Galiba Kadnlar Çözdüm…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ENERjİ VAMPİRİ OLMAYIN

– Sürekli konuşuyor ve hiç dinlemiyorsanız,

– Bütün duygularınızı ve düşüncelerinizi en doğal hakkınızmış gibi her yerde dışarı vuruyor ama başkalarının duygu ve düşüncelerini dikkate almaktan kaçınıyorsanız,

– Sürekli olumsuz haberler yayıyor, felaket senaryoları anlatıyor, en beter olasılığın çığırtkanlığını yapıyorsanız,

– Olayları olumlu yöne çevirmeye çalışanların çabalarını küçümsüyor ve iyi niyetle davranan insanların hevesini kıracak laflar ediyorsanız,

– İnsanları habire sorunlarınızdan sorumlu tutuyor ve başkalarına yaptırabileceğiniz hiç bir şeyi zahmet edip kendiniz yapmak istemiyorsanız,

– İnsanlarda gördüğünüz güzellikleri es geçiyor ama size göre kusur olan şeyleri büyük bir iştahla ve beklemeye sabredemeden baaaammm diye söyleyiveriyorsanız,

– Kendinize acımakla kalmıyor, sürekli etrafınızdakilere de ne kadar acınası bir hayatınız olduğunu anlatıyorsanız.. hatta biri size selam verdiğinde hemen konuyu derterinize getiriyorsanız,

– En küçük rahatsızlığınızı dahi ozon deliğinden veya kitlesel açlıktan daha büyük bir dram haline getiriyor, etrafınızda ne büyük sorunlarla ne onurlu bir sessizlik içinde baş etmeye çalışan insanlara saygı göstermiyor, hatta güçlü gördüklerinizin sırtına bir de siz biniyorsanız,

– İnsanları türlü atraksiyonlar ya da huysuzluklar yaparak sizinle ilgilenmek ZORUNDA bırakıyorsanız,

SİZ BASBAYAĞI ENERCİ VAMPİRİSİNİZ!

Etrafınızdakileri sizi beslemek zorunda bırakıyor, almaya bayılıyor ama vermekten kaçıyor, sizin sıranız gelince kavga çıkartıyor ya da herkese el etek öptürtmeden bir iyilik yapmıyorsanız… dönün kendinize ve NEDEN diye sorun!
Naapiyim ama ben zayıf ve çaresizim demeyi, ya da benim
huyum böyle patavatsızım üfürüklerini bir yana bırakın

YARATAN’ın enerjisi sonsuz ve herkese açıktır…
ONUN İPİNE TUTUNMAKTAN ÇEKİNMEZSENİZ
Başkalarının enerjisiyle beslenmeye ya da onları da aşağı çekerek kendinizi iyi hissetmeye gerek duymazsınız…

kaynak juno yıldız gölemcisi

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KİNTSUKUROİ … Altınla Onarmak


Japonlar, kırılıp onarılan nesnelerin eskisinden daha değerli olduğuna inandıkları için, kırık yerleri altınla doldururlarmış…
Hayatın bize sunduğu bilgelikler de, kırıkların yerini dolduran altın gibi değil mi?
O ZAMAN;
Kusursuz görünmeye değil… emektar ve anlayışlı olmaya bakalım…

BAŞ HARFİNİZ KİŞİLİĞİNİZİ ANLAYOR;

(A)
A harfi alfabedeki diğer harflerden farklı bir konumdadır. Onlardan daha enerjik, fevri ve lider… İ…smi A harfiyle başlayan insanlar kendilerinden emindirler ve başkalarından akıl almak yerine kendi bildiklerini okurlar. Mantıkları ön plandadır; otoriter tavırları onları doğuştan lider yapar.
İsminin baş harfi A ile başlayanlar ya da isminin içinde birden fazla A bulunanlar bu özellikleri yoğun bir şekilde içlerinde barındırırlar. Hızlı hareket etmeleri ve meydan okuyan halleri onları ele verir. Hayal kırıklığına uğramaktan nefret ederler ve böyle bir durumda çabuk sinirlenirler.
(B)
Hassas, kırılgan ve içe dönük… İsim başı olduğu zaman sonraki harflere tüm enerjisini verir. İsmi B harfiyle başlayanların sezgileri oldukça kuvvetlidir. Huzur ve uyum tek amaçlarıdır. Bulunduğu ortamda barış olmasını isterler. Arkadaş canlısı, ev hayatını seven, sempatik bu insanlar ağır hareket ederler. Fakat attıkları adımlar güvenilir ve sağlamdır.
İsminin son harfinde “b” olanlar genellikle başladıkları işleri geç bitirirler. Fakat mutlaka en iyi işi çıkarmış olurlar. Güzelliklere ve sevilmeye düşkündürler.
(C)
Aynı anda birkaç işle uğraşan, dikkatleri çabuk dağılan ve sıkılan, canlı ve neşeli insanlar. İsmi C ile başlayan insanlar yaratıcı özellikleri gelişmiş, eğlenceli ve iletişimi kuvvetli insanlardır. Özellikle el becerileri çok kuvvetlidir.
Yarım daire andıran bu harfin insanları kendilerini zaman zaman eksik hissederler ve diğer yarılarını bulmaya çalışırlar. Bu da onları sürekli bir arayışa iter. Değişim onlar için kaçınılmazdır. Sabırsız olmaları en büyük eksikleridir. İsmi “c” ile bitenler başladıkları işleri bitirmekte zorlanırlar çünkü çabuk sıkılırlar. Yarım bırakma huyları çok fazladır.
(Ç)
Enerjisi yüksek bir harftir ve Ç harfi insanlarının en büyük özellikleri sabit fikirli olmalarıdır. İnatçıdırlar, kendi düşüncelerinin doğru olduğuna inanırlar. Oldukça zekidirler ve çabuk olgunlaşırlar.
Hedefleri daima yüksektir. Amaçlarına ulaşmak için, değer verdikleri insanlardan yardım istemekten çekinmezler. Ama kendileri zaten başlı başına bilgi küpüdürler. Her konuda söyleyecekleri bir şeyleri vardır.
(D)
Evrenden aldığı enerjiyi sadece kendisine kullanan D harfi insanları, oldukça yardımseverdirler. Numerolajik olarak 4 rakamına denk geldiği için D harfi, dengeyi ifade eder. Aynı zamanda Ay’ın etkisindedirler ve bu gezegenin enerjisini taşırlar. Bu yüzden duygusal durumları çabuk değişir ve aile hayatına düşkündürler.
Sevgi ve şefkat onlar için önemli kavramlardır. İnatçı olmaları ise onların en kötü özelliğidir. Bildiklerinden şaşmazlar ve iletişime kendilerini kapatırlar.
(E)
Sıcak kalpli, sevgiden beslenen ve şefkatli insanlar. E harfi insanı enerjisi çabuk tükendiği için atak olmaz. Ama özgürlüğüne aşırı derecede düşkündür. Bu yüzden kimi zaman asi tavırlar sergileyebilir. Bu harf Merkür ve İkizler burcu etkisinde olduğu için, iletişim ve zeka en belirgin özelliğidir.
Hayal güçleri o kadar kuvvetlidir ki, bazen gerçekle düşü birbirine karıştırır. Sevinç ve üzüntü onlarda aynı anda yaşanır. Zorlayıcı bir kişiliğe sahiptirler. Fırsatlara hemen atlayıp, aceleci tavırları yüzünden yanlış yapabilirler.
(F)
F harfi ona gelen enerjiyi geri çevirir. İsminde F harfi olanlar sorumluluk sahibi, yardımsever, sakin ve yaratıcı insanlardır. Depresyon ve melankoliye meyilli olsalar da, genellikle idealleri uğruna yılmadan mücadele ederler. Aşkta ise romantik ve baskıcıdırlar. Yönlendirmeyi severler.
Numerolojik karşılığı 6 olduğu için bu harfin insanları aşkı temsil eder. Güneş gibidirler; etrafa ışık saçarlar. Fakat bazen yakıcı olabilirler, her an patlamaya meyillidirler.
(G – Ğ)
Etrafı sarıp sarmalayan enerjileri ile mükemmeliyetçi ve titizdirler. Onlar için her şey tam olmalı. Detaycı oldukları kadar araştırmaya da yatkındırlar. Başkalarının düşüncelerini oldukça önemserler. “Başkaları ne der” diye düşünmeden edemezler.
Hayalperest olmaları, yaratıcı fikirler üretmelerini sağlar. Ya çok tembel olurlar ya da çok çalışkan… Hayatın zorluklarından korkmazlar.
(H)
H harfi insanları işkolik ve başarı odaklı insanlardır. Numerolijide 8 rakamına tekabül ettiği için, yaratıcı ve güçlü oldukları gözlenir. Zaten ilk bakışta onların ne kadar sağlam ve güçlü bir karaktere sahip olduklarını anlayabilirsiniz.
Para kazanmak, servet sahibi olmak en büyük arzularıdır. Daima önde olmayı isterler. Zaten disiplinli yapıları onları zirveye kolayca taşır.
(I-İ)
Sevgi hayatlarında en önemli şeydir. Beğenilmek ve takdir edilmek isterler. Venüs tarafından yönetilen I-İ harfi insanları aşkı arzularlar ve fiziksel temas kurarak iletişimi sağlarlar. Sezgileri ise oldukça kuvvetlidir.
Her konuda bir denge ve adalet arayan bu insanlar merhametli yönleriyle tanınırlar. Duygusal iniş çıkışları ise onları moral olarak yıkabilir. Kalpleri dolu olduğu sürece hayatlarındaki her şeyi yoluna koyabilirler.
(J)
Enerjiyi sürekli alan ve dağıtan J harfi, 1 rakamı ile temsil edilir. Bu da onu lider ve öncü yapar. Alfabenin en güçlü harflerindendir. İyi bir oyuncudurlar, kontrol etmeyi severler ve kendilerine çok güvenirler.
Vizyon sahibi, atılgan ve cesur J harfi insanları Jüpiter tarafından yönetilirler. Bu da onlara iyimser bir hava katar. İnsanlara yol göstermeleri ve onları eğitmeleri en sık yaptıkları şeydir.
(K)
Onun için alfabenin kariyer yapan harfidir desek yeridir. Başarılıdırlar, saygı görmeye ihtiyaçları vardır. sıra dışı düşünceleri onları uçlarda yaşayan insanlar haline getirir. Mahremiyet ise en önem verdikleri konudur. Kendine ait sırları vardır.
Eğer içindeki potansiyeli dışarı aktaramazsa, utangaç ve içedönük bir karaktere bürünürler. Ayrıca toplumdan memnun olmayan ve tatminsiz biri haline de gelebilirler.
(L)
Venüs’ün sevgisini içinde barındıran L harfi insanı, adeta bir sanatçı gibi duyarlı ve ahenklidir. Kendilerini çok iyi ifade ederler. Sosyalleşmek onlar için önemlidir. Kalabalık ortamlarda bulunmayı ve kendilerini göstermeyi severler.
İnsancıl yanları her zaman ağır basar. Haksızlıklar karşısında direnirler. Aşka aşık oldukları kadar, romantiktirler. Ara sıra sakarlıklar yapabilirler. Görünmez kazalar hep onları bulur.
(M)
Evrenden aldığı enerji çok iyi dağıtır. Gezegeni Ay, rakamı ise 4’tür. Manevi yönü güçlü, sabit, sağlamcı ve güvenilirdir. Doğuştan anaçtır. Sevdikleri için yapmayacağı şey yoktur. Onlar için işkolik diyebiliriz. Kendilerine güveni tamdır, başaramayacağı şey yok gibidir.
Ticari zekaları gelişmiştir. Parayı nereden kazanacaklarını çok iyi bilirler. Sürekli hareket halinde olmak isterler. Aşkta ise oldukça hassas ve duygusal bir yapıdadırlar.
(N)
Toplum kurallarına uymakta zorlanan, farklı düşünceleri olan insanlardır. Merkür tarafından yönetildiği için hızlı hareket eder, hızlı düşünür ve hayal gücünü pratiğe dökebilirler. Mükemmele ulaşma amacındadırlar.
Duyguları çabuk değişir, sık sık aşık olabilirler. Utangaç tavırlarına bakarak onların içe dönük olduğunu düşünebilirsiniz fakat göründükleri gibi değildirler. Aşkta tutkulu ve eleştirel bir yapıdadırlar. Eleştirmeye bayılırlar.
(O – Ö)
Dışarıdan aldığı enerjiyi içinde saklar, dışarıya kapalıdır. Bu da onu biraz bencil gösterir. Fazla duygusal oldukları için kıskançlığa da yatkındırlar. Sevdiklerini çok sahiplenirler. Ama yine kendi istekleri ağır basar. Empati yetenekleri pek gelişmemiştir.
İnatçılıkları bazen insanları sinirlendirecek noktaya ulaşır. Başarılı olmayı dilerler. Azimle çalışırlar ve istediklerini elde ederler. İnsanların hayranlıklarını kazanmak isterler ve pohpohlanmak hoşlarına gider.
(P)
Kendine güveni tam olan P harfi insanı mesafeli ve gizemlidir. Çevresinde gelişen olayları takip etse de, eğer kendi işine engel oluyorsa ilgilenmekten vaz geçer. Kimi zaman bencil tavırlar sergileyebilir. “Benim” dediği her şey onun için değerli ve özeldir.
Numerolojik değeri 7 olan bu harf, gücü temsil eder. Kendinden emin olduğu için toplum içinde lider olmak ister. Sevgilisini de toplum içinde saygı gören, kendine bakan, güzel insanlardan seçer.
(R)
Evrenden aldığı enerjiyi kendine çeken R harfi, 9 rakamıyla özdeştirilir. İnsancıl yönleri ağır basar. Barıştan yanadırlar. Mantıklı hareket etmeleri az hata yapmalarını sağlar. Pratik zekalıdırlar, hızlı hareket ederler. Fakat bazen o kadar çok şey düşünürler ki, sonunda karar vermekte zorlanırlar.
Olumsuz özelliklerinin başında aniden öfkelenmeleri gelebilir. Fakat saman alevi gibidir bu sinir; çabuk söner. Kimi zaman hoşgörüsüz hareketlerde bulunabilirler. Güçlü ve saygın insanlardan hoşlanırlar. Güzellikten ziyade, zeka onlar için daha önemlidir.
(S – Ş)
Satürn tarafından yönetilen S-Ş harfi insanı, güçlü ve sağlam yapısıyla tanınır. Mücadele etmekten çekinmez ve zorluklar karşısında çabuk yılmaz. Üretken olduğu için el attığı her işte farklılık yaratır. Toplum tarafından bilinmek, tanınmak ister.
Karizmatik yapısı, sıcakkanlı davranışları onu sempatik bir hale getirir. Duygusaldırlar, kırılmaktan korkarlar. Karar alma aşamasında zorlanabilir, ani tepkiler vermeye meyillidirler. Para kazanmakta ise doğal bir yetenekleri vardır.
(T)
Neptün etkisindeki T harfi insanları hayalperest yönleriyle tanınırlar. Bazı şeyleri iç dünyalarında yaşamak onlara daha kolay gelir. Bir yandan şefkatli ve duyarlı iken, tanımadığı insanlara karşı mesafeli ve soğuk olabilir.
Hassas olması, çabuk kırılmasına neden olur. Herkesin lafını kafaya takabilir. Manevi yönü çok gelişmiştir. Zaman zaman yaşadığı hayal kırıklıkları iş hayatına da yansır. Dış etkenlere oldukça açıktırlar.
(U-Ü)
Alfabenin son sesli harflerinden U-Ü nün yönetici gezegeni Jüpiter’dir. Elementlerinde ateş olması bu kişilerin tutkulu ve şanslı olduğunun işaretidir. Yetenekli ve sezgileri kuvvetlidir. İç seslerine güvenirler. Sabırlı ve paylaşımcı özellikleri ağır basar.
İsminin ilk harfi U-Ü olan kişilerin öne çıkan olumsuz yönü, bireysel kararlar alması olduğu gibi kararlarından tereddüt yaşamalarıdır.
(V)
V harfi 4 rakamıyla temsil edilir. Birleştirme, başlangıçları ifade eder. Yönetici Gezegeni Uranüs’ün etkisiyle başkaldırma ve kendi bildiği yolda hareket etme isteğini içinde barındıran kişilerdir. Bir sonraki hamlesi tahmin edilemeyen şaşırtıcı kişilikleri vardır.
İsminin ilk harfi V olanlar kimi zaman acımasız tavırlar gösterebilirler. Bireysel davranmaktan hoşlanırlar. Yeniliklere karşı duyarlı ve isteklidirler.
Y alfabenin son harflerinden olup numerolojik değeri 7’dir. Gizemleri ve sırları temsil eder. Bağımsızlıklarına önem verirler. Baskı altında yaşamak onlara göre değil, kısıtlamaya gelemezler. Düşüncelerini ifade etme teknikleri ile öne çıkarlar.
Hafızaları kuvvetlidir. Kolay kolay unutmak bir kenara yıllar üstesinden geçmiş olsa bile dün yaşanmış gibi net bir şekilde anlatırlar. Depresif yönleri ağır basar.
(Z)
Alfabenin son harfi olan Z gücün harfe olan yansımasıdır. Kuvveti ve sağlamlığı simgeleyen Z harfini isminde barındıran kişiler hedeflerine bağlı, inançlı kişiliğe sahiptirler. Aşka aşıktırlar, acı çekeceklerini bilseler de aşık olmaya devam ederler.
Z harfi samimi ve hareketiyle hayatın pozitif yanını aktarır. Beklentileri yüksek, duyarlı insanlardır. Naifliğin yanı sıra pratikliği ile şaşırtıcı özellikleri vardır. Neptün’ün etkisinde oldukları için hayal kurmayı severler ve gizemli taraflarıyla ön plana çıkarlar..

Bu zamanda en değerli kabiliyet, sanırım insanın kendini toparlam, onarma yetisi…

10412019_10152095474477036_6653979471670963345_n[1]

Astral Seyahat…

Birazdan bahsedeceğimiz şeyler aslında astral seyahat olarak tanımlanan olguya çok yakın; ancak bilimsel olarak açıklaması bir çeşit halüsinasyon olduğu yönünde.

astral seyahat

Geçtiğimiz günlerde, bilimsel olarak açıklanamadığı için gizemini koruyan vücut dışı deneyimler ile ilgili ilk kez patolojik olmayan, kendi kendine ortaya çıkmış, vücut dışı bir deneyimin bilimsel analizi yapıldı.

Beyin aktivitelerini kan akışıyla gösteren fMRI teknolojisini kullanan Ottawa Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, istediği zaman beden dışı deneyimler yaşayabildiğini iddia eden bir kadının beynini ayrıntılı olarak incelediler. Çalışma üzerine kaydedilenler şöyle:

“Kadın, kendisini havada asılı kalıp çevirdiğini ve yuvarladığını görebiliyordu. Arada bir kendisini yukarıdan izlediğini bildirdi. Fakat bununla birlikte kendi bedeninin aslında hareketsiz bir vaziyette olduğunun da bilincindeydi.”

Kulağa çılgınca ve imkansız geliyor öyle değil mi? Fakat araştırmacılara göre deneyimi sırasında kadının beyninde, söylediklerini destekleyebilecek bazı değişimler gerçekten de yaşanmış:

“fMRI taramalarına göre,  görsel alandan sorumlu beyin zarında çok büyük oranda deaktivasyon gözlenirken; sol taraftaki kinestetik görüntü kısmında aktivasyon görüldü. Bu durumda, kişi bedeni hareketsizken, zihninde beden hareketlerini tasvir edebiliyor. Beynin bu parçası dünyayla iletişimimizi mümkün kılıyor ve vücudumuza sürekli olarak dünyayla olan ilişkimizin nasıl olduğunu hissettiriyor.”

Başka bir deyişle, beyin taramaları deneğin deneyiminin olağan dışı olamadığını, bunu gerçekten yaşamış olabileceğini gösteriyor. Fakat başta da söylediğimiz gibi, bu bir astral seyahat değil. Bu nörolojik mekanizmalar tarafından ortaya çıkabilen bir tip halüsinasyon şeklinde tanımlanıyor.

Ekran Resmi 2014-05-13 01.00.41&

Fotoğrafta gördüğünüz beyin tarama görüntülerinin nörolojik olarak tanımları şöyle;

  • Etkileşimler genel olarak beynin sol lobunda gerçekleşiyor. Sol beyin; bütünleyici motor bölgesi (F), supramarginal gyrus (D,F) ve posterior, superior, temporal gyrus bu etkileşimlerde rol oynuyor. Son iki görüntüdeki temporal ve parietal lobun fonksiyonlarının üst üste binmesi, beden dışı deneyimin sonucu.
  • Deneyim sırasında beyincikte (B,D,E) de etkinleşme gözleniyor. Bu da, deneğin vücut dışında hareket deneyimleriyle uyuşuyor.
  • Sol, orta ve superior orbital frontal gyri (A,C,D,E) bölgeleri aktifleşmiş halde ve bu bölgeler hareket görüntülemekle ilgili bölgeler olduğu için deneğin iddialarıyla örtüşüyor.

Bu olguların kesinlik kazanabilmesi için beden dışı deneyimleri olduğunu iddia eden diğer bireyler üzerinde de bu tip deneylerin yapılması gerekli. Araştırmacılara göre buna benzer raporlanmamış bir çok vaka olabilir.

alıntı

”Hepimizin yaşamı, bizden önce yaşamış ve halen yaşamakta olan milyonlarca insanın, ortak emeğinin ürünüdür.”

1395908_10151745674164685_1154590680_n[1]

 

”Hepimizin yaşamı, bizden önce yaşamış ve halen yaşamakta olan milyonlarca insanın, ortak emeğinin ürünüdür.”

Tüm bunları düşünüp de, insanın ”tek başına var olabilecek ölçüde güçlü ve önemli” olduğu sonucuna varılması mümkün mü?

Bize katkıda bulunan tüm insanların, bize hizmet eden eşyaların, doğanın farkına varmamız, bu koskoca evrende yalnız ve çaresiz değil, muhteşem bütünün parçaları olduğumuzu gösteriyor.

Bütünün parçası olmak, bize sorumluluklar da getiriyor elbet!

Bütünü korumanın,

Canlı ve cansız hiçbir şeye zarar vermemenin,

Yaşama katkıda bulunmanın,

Ve onu güzelleştirmenin sorumluluğunu!

Birisine verdiğimiz zararın, aslında kendimize zarar vermek olduğu bilincini de kazandırıyor bize!

İnsan olmak da zaten, bu bilince sahip olmak demek, değil mi?”

Doç.Dr.Şafak Nakajima

USTA VE KAHVE FİNCANI …

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!
Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.

“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:
“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.

“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
“Henüz değil!”

“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”
“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.

“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”

“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:
“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”
Ona “Evet” dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”
“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım,hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”

Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
Bana zarar vereceğini düşündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…
Teşekkür ederim.”

Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acıdaki hikmeti görelim.
Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

YAŞAMDAN GELEN SİNYALLER…



Arabanızda frenler tutmuyorsa evren size nerede durmasını bilmiyorsun? diyor..
Silecekleriniz çalışmıyorsa neyi görmek istemiyorsun? diyor..
Telefonunuz arızalıysa iletişim kanallarında sorun var, kime söylemek istiyorsun da söyleyemiyorsun? diyor..
Arabanızda vuruklar, çarpmalar varsa öfkelisin, kendini ve kızgın olduğun herkesi affet diyor..
Evinizde su boruları devamlı patlıyorsa, musluklardan su sızıyorsa yaşamındaki kaçakları gösteriyor… (Para, sağlık, huzur vs.)

Elektrikle ilgili sorun varsa karanlıktasın, aydınlat kendini diyor..

Veee bedenimiz işte harika makinemiz…
Biz hayatımızdaki kullandığımız araçlar arızalanınca insanlarla ilişkilerimiz bozulunca, yaşamın bize verdiği mesajları hala anlamadıkça…Yaşam, son çare olarak mükemmel bir makinemiz olan bedenimizle hayatımızdaki sorunları göstermeye çalışıyor..
Ancak hastalanınca duruyoruz.. Bana ne oluyor böyle diyoruz..

Neden hasta olunca farkına varıyoruz? Çünkü yaşamla ilişkimiz bir şekilde kesiliyor..
İşimize gidemiyoruz veya ağrılar içinde dolaşıyoruz hayattan keyif alamıyoruz..
Evet yaa, bu işim beni çok strese sokuyordu, sonunda hasta etti beni’ diyorsunuz..
Yaşamın size söylediklerini dinlemek için illa hasta olmayı mı bekliyorsunuz..
Kanser olduğunuz zaman mı en nefret ettiğiniz kişiyi affedeceksiniz..
Öleceğinizi bilirseniz mi yapmak istediğiniz şeyler için kendinize zaman ayıracaksınız, kızmayı, söylenmeyi bırakacaksınız..
Hastalıklar sizin düşüncelerinizle yaşamınızda yaratmış olduğunuz sıkıntıların sonuçları ve bu düşünceler sahip olduğunuz yaşam alanlarınızı güçlü bir şekilde etkiliyor..

Öncelikle şunu da belirtmek isterim, yaşamımızdaki bu nedenleri görmemek için kendimize bahanelerde uydururuz..
Soğuk bir şeyler içtim bu yüzden boğazım ağrıyor..
Acılı yedim bu yüzden midem ağrıyor vs..
Daha önce neden soğuk içtiğinizde veya acı yediğinizde bu ağrılar yoktu..
Kendinize dürüst olun ve yaşamın size verdiği bu ipuçlarını kullanın..
Sonuçta sadece kazançlı çıkarsınız…

Alıntı

Bir an sonrası belli olmayan hayatta, Uzun vadeli planlar yapmadım.

Hayatı çok ciddiye almadım…

O da beni ciddiye almadı…

Yokmuşum gibi davrandı.

Olsun küskünlüğüm yok !

Zaten büyük hesapların adamı olmadım hiç !

Bir an sonrası belli olmayan hayatta

Uzun vadeli planlar yapmadım.

Her an bir yerlere gidecekmiş gibi

Valizimi hazır beklettim.

İkiyüzlüler maske takmamı istediler.

Bıyık altından gülenlerde oldu…

Olsun geceleyin yastığa başımı rahat koyuyorum ya,

Bu yeter bana !

Şöyle geriye dönüp mazime baktığım zaman,

Çok da kaybettiğim bir şey yok esasen.

Charlie Chaplin

İlk yardım eğitimine gidin…

Ara sokakta yere düşmüş bir kadın, başında toplanmış 20 kişi. Kimi ayağını tutuyor, kimi kolunu. Kimi bakıp geçiyor. Kimi ne oldu diye soruyor. Kadın sokağın ortasın yakın düştüğü için yolu kapatmış. Duyarlı taksi şöförü arkadaş ?, kadını biraz sağa çekin de devam edelim diyor. Biri acile götürelim diyor. Öbürü parası var mı ödeyebilir mi diyor.

Ben bu anda olaya dahil oluyorum. Geçen sene ilkyardım kursu aldım, işime yaramasın ama bilmek de lazım dedim. İyi ki de demişim. Bugün bir insan hayatına,  küçücük bir dokunuş yapmış oldum. Millet kavga dövüş halindeyken, hastanın başına gittim, iyi misin diye sorup bellek kontrolü yaptım. Arkasından milleti başından çektim ve 50 metre yandaki hastanenin acilini çağırıp hastanın sedyeyle kaldırılmasını sağladım…

Bunu niye mi yazıyorum. Arkadaşlar ilk yardım kursuna gidin. Gerçekten bir gün bir insana faydanız olabilir.
Bu arada kadına ne mi olmuş. Tansiyonu düştüğünde dengesini kaybedip düşmüş. Kolunu kırmış. Gerisi panik. Allahtan…
Anette İnselberg

Artık Ben Çok Değiştim Leyla…

10298903_572460399536611_2828581869763204221_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

İşte havucun 10 faydası…

-Havuç ve havuç suyu az kalori içermesine rağmen besleyicidir. Zayıflamada ve kilo korumada etkilidir. Ara öğünlerde 1-2 küçük havuç yenilmesi tokluk hissi sağlar.

-Karaciğer fonksiyonlarının korunmasında, sindirim sistemi üzerinde oldukça etkilidir.

-Yaşlanmaya bağlı oluşan ağrı ve sızıları havuç suyu içerek azaltabilirsiniz.

-Doğal A vitamini kaynağı olduğu için göz sağlığını, görme gücünü artırır. Kemik bozuklukları ve osteoporoza karşı etkilidir.

-Potasyum ve posa içeriği ile kolesterole, hipertansiyona karşı savaşır.

-Safra kesesi ve karaciğer enzimlerini düzenlenmesi üzerinde çok etkilidir.

-Yağlanmayı azaltır.

-İçerdiği E vitamini ile kanser oluşumunu engeller.

-Havuç suyu güçlü bir antioksidant olan beta- karotenden zengin olduğu için hücre dejenerasyonunu önler. Yaşlanma sürecini yavaşlatır.

-Biraz limon ve zeytinyağı ekleyerek hazırlanan havuç salatası zihni açar, öğrenmeyi hızlandırır.

Kaynak: Sağlık ve Beslenme

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Rapunzel…Lütfen İnenlere Öncelik Tanıyınız…

rapunzel

İyi ki farklıyız, iyi ki eşsiz yapılardayız ve bambaşkayız…

Farklı insanlar  farklı kültürler

Farklı insanlar  farklı kültürler

Farklı insanlar  farklı kültürler

Farklı insanlar  farklı kültürler

Farklı insanlar  farklı kültürler

Farklı insanlar  farklı kültürler

Farklı insanlar  farklı kültürler

Farklı insanlar  farklı kültürler

Bekarların duymak istemediği 25 cümle

 

İyi ki farklıyız, iyi ki eşsiz yapılardayız ve bambaşkayız…

Ebru Öztürk

 

Farkı” olan ya da öyle tanımlananan insanları hiç garipsemedim. Hatta mümkünse çok farklı olsunlar birbirlerinden..
Birbirinin tıpatıp aynısına yakın benzerlikte olan insanları garipsedim ama. Şaka gibi bir yapı görülüyor çünkü..
Bu kırmızının, sarıya dönüşmeye çalışması, mavinin portakal rengi olduğunu iddia etmesi kadar tuhaf bana göre..
Her hücre bambaşka yapıda, renkte, tınıda ve o tüm” farklı” hücrelerden oluşmuş insan, toprak, bitki, ağaç, deniz, tabii ki ” farklı” yani doğasını yansıtıcak bir uniklikte olacak.
Unikliği kaybetmek, tıpatıp benzerliğe sürüklenmektir..
Uniklikliği yaşamak, yaşamı gerçek manada deneyimlemektir…
İyi ki farklıyız, iyi ki eşsiz yapılardayız ve bambaşkayız yoksa bu rengarenk okyanusta birer damla olabilir miydik…
Sıkıcı olurdu, çook sıkıcı! ebru öztürk