak şu hastalığa iyi gelir yada şu konuda etkili olur cevabını reiki için vermek doğru olmaz. Eğer bir ilaç içiyorsanız o ilaç muhtemelen tek bir tip hastalık için yapılmıştır. Reiki ise bütüncüldür ve bütüne yönelir. Önemli olan sizin şifayı istemeniz ve kabul etmenizdir.

– Reikiyi kendi kendime kitaplarda öğrenebilir miyim?

Reikiyi kitaplardan öğrenmek mümkün değildir. Kitap okuyarak ancak reikinin ne olduğunu ve ne işe yaradığını öğrenebilirsiniz ancak reiki uygulayıcısı olamazsınız. Çünkü reiki inisiyasyon dediğimiz reiki öğretmeninin sizin enerjinizle reiki enerjisini uyumlu hale getirmesiyle öğrenilir. İnisiyasyona halk dilinde el verme de denmektedir.

Çalakalem Yazılarım..., Karikatür kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Seni Çağıran Şekli Seç Ve Nasıl Bir Hayat Arkadaşı Seçmen Gerektiğini Anla…

55fc38dbe21f352769787187[1]

Bu fotoğrafa baktığında;

Sörfçüyü Görüyorsan: Sen hayat dolu, hareketli, yerinde duramayan bir tipsin. Adrenalin nerede sen orada. Oturmak, televizyon seyretmek, evde pineklemek sana göre değil. Hafta yedi sen sekiz dışarı çıkmalısın. Sosyalleşmeye ve ön planda olmaya bayılırsın. Hayat arkadaşı olarak seçeceğin kimsenin sana uyacak şekilde yüksek enerjili ve hareketli olması gerekir. Ayrıca sen yönetmeyi sevdiğin için yumuşak başlı olmasına dikkat et. Yoksa evden hır gür hiç eksilmez…

Güneşi  Görüyorsan: Sen sıcacık, samimi, hayat dolu, neşeli bir insansın. Çevrendeki insanları sıcaklığınla ısıtıyorsun. Dostluğunun değeri paha biçilemez. Yörüngene giren orada kalmak istiyor. Sana senin gibi gülmeyi seven, insanları seven, sırtına dayayabileceğin, karakteri oturmuş, güvenebileceğin bir insan gerekiyor. Karamsar bir insan senin ışığını azaltıp, hayatına gölge düşürebilir. Benden söylemesi…

Balina Görüyorsan: Sen evcimen, temiz, misafirperver, güzel yemek yapmasını bilen, becerikli, sorun çözücü birisin. Evin dolup dolup taştıkça daha çok mutlu olursun. Dışarı çıkmak, barlara gitmek, gece gezmeleri sana çok uzak. Sana kendin gibi,sakin, dost meclislerini seven, film seyretmekten, kitap okumaktan hoşlanan  şair ruhlu biri lazım. Yoksa ne tadın kalır ne de tuzun. Aman dikkat diyeyim…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sakın Bu Testi Kaçırma Şeklini Seç Ve Ruhunun Neye İhtiyacı Olduğunu Anla !..

 

IMG_7680

Şekil 1’i Seçtiysen: Rahatlamaya İhtiyacın Var

Son zamanlarda seni yoracak ruhsal zamanlardan geçtin. Olmayacak haberler aldın, olmayacak işler oldu ama artık bu zor günlerin sonuna geldin. Üstüne düşeni yaptın ve büyüdün. Artık arkana yaslanıp rahatlama zamanın geldi. Zor bir sınavdan geçtin ama bitti. Bundan sonrası senin için bebek oyuncağı…

Şekil 2’yi Seçtiysen: Başkalarını Affetmeye İhtiyacın Var

Seni ne çok üzmüşler, ne kadar çok kızdırmışlar. Haklıyken haksız duruma düşmüşsün, kendini iyi savunamamışsın. Bütün bunlar boğazında düğümlenmiş, ciğerlerinde düğümlenmiş midende düğümlemiş.  Aman kendine dikkat edin biraz daha duygularını içeri atarsan hastalanırsın. Boşver ne olduysa oldu affet gitsin…

Şekil 3’ü Seçtiysen: Kendini Sevmeye İhtiyacın Var…

Hayatın boyunca hep başkalarını sevmişsin, hep başkalarını el üstünde tutmuşsun. Ama artık senin vaktin geldi. Sen kendi değerini bilmezsen, kendini sevmezsen kimse seni sevmez. Bugün aynanın karşısına geç ve 21 günlük çalışmanı başlat: , gözlerinin içine bak ve ”seni çok seviyorum iyi ki varsın” de

Şekil 4’ü Seçtiysen: Doğaya Dönmeye İhtiyacın Var…

Şehir hayatı pek güzel, pek hoş eyvallah. Ama artık senin bu gürültüden, kargaşadan uzaklaşma zamanın gelmiş. Doğanın için de sessiz yürüyüşlere, cırcır böceklerinin sesini dinlemeye , yıldızları seyretmeye ihtiyacın var. Biraz toprakla uğraşmalı enerjini dengelemelisin. Haydi hemen doğaya…

Şekil 5’i Seçtiysen: Kendi İç Sesini Dinlemeye İhtiyacın Var…

Her olayda başkalarının fikrini sorman iyi hoş ama artık yeter. Bu senin hayatın ve kendin için en iyisini yine kendin bilirsin. Bundan sonra hayatının patronu artık sen ol, kalbini dinle. Sadece içinden gelenleri yap inan bana daha mutlu bir hayatın olacak. Haydi cesaret…

Şekil 6’yı seçtiysen: Kendine Güvenmeye İhtiyacın Var…

Bu güvensizlikte ne böyle. Silkin ve kendine gel. Başaramam, yapamam, edemem laflarını artık duymak istemiyorum. Senin kimseden bir eksiğin yok, kafana koyduğun şeyi öyle de bir güzel yaparsın ki. Yeter ki iste, yeter ki yapacağına inan. Bir defter al ve 21 gün boyunca kendime güveniyorum yaz… Unutma ben sana güveniyorum…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağlanma Korkusu -Artık Hangimizde Yok Ki !!!

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Geçen gün bir dost meclisinde sevdiğim insanlarla beraberdim. Konu döndü dolaştı ve tabi ki ilişkilere geldi. Arkadaşım fena halde dertliydi, şimdiye kadar bir nişan attığını ve evlenmeyi beceremediğini anlatıyordu. Ben de dayanamadım sordum kalbinle-mantığınla olabilecek ilişkilere mi giriyorsun yoksa olamayacak ilişkilere mi giriyorsun? (Yani artık belli bir yaş ortalamasını tutturunca ortalama üç ayda o ilişkinin nereye gidebileceğini insan hissediyor).

Arkadaşım ‘’Nevin’’ diyelim bana döndü uzun uzun baktı aaa nerden anladın ki Anette? Ben de uzun zamandır bunu sorguluyordum dedi. Nerde o kadar bana uymaz adam onların peşindeyim, ilişkiyi sürdürmek için de uğraşıp duruyorum. Sonra da yıpranmış bir şekilde kendimi nadasa ayırıyorum. İyileşince de yine olur ilişkinin peşinden değil olmazın peşinden gidiyorum.

Eh geçmiş olsun mu diyeyim, kocaman bir kulübe hoş geldin mi diyeyim bilemedim. Sen de bağlanma korkusu var. Ay inanmıyorum dedi bunun adı da mı var. Ayol dedim üstüne kitaplar bile yazıldı. O kadar tipik ve şematik davranıyorsun ki artık 1000 km öteden bunun kokusunu alabiliyorum. Sen şimdi diyeceksin ki bunun sebebi ne: Kötü bir evliliğin içinde büyümek, aldatılmak, yaşadığın tatsız ilişkiler, gözü dışarda ya da yalancı partnerlerle kurulan birliktelikler falan filan. Ama kafayı buna değil çözüme odaklamalısın. Yani diyor?

Yani DEĞİŞMELİSİN…

Peki nasıl???

Öncelikle diyorum hani olmayacak ilişkiler var ya onların peşinden gitmeyi bırakmalısın. Nispeten bu işin kolay tarafı. Peki zor tarafı ne? diye soruyor Nevin’im. ‘’Olabilecek ilişkileri yürütme cesaretini göstermelisin’’ diyorum. Korkmadan, kaçmadan, boğulur gibi olma hissine aldırmadan.

‘’Cık cık’’ dedi bu zor. ‘’Eh’’ dedim ‘’hayat senin seçim senin’’. Ama ne yaptığının farkında ol ve evlenemiyorum diye şikayet etmeyi kes artık. Çünkü sen evlenemiyor falan değilsin sen düpedüz EVLENMEK İSTEMİYORSUN. Başkalarının ve kendinin gözünde temize çıkmak için de bakın uğraşıyorum ama olmuyor diyorsun.

Kalkıp masadaki çayları tazeliyorum, elciklerimle yaptığım vişneli çikolatalı pastadan bir dilim kesip Nevin’e ikram ediyorum. Hadi diyorum çikolata her derde deva ye rahatla. Ama diyorum sana bu konuyla ilgili diyebileceğim birkaç cümlem var. ‘’Nedir’’ diyor bir tanem.

Psikonet yayınlarından çıkmış bir kitap var adı ‘’Hayatını Yeniden Keşfet’’. İçinde birçok test var. Testler senin hayatta hangi döngüleri tekrar ettiğini anlamana yardımcı olacak. Sen de “Bağlanma Korkusu” çıkacağını şimdiden biliyoruz. Bunu aşman için sana olumlamalar ve ödevler veriyor. Hangi erkek tipini görünce kaçmalısın sana bu konuda hatırlatmalar yapıyor ve en önemlisi olabilir bir erkekle tanıştığında ve o kaçma duygun geldiğinde kendini yatıştırman için neler yapabileceğinle ilgili  ödevler veriyor. Bence dene ve ödevlerini yap diyorum.

Arkasından konu kapanıyor ve hafta sonu ne yapacağımızı planlamaya başlıyoruz. Değişik önerilerin arasında kaybolup giderken hepimize korkularımızı yenebildiğimiz bir hayat diliyorum.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başkalarını kıskanmaya gerek yok ki onların yaptığı her şeyi siz de yapabilirsiniz yeter ki isteyin!!!

FullSizeRender

Başkalarını kıskanmaya gerek yok ki onların yaptığı her şeyi siz de yapabilirsiniz:yeter ki isteyin. Onlara bakıp ah ah edeceğinize emek ve zaman harcamayı göze alın. Hepimiz aynıyız sadece neye yöneldiğimizle farklılıklarımız oluşuyor.İsteyin ve yapın…

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Benden Sana Naçizane Tavsiye: Sakın Kimseyi Yargılama

FullSizeRender

Bu dünyada kimi yargılarsan aynı duruma düşmeden bu dünyadan göçmezsin, o yüzden sen sen ol kimseyi yargılama… Ya da aynı duruma senin olmadı ailenin düşeceğini bil !

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu hayatta başınıza ne gelirse gelsin üstesiden gelebilirsiniz.

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Bu hayatta başınıza ne gelirse gelsin üstesiden gelebilirsiniz.Yaşamdan soğumuş olabilirsiniz, kendinizi amaçsız hissedebilirsiniz. Ama unutmayın ki bu hayat size bahşedilmiş bir hediyedir. Ve sizler eşsizsiniz. Bu büyük tabloda kendi kısmınızı güzelleştirmek ve iyileştirmek için geldiniz.

Silkinin ve kendiniz gelin.

Siz yeniden başlamak için gerekli güce sahipsiniz. Bugün hemen şimdi ayağa kalkın ve silkinin. Ve hayat yolunun güzelliklerinin farkına varın. Tekrarlıyorum: Her şeyin üzerinden gelebilir ve her şeyi yapabilirsiniz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biz bu dünyada misafir değil miyiz, misafir de umduğunu değil bulduğunu yemez mi.

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

“Biz bu dünyada misafir değil miyiz, misafir de umduğunu değil bulduğunu yemez mi. O zaman nasibimiz bu deyip kabullenelim başımıza ne geldiyse. Ne yapalım deyip kabullenelim…”

Anette İnelberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Facebook Boşanma Sebebi Mi?

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Facebook kesinlikle boşanma sebebi. Bunun artık “mı’sı” “mi’si” “mu’su” kalmadı, kesinlikle öyle. Neden mi? Herkesin gözü açıldı da ondan. Eskiden, özellikle de belli bir yaşı geçince, bulunduğun ortama kısılıp kalırdın. Ne yapalım elimdeki bulgur bu deyip, her şeyi sineye çekerdin. Aaa bunun kötü bir şey olduğunu falan da düşünmüyorum onu söyleyeyim. Elindeki bulgurla, tanıdığın, sevdiğin, huzur bulduğun insanla yaşayıp gidiyordun işte ne güzel.

Şimdi öyle mi? Bi giriyorsun Facebook’a, deniz değil anacağım okyanus var okyanus. Sağa dön kadın/erkek sola dön kadın/erkek. Ya sen sayfalarda dolaşıp beğendiklerine “slm” deyip “üstünde ne vara” doğru giden mesajlar atıyorsun ya millet başlıyor seni didiklemeye. Yani ufaktan ufaktan tacize uğrama, rahatsız edilme, illallah dedirtme halleri olsa da, sonsuz olasılıklar denizine hoş geldiniz durumu var.

Artık evdeki bulgur canınızı mı sıktı, yalnız kalırım diye düşünmeye gerek yok ki, Facebook’ta oooo elini sallasan ellisi… Hem de tüm dünya sana kapılarını açmış ne duruyorsun durumu var. Face’te yabancı kadınları beğenip İstanbul’a getirenler, arkasından tatile götürüp evlenenler bile olduğunu duydum.

Ama en çok Facebook’ta tanışıp, çıkmaya başlayanların şikayetiyle karşılaşıyorum. Şikayet de şu; biz hanımla/beyle Facebook’ta tanıştık ‘’peki’’ diyorum, şöyle devam ediyorlar ben baştan ona sormuştum biz ilişkiye başlarsak Facebook’a yine böyle yoğun girecek misin? Cevap ‘’tabi ki hayır aşkım, ben boşluktan böyle çok giriyordum artık yanımda sen varsın, ihtiyacım yok ki’’ şeklinde oluyormuş. Ama ilişkinin ilk balayı dönemi bitince taraflardan biri (tahminimce az seveni) soluğu yine Face’in başında alıyormuş. Başlıyormuş kavgalar, ee normal, Face’le gelen Face’le giderJ.Kimsenin alışkanlıklarını falan değiştirmesini beklemeyin, mümkün olduğunca durumu idare edin açıkçası başka seçeneğiniz olduğunu da düşünmüyorum.

Ayrıca Face gerçekten bağımlılık yapıyor. Merak ediyorsun o ne yazmış, bu ne yazmış, foto koyayım, öbürünü beğeneyim, kim nereye eğlenceye gitmiş, ne giymiş, zayıflamış mı, güzelleşmiş mi diye bakıyorsun. Bazı kişisel gelişim ve sağlık siteleri de seni gerçekten besleyen yayınlar koyuyor, onları takip ediyorsun. Bazıları bunu kadın/erkek avlama yeri olarak kullanıyor, eh alan memnun satan memnun olduktan sonra bize ne.

Ama siz siz olun yanınızdaki adamı/kadını yeni heyecana değişmeyin.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şiddete Uğrayan Kadınların Sorumlusu Biraz Da O Erkeklerin Anneleridir…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Bütün bu kadına yönelik şiddet hareketleri, boşanmadan sonra bile kadını takip etmek, ayrılığı kabul etmemek, hayır cevabını duymamazlıktan gelmek, erkeklerin marifeti gibi gözüküyor ama hayır onları yetiştiren siz anneler siz kadınların da bu işte parmağı var.

Ey anneler erkek çocuklarınıza anlatın; bir kadının hayırı hayırdır.

Erkek çocuklarınıza anlatın, kadınlar sizin malınız değildir.

Erkek çocuklarınıza anlatın, sizi istemeyen kadının yanında işiniz ne hala, basın gidin. Başka kadın mı yok allahaşkına…

Erkek çocuklarınıza anlatın, şiddetle o kadın size geri dönmez. Anca sizden nefret eder.

Erkek çocuklarınıza anlatın, kadını takip ederek, hayatına karışarak onu elde edemezsiniz anca ona saygısızlık yaparsınız o kadar…

Erkek çocuklarınıza anlatın kadınlar onların köleleri değildir.

Ey erkekler; sizi istemeyen bir kadını rahat bırakın, hele onu malınız gibi görme hakkını nereden buluyorsunuz . Hele ki ona şiddeti, el kaldırmayı nasıl yapabiliyorsunuz. Hele ki size hayır demiş niye gitmiyorsunuz. Salak mısınız, aptal mısınız, saygısız mısınız? Kadının size sadece tiksintiyle bakmasına yol açıyorsunuz hala anlayamadınız mı?

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kıskançlık Başa Bela, Hem De Ne Bela…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Geçen bir yazımda kadınların kıskançlıklarından bahsetmiştim. Sonra birkaç arkadaşımın hatırlatmasıyla erkeklerin kıskançlıklarını da yazıya dökmek gerektiğini anladım. Sonuçta kıskançlık kadın erkek illallah dedirten bir durum doğuruyor. Mesela bir ilişkinin içindesiniz ve siz her şeyinizi adama anlatıyorsunuz ama yine de aşağıda döktüğüm maddelerden kurtulmak mümkün değil. 

Yakın bir erkek arkadaşınla yemeğe gitmek…

Sevgilinizin tepkisi: Vay haline sen kimsin ki kadın başına benim olmadığım bir ortamda bir erkekle yalnız başına kalıyorsun (erkekler ne olur bana yardım edin, bu tepkiyi vermeniz altında kendinize güvensizliğiniz mi yatıyor, yoksa bir kadınla baş başa kalsam neler yapardımdan yani kendinizden yola çıktığınız için mi böyle davranıyorsunuz). 

Erkek arkadaşınız gelemediği kızlı erkekli bir geceden sonra yakın bir erkek arkadaşınızın size eve bırakması…

Sevgilinizin tepkisi: Eve de gelseydi bari, kız kıza dönemedin mi, bir daha bensiz bir yere zor gidersin. 

Spora gitme alışkanlığınız varsa…

Sevgilinizin tepkisi: Sınıfta erkek var mı? Hoca erkek mi? Dar şeyler giyinip gitme. Hatta bundan sonra seni ben sınıfa götürücem ve oradan geri getiricem. Hocanla da bir tanışayım da nerede durması gerektiğini bilsin. 

Dans gibi bir hobiniz varsa…

Sevgilinizin tepkisi: Bir daha dansa gidersen bu ilişki biter. Ne o erkeklerle dans edeceksin bir de. Ben kendime boynuzlanıyorsun dedirtmem arkadaş. 

Kız kıza ya da ailenizle tatile gitme isteğiniz varsa…

Sevgilinizin tepkisi: Otur oturduğun yerde. Bu eski köye yeni adetler nerden geliyor. Bunları bekarken yaptın bitti, artık hayatında ben varım. Bensiz hiçbir yere gitmek yok. Gitmek için çok ısrar halinde adam bir akrabayı görevlendiriyor ve bütün tatil sevgilisini gözetletiyor ve hep oda telefonundan arıyor (kesin bilgidir). 

Hafif dekolte mi giymeyi seviyorsunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Sen başıma hafif kadın oldun çıktın. Bak evli değiliz diye susuyorum (bu susmuş hali), benim soyadıma geçersen bu kıyafetler falan mümkün değil haberin ola. Ayrıca sana hiç yakışmıyor dekolte. Git üstüne bir hırka falan al bu ne böyle ya.

Yemekte garsona kibarlık yapıp gülümsediniz…

Sevgilinizin tepkisi: Sen de amma yollu oldun her adama gülümsüyorsun. 

Sosyal medyayı kullanmayı çok seviyorsunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Bütün o hesaplar kapatılacak, hesabındaki tüm erkekler arkadaşlıktan çıkartılacak. Bir adama beğen yaptığını, yazı yazdığını görmeyeceğim (ne oluyoruz arkadaş ya sıkıyönetim geldi de bizim mi haberimiz yok). 

Kendi başınıza vakit geçirmeyi mi seviyorsunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Bütün bunlar geçmişteydi artık ben varım. Her yere beraber gideceğiz, beraber geleceğiz. Ben her şeyi beraber yapmasını severim, öyle tın tın tın beraber gezeceğiz (yemin ederim yazarken bile daraldım). 

Instagram’a fotoğraf mı koydunuz…

Sevgilinizin tepkisi: Bu fotoğrafları eski sevgilin için mi koyuyorsun, yeni birini bulmak için mi koyuyorsun anlamadım. Bir daha yok fotoğraf falan koymak. Haberin ola. 

Eski sevgilinizden bahsettiniz…

Sevgilinizin tepkisi: Ben bir daha o öküzden bahsetme demedim mi. Bak bütün kan başıma çıktı. Senin niyetin nedir onunla barışmak filan mı. Bak bir daha bahset bu ilişki biter anladın mı biter.

Ve bütün bu yasakların ve kısıtlamaların üzerine bir de bakarsınız ki o kızlarla gezmiş tozmuş, Facebook’ta bir de fotoğrafları etiketlenmiş. Ne diyeyim erkekler bu konuda çifte standarda bayılıyor. Benim sevgilim olsun beni çok sevsin, evde beni beklesin, ben de istediğim gibi gezeyim tozayım havalarındalar.

Ne mi yapmalı? Dünyanın düzeni bir anda değişmez ve maalesef bu durum böyle ama bunun da dereceleri var tabi. Sizi boğmayacak, sıkmayacak, kendi hayat alanınıza saygı gösterecek, sizin gezmenize hobilerinize karışmayacak, kıyafetlerinizle ilgili kararlara güvenecek, erkek arkadaşlarınız olabileceği konusunda olgunlaşmış, kendine güvenen birini bulursanız çok ama çok şanslı olduğunuzu bilin derim.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Hangi Meyveyi Seçersen O Çakranda Tıkanıklık Var Demektir…

kiraz1[1]   mandalina-faydaları[1]

Şimdi size yedi tane sebze/meyve yada çay çeşidi  yazacağım. Onlardan birini seçin. Ona göre hangi çakranızda tıkanıklık olduğunu anlayacağız.

Kiraz

Mandalina

Kavun

Ispanak

Adaçayı

Nane

Yaban mersini

Seçtiğiniz meyveye göre aşağıdaki tabloya bakın ve hangi çakranız da sorun var anlayın, sonra alttaki yazıyı okuyun ve sorununuzu anlayın…

1. Çakra: Kök Çakra: Kırmızı / Domates, çilek, karpuz, kiraz,

2.Çakra: Turuncu /Havuç, somon balığı, yengeç, portakal, mandalina, turunç

3.Çakra: Karın Çakrası: Altın Sarısı/ Karmaşık karbonhidratlar , tahıllar, kavun

4.Çakra: Kalp Çakrası: Yeşil – Pembe/ Yeşil sebzeler ve yeşil yapraklı bitkiler,ıspanak

5. Çakra: Boğaz Çakrası: Mavi/ Meyveler, adaçayı

6. Çakra: Alın Çakrası: Çivit Mavi/ Nane, yasemin aromalı yiyecekler

7. Çakra: Taç Çakra: Menekşe Moru- Viyolet/ Meyvesuları , yaban mersini

Çakraların nasıl açılacağı konusu belki de spritüal alemin en popüler konularından biridir.  Ben, çakraların  açılabilmesi için kişinin yaşamına çeki düzen vermesi gerektiğine inananlardanım. Mesela, bir takım korkularınız varsa kalp çakranızdaki enerji akışı dengede olmayabilir. Hatta korkular gittikçe çeşitlenip arttığında, sadece kalp çakrası değil diğer çakraların da dengesi bozulabilir. İsterseniz çakraların üzerinden tek tek geçerek ne demek istediğimi açıklayabilirim.

Kişi bir şeyleri kabul etmekte zorlanıyor, sürekli bir gücenme halini deneyimliyor ve çevresindekilere karşı sert davranışlarda bulunuyorsa kök çakradaki enerji akışı dengede olmayabilir. Kişi, insanları yargılamaya, eleştirmeye devam ettiği sürece kök çakranın açılması zaman alacaktır.

İkinci çakra yani cinsel çakranın temsil ettiği konular arzu, ihtiras, kutupsallık, hareket, alma/verme dengesi, değişim ve yaratıcılıktır. Bu çakradaki enerji akışının dengesiz olması, öfkeyi de beraberinde getirecektir. İkinci çakradaki enerji akışının dengelenmesi ile kişi kendisini en çok nelerin mutlu edeceğini bilmeye başlar, suçlama hali yok olur, sevgiyi daha çok vermeye başlar.

Üçüncü çakranın temsil ettiği konu kararlılıktır. Buradaki enerji akışında dengesizlik, kişinin yaşamında öfke, açgözlülük, hırs temasını kuvvetlendirebilir.

Dördüncü çakra; kalp çakrası, burası herkesin bildiği gibi şefkat, sevgi ile ilgilidir. Bu çakrada dengesizlik olduğunda, kaybetme korkusu, aşırı korumacılık, bağımlılıklar, başkalarının ihtiyaçlarının daha önemli olması gibi temalar da söz konusu olabilir. Kalp çakradaki enerji dengelendiğinde şükran duyma, takdir etme temaları var olmaya başlayacaktır.

Beşinci boğaz çakrası,  dürüstlük, iletişim ve ifade ile ilişkilidir. Buradaki enerji akışı dengesizleştiğinde, kişi ilişkiye girmekten ve öne çıkmaktan kaçınacaktır. Yaşamında beğenilmeme korkusu, rekabet ve gurur hakim olacaktır. Bu çakra, aynı zamanda kişinin harekete geçmesine engel olan başarısızlık korkusu ile de ilgilidir. Arzu ve istekleriniz gerçekleşmeye, ilişkileriniz düzelmeye başlandığında beşinci çakra açılıyor demektir.

Altıncı çakra, kendi kendinin farkında olma, mutluluk, neşe ve zihin gücü ile ilgilidir. Bu çakradaki enerji dengesizliği zihinsel karmaşa, bunalıma sebep olabilir. Kişinin yaratıcı fikirleri engellenir. Kişi yaratıcı fikirlerini ortaya dökse de bunları uygulamaya koyamaz. Suçu dış dünyaya yükleme halinde olabilir.

Yedinci çakra, zihin ve bedenle bağlantılıdır. Bu çakradaki enerji akışında dengesizlik acı ve üzüntüye sebep olabilir. İyi haber! Yedinci çakradaki enerji akışı dengelendiğinde diğer altı çakradaki enerji akışı da dengelenecektir.

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »