Mevlana Der Ki…

Başına Benim Kadar Taş Düşsün…

10716229_857792117566548_1698990234_n[1]

Başına Benim Kadar Taş Düşsün…

Şans Melekleri Hep Yanında Olsun…

Arkadan Ücretini Ödemeyen Göndersin…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Eğer hayatınızdaki herhangi bir olayı hata olarak kabul ederseniz, aynı olayı tekrar tekrar kendinize çekmiş olursunuz…

1395908_10151745674164685_1154590680_n[1]

 

Eğer hayatınızdaki herhangi bir olayı hata olarak kabul ederseniz, aynı olayı tekrar tekrar kendinize çekmiş olursunuz…
Ta ki olaya bakıp;
“Ben bu olaydan ne öğrendim?” deyinceye kadar…
Ancak ondan öğrendiğiniz şeyi hazmettiğiniz zaman hatanızdan kurtulabilirsiniz. Kabul ettiğiniz an, o sizi terk edecektir…
Ramtha

Gene Geliyo Manyak:)

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

HÜCRE YENİLEYİCİ KANTORON YAĞI

Antiseptik, kanama durdurucu, yara ve yanık iyileştirici, iltihap önleyici bu mucizevi yağ, daha bir çok şifa özelliğini bünyesinde barındırıyor. Hem haricen, hem de içilerek hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Hücre yenileyici niteliği sebebiyle, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.

Kantaron yağı hem kantaron bitkisinin, hem de zeytinyağının şifasını bünyesinde barındırıyor. Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağının, mikrop öldürücü ve damar büzücü etkisi modern araştırmalarla da kanıtlanmış durumdadır.

KANTARON YAĞININ ŞİFA ÖZELLİKLERİ:

Kantaron yağı her türlü yaralarda başarıyla kullanılmaktadı r. Açık yaralar, taze
yaralanmalar, kesikler, ezikler, çarpmalar sonucu oluşan morluklar vb durumlarda iyileşme sağlar. Kantaron yağı;

*Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller

* İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur

*Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur

*Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar

*Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar.

Yanıklarda ve haşlanmalarda da kantaron yağı bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Güneş yanıklarında da kantaron yağından yararlanabilirsiniz . Yanık bölgelerinize sürdüğünüzde acınızın azaldığını hemen hissedeceksiniz. Yanıklarınız kısa sürede iyileşecektir.

Trafik kazaları sonucu meydana gelen iç yaralanma ve iç kanamalarda hem sürülerek, hem de dahilen içilerek kullanılır. Damar büzücü oluşu sebebiyle iç kanamaların durmasına yardımcı olur.

Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır.

Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz .

Kantaron yağı bebeklerin pişiklerinde de çok etkilidir.Yine bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır. Masaj yaparken bebeğinize sevginizi hissettirmeyi de sakın unutmayın.

Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadı r. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz.

Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.

Yine dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Bunu damar büzücü özelliğiyle yapar.

Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır.

Yaz-kış ayaklarını ısıtamayanlar kantaron yağından yararlanmalı. . Ayakları üşüyenler ayrıca bacak bacak üstüne atmamalı. Bu enerji dolaşımını kilitler ve ayakların üşümesine sebep olur.

Uyarı: dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir.

Kantaron yağı 2-3 sene boyunca tazeliğini ve etki gücünü muhafaza eder.

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Unutmayın Seçimlerinizin Bedelini Sadece Ve Sadece Siz Ödersiniz… Size Akıl Verenler Değil…

KARANLIKLAR HORMONU-MELATONİN

 

Melatonin hormonu beynimizin orta kısımlarında bulunan pineal bez tarafından salgılanan bir hormondur. Bu hormonun üretimi ve salınımı karanlık ile başlar ve aydınlık ile sona erer. Gece saat 23.00 ile 05.00 arasında salgılanan bu hormon 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Aydınlık döneminin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatonin üretimini durdurur. Hücrelerimizi yenileyici, bağışıklık sistemini düzenleyici, vücudumuzun biyolojik ritmini ayarlayıcı, anti-oksidan, yaşlanmayı geciktirici özellikleri olan melatonin hormonu gece salgınlandığı için “karanlıklar hormonu” olarak da bilinir. Büyüme hormonunu arttırıcı ve ergenliği başlatıcı özellikleri de vardır. Işık, melatonin salınımını engeller. Görme engelli kişilerde kanser olma riskinin diğer kişilere oranla çok daha az olmasının sebebi görme engellilerde melatonin hormonunun fazla olmasına bağlanmaktadır.

Melatonin hormonu yeterince salgılanamazsa; Vücut direncimiz düşer, çünkü hücrelerimiz yeterince yenilenemez. Vücudumuzun biyolojik saati korunup, ritmi ayarlanamaz ve jetlag diye tanımlanan ve genellikle uzun süreli uçak yolculuklarından sonra görülen klinik bulgular ortaya çıkar. Bunlar; uykusuzluk, yorgunluk hissi, iştahsızlık, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, reaksiyon zamanında uzama, hafızada azalma gibi bulgulardır.

Gecelerimizi aydınlatan ışığın mazisine bakacak olursak bundan yaklaşık 250bin yıl önce ateşin keşfini, 5000 yıl önce kandilin icadını, 1700 lü yıllarda gaz lambalarını ve nihayet son 180 yılda elektriğin keşfini görmek mümkün. Ondan sonrası, geceleri her yerin ışıl ışıl gündüz gibi olması ve farkında olmadan melatonin hormonunu azaltmamız geliyor.

Depresyonda da melatonin hormonu azalır, dolayısıyla depresyon tedavisinde kullanılan birçok ilaç melatonin seviyesini arttırarak etki eder.

Daha fazla melatonin için neler yapmalıyız:

Karanlıkta uyumalıyız.
Uyurken mutlaka kullanmak gerekiyorsa solgun ve kırmızı ışık tercih edilmeli
Tv karşısında uyuklamamalı
Düzenli ve yeterli uyku çok önemli
Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalı
Stres, üzüntü, öfkeden uzak durmalı
Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketilmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalı
Hangi gıdalarda melatonin var?

Vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, Papatya çayı, anason-rezene çayı, Soya fasulyesi, ton balığı (bu gıdaları akşam saatlerinde almak daha faydalı)

Melatonin ilaç olarak alınabilir mi?

Melatonin ilaç olarak özellikle jetlag için kullanılmakta. Bilinçsiz ve düzensiz kullanımı hiçbir şekilde tavsiye edilmez. Nedeni sadece geceleri yükselen bir hormon olması nedeniyle yüksek olmaması gereken gündüz saatlerinde kan düzeyini yükseltecek şekilde ilaç alımınının yarar yerine zarar vermesidir. Dolayısıyla doğal yollarla vücudun kendi salgısını arttıracak davranış kalıplarına geçilmesi daha uygun olur.

Doç.Dr.Ergun Çetinkaya
-Alıntı

Bünyeyi Kuvvetlendirici Zencefilli Kış Çayı…

 

 

( Yazın bu karışımı yeşil çay ekleyerek soğuk veya sıcak olarak tüketebilir ) vücut sıcaklığınızı dengeler.Virüslerden koruyucu özelliği vardır.Zayıflatır, kanserden korur ,parlak ve güzel bir cildiniz olur.Hazımsızlığı önler.Özellikle enerji çalışan dostlarıma tavsiye ederim.

Gereken Malzemeler (4 fincan çay için) :

1 küçük kök zencefil
3 parça havlıcan
2 yemek kaşığı ıhlamur
8-9 adet karanfil
İri dilimlenmiş yeşil 1 elma (kabukları ile birlikte)
1 parça çubuk tarçın
1 dilim limon (kabuğu ile birlikte)
İsteyen bir kaç yaprak taze nane ekleyebilir.

Yapılışı:

Zencefil, havlıcan, ıhlamur, karanfil, elma parçalarını çaydanlığın demlik kısmına koyun.
Çaydanlığın alt kısmındaki su kaynamaya başlayınca demlikteki karışımın üzerine sıcak sudan çok az döküp ıslanmasını sağlayın.
1 dakika sonunda sıcak sudan demliği dolduracak kadar su döküp ateşi kısık duruma getirin.
3 dakika sonra kabuk tarçın ve limonu ilave edip 1 dakika kadar daha kaynatın.
İsteyen bal veya esmer şekerle tatlandırabilir

Afiyet olsun…

İçsel yolculuğun en büyük sorunudur: insan her şey değişsin ama kendisi aynı kalsın ister.

391193_422577494454961_1942374441_n[1]
İçsel yolculuğun en büyük sorunudur: insan her şey değişsin ama kendisi aynı kalsın ister. Sorun denilen şey ile kendim denilen şeyin aynı olduğunu anlamamaktan doğan bir hatadır bu. Belli bir sorunla karşıma gelen her öğrencime aynı soruyu sorarım: “Sorunu bırakmaya hazır mısınız?” Bana sanki tuhaf bir şey söylemişim gibi bakar ve “Öyle olmasa buraya gelir miydim?” diye karşı soru sorarlar. Ben ise sorularına aldırmaz ve şunu söylerim: “Merak etmeyin; değerli sorununuza bir şey olmayacak. Geri döndüğünüzde onu orada sizi beklerken bulacaksınız. Sorununuza hiçbir zarar gelmeyecek. Dilediğiniz zaman acı çekmeyi sürdürebilirsiniz.” İnsanlara mutlu mutlu acı çekebilecekleri konusunda güvence vermek gerekir; aksi taktirde acıyı bırakmak istemezler. Ciddi eğitim alan, Kalp Yolu eğitimlerimizde 2. hatta 3. senesini tamamlamaya yaklaşan öğrencilerimde bile değişime karşı şiddetli direnci görürüm.
Ben, soruna verdiğimiz içsel isimdir. Sorun, ben dediğimiz şey için kullandığımız dışsallaştırılmış tanımdır. Kimse, ben dediği şeyi değiştirmeye hazır olmadan temel sorunlarına çözüm bulmaya başlayamaz. O nedenle de çoğu insan değişmek istemeden değişmek ister. Yaptığı şeyi yapmayı sürdürmek ama bunun sonucunda acı çekmemek ister.
Sık sık şunu yaşarız:
Öğrenci: Hocam karnım ağrıyor.
Ben: Hımmm. Aaa nane yiyorsun. Bak nane yediğini fark ettin mi? Nane yemeyi bırak.
Bir süre sonra…
Öğrenci: Hocam karnım ağrıyor.
Ben: Acaba niçin? Bir bakalım. Bu arada nane yemiyorsun değil mi?
Öğrenci: Yiyorum hocam.
Ben: Tamam, nane yemeyi bırak.
Bir süre sonra…
Öğrenci: Hocam karnım ağrıyor.
Ben: Bu sefer niçin acaba? Aaa ama sen nane yiyorsun. Nane yemeyi bırak.
Öğrenci: Tamam hocam.
Bir süre sonra…
Öğrenci: Hocam karnım ağrıyor.
Ben: Nane.
Öğrenci: Eeee, tamam hocam.
Bu nokta bazen başka hocalara, bazen ise başka yöntemlere gidilen nokta olabilir. Sorunun her şeyi aynı şekilde yapmayı sürdürmek olduğu fark edilmemiş, sorunun yöntemde olduğuna kanaat getirilmiştir.
Bazense öğrenci bu noktada durur ve fark eder. Fark eder ki…
Öğrenci: Hocam, buldum!
Ben: Ne buldun?
Öğrenci: Sorunumun sebebini buldum hocam!
Ben: Ne kadar güzel! Neymiş?
Öğrenci: Hocam ben nane yiyorum!
Ben: Hmmm ne kadar ilginç! Ne yapmayı planlıyorsun peki?
Öğrenci: Nane yemeyi bırakmayı planlıyorum hocam. Ne dersiniz?
Ben: Güzel bir plan bu. Seni kutlarım.
Yukarıdaki diyaloğun bir şaka olduğunu düşündüğünüze eminim.
…ama değil!
Değişmeden değişmek istediğinizi fark edip, dört elle yapıştığınız şeyi, ben dediğiniz alışkanlıklarınızı ve önyargılarınızı bıraktığınızda değişim başlayacaktır. O zamana kadar nane yemeyi sürdürecek, sorunun şunda ya da bunda olduğunu sanacaksınız.
Cem Şen

AKCİĞERLERİMİZİ TEMİZLEMEK İÇİN TARİFİMİZ BURADA

Ah o akciğerlerimiz yok mu?
Sigara içiyoruz. Alışmışız bir kere, bırakamıyoruz. Sevdiklerimiz içiyor, yanından kalkamıyoruz. Yolda yürüyoruz, pöööff bir aracın egzosundan bir duman boşalıveriyor. Alışveriş merkezleri ya da işyerlerinde temiz hava bulmak zor, hele camları yoksa. o hava kaç kere solunmuş kimbilir… Sinemalar da öyle. Listeye buyrun Siz ekleyin.

Halbuki akciğerlerimizi temizlesek neler neler olur!
– Rahat nefes alırız,
– Akciğer esnekliği ve kapasitesi artar,
– Hırıltı ve öksürük azalır,
– Kalp krizi riskinin düşer,
– Akciğer kanseri riski düşer,
– Tüm vücudun toksinlerden arınma kapasitesi yükselir,
– Bağışıklık sisteminin güçlenir,
– Sigarayı bırakmak kolaylaşır:)

Hoş olmaz mı?
O zaman vereceğimiz tarife geçelim:

KEÇİBOYNUZU ÇAYI

Malzemeler
500 ml alkali içme suyu
7-8 keçiboynuzu

Önce 500 ml suyu kaynatın. 7-8 adet keçi boynuzunu küçük küçük kırın ve kaynamakta olan suya atın. Hafif ateşte 5-6 dakika kadar kapağı kapalı olarak kaynatın. 15 dakika dinlendirin.
Daha sonra keçiboynuzlarını sudan çıkarın. (Bu parçaları istenirseniz yiyebilirsiniz). Çayınız hazır.

KULLANIM ŞEKLİ
Bu çayı içerken lütfen sigaradan uzak durun.
Zor! Evet. Olsun. Değer:)
Keçiboynuzu çayınızı size uygun olan şekilde 2’ye ya da 3’e bölerek sabah-akşam veya sabah-öğlen-akşam yemeklerinden önce içebilirsiniz.
Akciğerleriniz, temizleme ihtiyacı hissettiğinizde veya soğukalgınlığı ya da grip gibi bir nedenle akciğerlerinizde herhangi bir rahatsızlık olan bir dönemde çayınızı en az bir hafta boyunca içmenizde fayda var.
İkinci haftadan itibaren de, ihtiyacınıza göre tamamen iyileşene kadar çayınızı içmeye devam edebilirsini

Offff Akıllanıyorum Galiba:)))

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Beyin Gücü Üzerine Bir Hikaye

Donmuş gıda üretimi yapan bir firmada, oda büyüklüğünde olan soğutucular vardır.

İçerideki sıcaklık seviyesi genelde genellikle – 15 derece civarındadır. Akşam vardiyası gece yarısı 12’de sona ermektedir.

 


12’ye beş kala bütün işçiler hazırlanmaya giderlerler. Bir işçi hariç! Bu işçi, soğutucudaki işini bitirdikten sonra hazırlanmaya gidecektir.

Tam soğutucudan çıkacağı anda, kapı üzerine kapanır. Kapı, ancak dışarıdan açılabilmektedir. İşçi, dakikalarca bağırıp kapıya vurur, ama kimse duymaz. Titremeye başlar.

Saat 12’yi yirmi geçiyordur ve fabrikaya ilk işçiler sabah altıda gelecektir. Ama adamın daha fazla dayanacak gücü kalmamıştır. Cebindeki kâğıt kalemi çıkarıp, düşüncelerini yazar.

Sabah vardiyasındaki işçiler gelir ve soğutucuya girdiklerinde cesetle karşılaşırlar. Yanındaki notta da donarak ölmek üzere olduğu yazılmıştır.

Şaşırtıcı olan, soğutucunun bozuk olması nedeniyle son 36 saattir çalışmıyor olmasıdır. Termometre içerideki sıcaklığı 18 derece olarak gösteriyordur.

Gerçekte neler olduğunu anlamak için cesedi otopsiye yollarlar. Doktorlar bütün verilerin, adamın fiziksel olarak donduğunu yönünde olduğunu söyler.

Yani sıcaklığın – 15 derece olmasıyla, 18 derece olup bizim – 15 derece olduğuna inanmamızın üzerimizde oluşturacağı etki arasında hiç bir fark yoktur!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »