2 bin yıllık yemek yer misiniz?

Antalya’da Japon bir bilim kadını tarafından açılan restoran, Roma dönemine ait 2 bin yıl öncesinin yemekleri ile dikkati çekiyor. Restoranda, tarifleri eski kaynaklardan alınan “Antik Perge Lagane”, “Galenus Volkan Köfte”, “Attalia Lagane” gibi yemekler bulunuyor.

Hüseyin KANBER (AA) 8 Ekim 2014

2 bin yıllık yemek yer misiniz?

Yemek kültürü denilince akla ilk olarak, Türk, İtalyan, Fransız, Japon mutfağı şeklinde ülkelere ve toplumlara ait öne çıkan yemekler ve damak tatları geliyor. Fakat okuduğu bir kitaptan etkilenen Japon bilim insanı Kaori Goto, sıra dışı bir çalışmaya imza atmaya karar verdi.

Kaori, Anadolu’da 2 bin yıl önce yenen yemekleri günümüze taşıyarak farklı bir anlayış ortaya koydu. Kaori Goto, yaklaşık 6 ay önce Antalya‘da açtığı restoranda müşterilerine binlerce yıl öncenin damak tatlarını sunuyor.
Japonya’da Gunma Üniversitesi Anatomi ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaori Goto, bilimsel çalışmalar sırasında ismine rastladığı Bergamalı hekim Galenos’un kendisine ilham kaynağı olduğunu söyledi.

Galenos’un insanları iyileştirmenin yanı sıra keşfettiği şifalı bitkileri sağlıklı insanların yemesini tavsiye ettiğini, bunları kendisinin de yemek haline getirerek insanlara sunduğunu anlatan Kaori, bu anlayıştan yola çıkarak araştırmalar yaptı. Kaori, 2011’de Türkiye’ye gelerek Galenos’un yaşadığı Bergama’da araştırmalar yaptığını, yaşadığı bölgedeki bitkileri incelediğini belirterek, eski kaynakları inceleyerek yaptığı yemeklerin tariflerini öğrendiğini ve yapmaya çalıştığını ifade etti.

KARADENİZLİLER 2 BİN YILDIR BU SOSU KULLANDI

Araştırmalarında yemeklere lezzet veren bir sos tarifini fark ettiğini anlatan Kaori, şöyle devam etti:

“Bu sos 2 bin yıldan bu yana kullanılagelmiş. ‘Garum sos’ diye kaynaklarda ismi geçiyor. Yapılışını öğrendikten sonra Türkiye’ye geldiğimde Trabzonlu Havva Bahadır ile tanıştım. Havva hanıma sosun tarifini vererek yapmasını istedim, oldukça başarılı şekilde de yaptı. 2 bin yıllık sos, 50 yıl öncesine kadar Karadeniz bölgesinde yapılan bir çeşniymiş.”

Karadeniz’de yemek kültürünün babaannelerden, anneannelerden çocuklara, torunlara aktarılarak günümüze kadar geldiğini dile getiren Kaori, antik kitaplarda tarifini aldığı bazı yemeklerin Karadeniz’de hala yapıldığını kaydetti. Kaori, “Bu çok ilginç bir durum. Bence bu, Dünya Kültür Mirası’na alınmalıdır” dedi.

Kaori, 2 bin yıl öncesine ait yeme içme kültürünü de uygulamaya çalıştığını kaydederek, açtığı Yemek Doktoru (Galenus Farm) adlı restoran ile günümüze taşınan yemekleri insanların damak tadına sunduklarını söyledi.
Yemekleri özel yapılan toprak kaplarda pişirildiklerini vurgulayan Kaori, “2 bin yıl öncesinde zeytinyağı, balık, balıkyağı, su teresi gibi yiyecekler yoğun olarak kullanılıyordu. Restorandaki yemekler genel olarak Roma dönemi mutfağından oluşuyor. Çalışmalarımı tamamlayınca Japonya’da da bir restoran açmayı düşünüyorum” diye konuştu.

İSTANBUL VE ANKARA‘DAN MÜŞTERİLER GELİYOR

Kaori Goto’nun tarifleriyle 2 bin yıllık yemekleri yapmayı öğrendiğini anlatan Havva Bahadır ise “İstanbul’dan, Ankara’dan sadece burada yemek yemek için gelen müşterilerimiz var. Şimdilik yemekleri deneme aşamasındayız. Birkaç ayda yeni bir yemeği insanların damak zevkine sunuyoruz. ‘Antik Perge Lagane’, ‘Galenus Volkan Köfte’, ‘Attalia Lagane’ gibi antik yemeklerin yanı sıra Osmanlı mutfağından ‘Kavunlu mulfy dolması’ en çok tercih edilen yemekler arasında” diyor.

GALENOS KİMDİR?

Bergamalı hekim Galenos 129’da doğdu. Dönemin ünlü hekimlerden tıp öğrenimi alan Galenos, İskenderiye’de hekimlik yaptı. Daha sonra Roma’ya yerleşen ve 168’deki veba salgınında etkin görev alan Galenos, saray hekimliği görevinde de bulundu.

Galenos’un günümüze aktarılabilen eserlerinden, anatomi üzerine araştırmalar yaptığı anlaşılmaktadır. Araştırmalarında kendisinden önce gelen Hipokrates, Aristoteles gibi bilim adamlarının görüşlerinden yararlanan Galenos, felsefe, dil ve doğa bilimleriyle de ilgilendi.

kelebekten alınmıştır…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gripten Korunmak İçin Bitki Çayları

Grip mevsimi geldi. Bu aylarda, özellikle havanın tam olarak sıcak mı yoksa soğuk mu olduğunu kestiremediğimiz, hangi kıyafeti giyeceğimizi tam olarak bilemediğimiz bu geçiş döneminde hastalıklar da artıyor. Gribin tedavisi mümkün değil, yani bir kez grip olduktan sonra ilaçlarla veya bitkisel yöntemlerle vücuttaki etkilerini bir miktar hafifletebiliyorsunuz ancak hastalık en az 10 gün sürüyor ve bu süreyi 3 güne indiremiyorsunuz. Bu nedenle gribe yakalanmamak için erken tedbir almak en iyisi. Grip aşısı bir çözüm olabilir fakat nedense uzmanlar yıllardır grip aşısı konusunda bir tartışma içindeler. Bazıları mutlaka grip aşısı olun diyor bazıları ise grip aşısının vücuda daha çok zarar verdiğini 60 yaş üzerindekilerle kronik bir hastalığı bulunanlar dışında kalanlara grip aşısını önermiyorlar. Eğer siz de grip aşısı olmayı düşünmüyorsanız gribe yakalanma riskini en aza indirmek için bağışıklık sisteminizi güçlendirmelisiniz.

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Çaylar

Karahindiba Çayı: Ağız içindeki yaralardan bronşite kadar çeşitli sorunların tedavisinde önerilen karahindiba çayı aynı zamanda içerdiği bileşikler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve toksinlerin vücuttan daha hızlı atılmasına yardımcı oluyor. Karahindiba çayı etkili bir idrar söktürücü olduğu için düzenli olarak içildiğinde vücudun susuz kalmasına neden olabilir. Bu etkisinden karahindiba çayı içtiğiniz günler daha fazla su tüketerek korunabilirsiniz.

Papatya Çayı: Sinirleri yatıştıran ve uyumayı kolaylaştıran papatya çayında bulunan bazı kimyasal bileşenler (makrofajlar ve B-lenfositler) bakteri ve virüslerle savaşan beyaz kan hücresi sayısının artmasına katkıda bulunuyor. Papatya çayıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler ise gündüz uykunuzu getirebileceği, fazla tüketildiğinde ise mide bulantısına yol açabileceği.

Ginseng Çayı: Çin alternatif tıbbında 5000 yıllık geçmişi olan ginseng çayı bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artıran çaylar arasında yer alıyor. Günde 2-3 bardak içerseniz ginseng çayının herhangi bir yan etkisi olmaz ama günde 5-6 bardağa çıkarsanız uykusuzluğa ve sinirlilik haline yol açabilir.

Geven Otu Çayı: Yine Çin’e özgü bir çay olan ve Çin geveni olarak bilinen geven otu karaciğeri tahrip eden toksinlerin atılmasını hızlandıran ve bağışıklık sistemini güçlendirerek grip virüsüne karşı vücudun direncini artıran çaylardan biri.


Gripten Korunmak İçin Diğer Öneriler

Sarımsak: Evet kokusu güçlü olabilir ancak sağlığa faydaları da bir o kadar güçlü bir gıda sarımsak. Gribin arttığı kış aylarında yemeklerinizde daha çok sarımsak kullanarak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Sarımsakta bulunan “allicin” adlı madde grip virüsüne karşı en etkili doğal çözümler arasında gösteriliyor.

C Vitamini: Antioksidan vitaminler arasında yer alan C vitamini çeşitli hastalıkların önünü açan serbest radikalleri nötralize ederek koruma sağlıyor. Kış aylarında daha çok kivi, mandalina, portakal, greyfurt ve yeşilbiber yiyerek vücudun ihtiyaç duyduğu C vitaminini tam olarak almasını sağlayabilirsiniz. Unutmayın C vitamini vücut tarafından depolanan bir vitamin değil ve fazlası idrarla birlikte atılıyor. Bu nedenle her gün C vitamini almanız gerekiyor.

Ellerinizi Daha Sık Yıkayın: Grip virüsü en çok virüsü taşıyan bir kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla birlikte havaya saçılan tükürük zerreciklerinden bulaşır. Göz veya ağızla temas eden bu zerrecikler üst solunum yollarına girdiğinde gripten korunmak pek mümkün değil. Virüs taşıyan bu tükürük zerrecikleri otobüste, ofiste, okulda veya bulunduğunuz başka bir yerde çeşitli zeminlerde de bulunabiliyor. Ellerinizi virüs bulunan noktalara değdirip daha sonra farkında olmadan yüzünüze, ağzınıza götürdüğünüzde de virüs vücudunuza girebilir. Bu nedenle elleri sık sık yıkamak ellerde bulunabilecek olası grip virüsünü temizlemek için çok önemli. Su ve sabun bulabileceğiniz bir ortamda değilseniz yanınızda anti bakteriyel el sıvısı taşıyabilirsiniz.

Not: Bitkisel çaylarında aynı ilaçlar gibi bazı yan etkileri olabileceğini unutmayın. Kronik bir hastalığınız varsa ve herhangi bir nedenden ötürü düzenli olarak ilaç kullanmanız gerekiyorsa yukarıdaki çayları içmeye başlamadan önce olası yan etkileri, kullandığınız ilaçlarla etkileşimi hakkında doktorunuzdan bilgi alınız.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burçların İlginç Takıntıları…

Her burcun ayrı bir takıntısı var. Kimisi kapalı yerde uzun süre duramıyor, kimisi marka olmayan hiçbir şeyi giymiyor, kimisi de makyaj yapmadan asla dışarı çıkamıyor… Peki, siz burcunuzun takıntılarını biliyor musunuz? Astroloji Danışmanı İremsu, burçların en ilginç takıntılarını sizin için yazdı. İşte burçların takıntıları…

Koç

Kapalı bir yerde uzun süre duramaz. Kışın başına şapka, bere takmadan sokağa çıkmaz. Araba kullanırken hız yapmaktan kendini alıkoyamaz. Sinirlendiğinde kafasını bir yere toslamadan duramaz.

Boğa

Arabaya binsin veya eve girsin mutlaka kapısını kitler.Onlarca hatta yüzlerce çanta ve cüzdanı vardır ve hepsinin içinde üç beş kuruş mutlaka bulunur.Parfüm sürmediği bir saat bile yoktur.Çiçeksiz duramaz.Kahkülsüz duramazlar. Pembe, yeşil mavi turkuaz takıntıları meşhurdur.

İkizler

Ellerini, ayaklarını oynatmadan bir şey anlatamaz.Cep telefonu olmadan sokağa çıkamaz.Pencere açmadan bir odada duramaz.Seyahat takıntısı meşhurdur.

Yengeç

Çocukluk oyuncaklarını atamaz, eskiye dair ne varsa saklar.Pazarlık yapmadan bir malı alamaz..İşine yarar diye hiçbir şeyi atamaz..Kadınları rimel sürmeden duramazlar.

Aslan

Konuşurken saçıyla oynamadan duramaz.Her çantasının içinde mutlaka ayna ve de cımbız vardır.Altın kolye, altın saat, altın yüzük takmayı çok sever.Marka takıntısı olan burçlardır.

Başak

Ellerini yıkamak en büyük takıntısıdır.Parfümsüz sokağa çıkmaz.Dudaklarını yemek takıntısı vardır.Canı sıkılmışsa,,parmaklarını ritmik olarak bir yere vurarak sıkıntısını dile getirir.

Terazi

İhtiyacı olsun veya olmasın dışarı çıktı mı bir şeyler almadan eve dönmez.Her çantasının içinde ayrı bir makyaj malzemesi vardır.Marka takıntısı ile tanınır.Parfüm takıntısı meşhurdur.Oturduğu yerde bacaklarını sürekli titretir.

Akrep

Cinsellik en büyük takıntısıdır.Marka takıntısı ile tanınır.Jöle, sprey takıntıları meşhurdur.Kadınları ipek çorap, ruj ve iç çamaşırına takıntılıdır.

Yay

Erkekler takım elbiseden nefret eder. Nikah memurunun önünde bile giymeyi bile reddedebilir.

Mavi ve mor renkleri giymeden duramaz. Bu onda takıntı hali almıştır. Küçük ve kapalı alan takıntısı vardır. Loto, toto, altılı ganyan, milli piyango takıntıları meşhurdur. Seyahat takıntısı müthiştir.

Oğlak

Erkekleri top sakal, fular, kol düğmesi ve saat takmadan duramaz. Alıştığı parfümden başkasını kullanmama takıntısı vardır.

Sürekli bildiği yerlere gitme takıntısı meşhurdur. Sürekli not alma takıntısı vardır.

Kova

Maddi durumu ne olursa olsun tek taş yüzük takma takıntısı meşhurdur. Her türden onlarca marka gözlüğü vardır.

Işıksız duramazlar. Elektronik malzeme takıntıları meşhurdur.

Balık

Ayakkabı merakı ünlüdür. Onlarca hatta yüzlerce ayakkabısı vardır. Volta atma takıntıları vardır. Bağdaş kurup oturma takıntıları vardır. Kadınları ojesiz duramazlar. Çay, kahve içmeden güne adım atamazlar

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ferhat’ın Bir Sonraki Kız Arkadaşı…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cadılar Bayramı Geldi…

Halloween dilimizde bilinen adıyla , her yıl 31 Ekim tarihinde kutlanan son derece renkli ve eğlenceli bir bayramdır. Cadılar Bayramı’nın bilinen en belirgin özelliği, havanın kararmasıyla birlikte sokakları dolduran lü çocuk ve gençlerdir.

Ellerinde renkli kovalarıyla kapı kapı gezerek şeker toplayan çocukları sevindiren büyükler, şeker vermemeleri halinde evlerinin yumurta yağmuruna tutulacağını bildiklerinden midir bilinmez ama o gün için en lezzetli şekerleri hazırlayarak önceden ışıklandırıp ‘korkunç‘ temalarla süsledikleri evlerinde akşam olmasını beklemeye başlarlar. Kısaca Cadılar Bayramı, evlerin kurukafa, örümcek ve hayalet gibi figürlerle süslendiği, akşam olduğunda kostümlü çocukların kapı kapı gezdirildiği bir bayramdır.

Günümüze mana ve şekil değiştirerek gelen birçok bayram gibi Cadılar Bayramı’nın da , çocukları sevindirmeyi istemekten biraz daha uzaktır. Peki gerçekte nedir?

İlk olarak ne zaman kutlanmaya başlandığı tam olarak bilinmeyen Cadılar Bayramı, aslında Samhain olarak bilinen kadim Kelt Festivalidir. Başlangıç yılı tam olarak bilinmese de kutlamaların yapıldığı 31 Ekim tarihi günümüze kadar hiç değişmeden gelmeyi başarmıştır. 31 Ekim, hasat mevsiminin bittiği gün olarak bilinir ve tek geçim kaynağı toprak olan dönem insanları için yaşamaya devam edebilecek olmanın garantisi gibidir.

Hasatlarından son derece memnun olanlar olduğu gibi o yılı beklentilerinin çok daha altında ürünle kapatanlar da oluyormuş elbette. Bir sonraki yılı zor geçirecekleri hasat miktarlarından belli olan çiftçiler, bu durumun yegane suçlularının, ölümlerinin ardından bir türlü huzur bulamayan ruhlar olduğuna inanırlarmış. Bu garip inanışa göre, cinayete kurban gidenler, dünyadaki işlerini tamamlayamadan ölenler ya da hayatlarını günahkar olarak geçirenlerin ruhları, her yıl yine 31 Ekim tarihinde dünyayı ziyarete gelerek insanları lanetliyorlarmış. Bir önceki gelişlerinde onları korkutup kaçırmayı başaramayan çiftçilerse bu lanetten paylarını aldıklarından hasatları beklediklerinin altında geliyormuş.

Cadılar Bayramı’nda giyilen ‘korkunç‘ kıyafetlerin ve ilginç ev süslemelerinin aslı, bu geleneğe dayanır. Evlerinin dışına astıkları korkutucu figürlerin ve havanın kararmasıyla birlikte giyindikleri korkunç maskeli giysilerin bu kötü niyetli ruhları korkutup kaçırmak gibi bir amacı varmış. Festival boyunca insanlar, yaklaşan kış aylarına hazırlık olması için kestikleri hayvanların kemiklerini de meydanlarda yaktıkları büyük ateşlere atıp yayılan kötü kokuların ‘huzursuz ruhları‘ uzaklaştırmasına çabalıyorlarmış.

Bir Pagan festivali olarak İrlandalılar, İskoçlar ve Galliler tarafından İngiltere’de kutlanmaya başlanan Cadılar Bayramı, 19.yüzyılda Kuzey Amerika’ya göçenler tarafından da devam ettirilmiş ve böylece Amerikan topraklarında da kutlanır olmuş.

Amerikalılar tarafından çok sevilip benimsenmesiyle birlikte her geçen yıl çok daha şaşalı kutlamalara sahne olan Cadılar Bayramı, zamanla Hristiyanlığa adapte edilerek Azizler Günü’nün arifesi olarak kabul edilmiş. Böylece Cadılar Bayramı’nın Pagan kökleri zamanla unutulmuş ve 20.yüzyıla gelindiğinde doğduğu topraklarda bile bir Amerikan popüler kültürü olarak tanınmaya başlanmış.

Günümüzde hemen hemen dünyanın her yerinde bilinen bu bayram için düzenlenen kutlama ve etkinliklerin en gösterişlileri de kuşkusuz Amerika topraklarında gerçekleştiriliyor. Bu hafta 31 Ekim tarihinde ‘ta olacaklar için dünyanın en büyük Cadılar Bayramı kutlaması olarak bilinen Halloween Parade New York ( New York) hakkında bilgiler vermek istiyorum.

#Sayfa#

Halloween Parade 2013 (Cadılar Bayramı Geçidi 2013)

Günümüzde adeta bir şenlik havasında kutlanan bu bayram ülke ekonomisi için de son derece faydalı. Amerikan kaynaklarınca yapılan açıklamaya göre, geçtiğimiz yıl Cadılar Bayramı ve aksesuarlarına toplam 320 milyon dolar harcanmış.

Eylül ayının gelmesiyle birlikte Amerika sokaklarında gözle görülür bir hareketlilik başlıyor. Eğer bu tarihler arasında ABD’de iseniz özellikle geceleri son derece güzel manzaralar oluşturan evleri görmek için yürüyüşlere çıkmanızı ve 31 Ekim’e kadar açık tutulan Cadılar Bayramı kostüm ve aksesuarlarının satıldığı enteresan dükkânları muhakkak gezmenizi tavsiye ederim.

Bu yıl 40’ıncısı düzenlenecek olan geleneksel NYC Halloween Parade (Cadılar Bayramı Geçidi), her yıl olduğu gibi yine, 6th Avenue South of Spring Street’ten başlayarak 16th Street’e kadar uzanan cadde boyunca, 18.30-20.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.

Yoğun kalabalığa ve muhtemel soğuğa rağmen 31 Ekim tarihinde New York’ta olacakların bu geçidi muhakkak izlemelerini öneririm. Geçidin yapılacağı caddelerin trafiğe kapatılmasıyla birlikte kurulan barikatların ardında kendinize güzel bir yer bulmak için de erken gitmeyi ihmal etmeyin derim.

Bu yıl da yaklaşık 53 ayrı grup geçit için hazırlanmış durumda. Her bir grubun seçtiği konsepte uygun kıyafetler giyerek sergilediği dans gösterilerini izlerken son derece keyif alacağınızdan eminim. Bu etkinliğe katılmayı planlayanlarınız için iki küçük uyarım olacak. Eğer çocuğunuz kalabalıkta kendini idare edecek yaşta değilse tahminlerinizin çok üstünde olacağını bildiğim kalabalık dolayısıyla bu eğlenceye yalnız katılmanız gerekebilir. Diğer tavsiyem ise özel aracıyla gitmek isteyenler için. Özelikle geçidin yapılacağı alana yakın yerlerde park yeri bulmanız neredeyse imkansız. Bazı metro duraklarının o saatlerde kapatıldığını da bilmenizde fayda var. Dolayısıyla o gece geçitte olacaklar kesinlikle sıkı giyinmeli ve biraz yürümesi gerekeceğinden rahat bir ayakkabıyla yola çıkmalılar.

Birçok kişi geçidin ardından asıl eğlencenin Times Meydanı’nda olduğunu düşünebilir. Ancak bizzat tecrübe ettim ki durum hiç de öyle değil. Tüm hareketlilik ve eğlence geçidin yapıldığı cadde etrafında konuşlanmış durumda.

Adeta gelenekselleşerek dünyanın en büyük Cadılar Bayramı etkinliği olma özelliğini taşıyan bu geçidin ardından eğlencenize geceye özel program ve eğlenceler düzenleyen restoran ve kafelerde devam edebilirsiniz. İnternette basit bir arama yaparak tüm parti ve giriş ücretleri hakkında bilgi alabileceğiniz gibi gün boyu sokaklarda dağıtılan tanıtım broşürlerinden de yararlanabilirsiniz.

Bu hafta da yaklaşan Cadılar Bayramı New York etkinliklerini tanıtmaya çalıştım. Önümüzdeki hafta yine çok güzel bir New York mekanıyla aynı adreste olucam. Merak edenlerle aynı adreste buluşmak üzere.

Esra Yerebakan/USASabah

Ellerinde renkli kovalarıyla kapı kapı gezerek şeker toplayan çocukları sevindiren büyükler, şeker vermemeleri halinde evlerinin yumurta yağmuruna tutulacağını bildiklerinden midir bilinmez ama o gün için en lezzetli şekerleri hazırlayarak önceden ışıklandırıp ‘korkunç‘ temalarla süsledikleri evlerinde akşam olmasını beklemeye başlarlar. Kısaca Cadılar Bayramı, evlerin kurukafa, örümcek ve hayalet gibi figürlerle süslendiği, akşam olduğunda kostümlü çocukların kapı kapı gezdirildiği bir bayramdır.

Günümüze mana ve şekil değiştirerek gelen birçok bayram gibi Cadılar Bayramı’nın da , çocukları sevindirmeyi istemekten biraz daha uzaktır. Peki gerçekte nedir?

İlk olarak ne zaman kutlanmaya başlandığı tam olarak bilinmeyen Cadılar Bayramı, aslında Samhain olarak bilinen kadim Kelt Festivalidir. Başlangıç yılı tam olarak bilinmese de kutlamaların yapıldığı 31 Ekim tarihi günümüze kadar hiç değişmeden gelmeyi başarmıştır. 31 Ekim, hasat mevsiminin bittiği gün olarak bilinir ve tek geçim kaynağı toprak olan dönem insanları için yaşamaya devam edebilecek olmanın garantisi gibidir.

Hasatlarından son derece memnun olanlar olduğu gibi o yılı beklentilerinin çok daha altında ürünle kapatanlar da oluyormuş elbette. Bir sonraki yılı zor geçirecekleri hasat miktarlarından belli olan çiftçiler, bu durumun yegane suçlularının, ölümlerinin ardından bir türlü huzur bulamayan ruhlar olduğuna inanırlarmış. Bu garip inanışa göre, cinayete kurban gidenler, dünyadaki işlerini tamamlayamadan ölenler ya da hayatlarını günahkar olarak geçirenlerin ruhları, her yıl yine 31 Ekim tarihinde dünyayı ziyarete gelerek insanları lanetliyorlarmış. Bir önceki gelişlerinde onları korkutup kaçırmayı başaramayan çiftçilerse bu lanetten paylarını aldıklarından hasatları beklediklerinin altında geliyormuş.

Cadılar Bayramı’nda giyilen ‘korkunç‘ kıyafetlerin ve ilginç ev süslemelerinin aslı, bu geleneğe dayanır. Evlerinin dışına astıkları korkutucu figürlerin ve havanın kararmasıyla birlikte giyindikleri korkunç maskeli giysilerin bu kötü niyetli ruhları korkutup kaçırmak gibi bir amacı varmış. Festival boyunca insanlar, yaklaşan kış aylarına hazırlık olması için kestikleri hayvanların kemiklerini de meydanlarda yaktıkları büyük ateşlere atıp yayılan kötü kokuların ‘huzursuz ruhları‘ uzaklaştırmasına çabalıyorlarmış.

Bir Pagan festivali olarak İrlandalılar, İskoçlar ve Galliler tarafından İngiltere’de kutlanmaya başlanan Cadılar Bayramı, 19.yüzyılda Kuzey Amerika’ya göçenler tarafından da devam ettirilmiş ve böylece Amerikan topraklarında da kutlanır olmuş.

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »