Ay Çok Heyecanlıyım!!! Bakalım Bugün Nelere Olacak…

7 Kimyasal İlaca 7 Doğal İlaç…

Işıl Güçlü-Yaşam Koçu

Başkalarının Düşünceleriyle Bilgelik Etmektense, Kendi Hesabına Delilik Etmek Daha İyidir…

Alkali Beslenme


Son dönemde alkali beslenme,alkali su,alkali gıdalar kelimelerini daha çok duyar olduk.Modern yaşam hayatımıza bir çok olumluluklar getirirken bazı noktalarda zararları da oldu. Örneğin doğal beslenmeyi kaybetmeye başladık…. Bu nedenle bazı hastalıklar arttı. Öncelikle asit ve alkalinin ne demek olduğunu anlamak için lise yıllarına geri dönerek biraz hafızamızı tazeleyelim. Normalde insanın ph’sı yaklaşık 7.4’dür, yani hafif alkalidir. Bunun biraz altı ve üstü de normaldir ancak 7.35 in altı asidik, 7.45 üstü de alkalikdir. Ancak son yıllarda fast-food gıdalar, asitli meşrubatlar–içecekler, kızartmalar, rafine beyaz şeker ve un, gibi hazır gıdalar ve hatta stres dahi beden ph’sını daha asite doğru kaydırdı.
HANGİ GIDALAR ASİDİKTİR ?
Kümes hayvanları, tüm süt ürünleri, yumurta, rafine edilmiş undan yapılan gıdalar, özellikle beyaz un ve beyaz şeker, sentetik tatlandırıcılar, kimyasal katkı maddeleri, ketçap, mayonez, hardal, gazlı içecekler (maden suyu hariç),fazla miktarda kahve ve siyah çay, alkol, kızartmalar, cips, rafine tuz, fruktoz, mısır şurubu, margarin, jöle, ağır yağlı şarküterilerin yanı sıra sigara, tütün mamülleri, uyuşturucular, radyasyona maruz kalmak da aiditeyi arttırmaktadır. Ayrıca uykusuzluk ve hareketsizlik de olumsuz etkili etmektedir. Şimdi şaşıracaksınız ama nefret, öfke, korku, kıskançlık, yoğun stres gibi olumsuz duygular da bedende yüksek asit oluştururlar.
HANGİ GIDALAR ALKALİDİR ?
Salatalık, buğday çimi, zencefil, zerdeçal, hindibağ, ıspanak, brokoli, kırmızı ve kara turp, soya filizi, pazı, klorella ve spirunella gibi tatlı su yosunları,ısırganotu,kuşkonmaz,karpuz,çörekotu,kavun,zeytinyağı,hurma,nane,kekik,karbonat,soya lesitin ve işlenmemiş doğal tuz alkali gıdaların başlarında geliyor.İlginç bir bilgi de şifalı olduğuna inanılan Zemzem suyunun yüksek derecede alkali olmasıdır. Asidik gıdaları şekersiz komposto yaparak asidik etkilerini azaltabilirsiniz.
ASİT GIDALARIN ZARARI NELERDİR ?
Önce uyuşukluk ve yorgunluk başlar.Durum ilerlerse baş ağrıları, mide bulantıları, sinirlilik, depresyona eğilim, vücut ağrılarında artış, mide de yanma ve asit artışı, kronik yorgunluk hatta pek çok ciddi hastalığın da başlangıcına yol açabilir ve daha kolay hastalanmanın önü açılabilir.Bağışıklık sistemi bu durumdan olumsuz etkilenebilir.Hatta bazı görüşlere göre daha şişman olmanın önünü bile açabilir. Pilavlar, makarnalar,börekler,beyazekmekler,patates kızartmaları, kekler, pastalar, çörekler gibi hızlı karbohidratların aşırı tüketildiği durumlarda yağ asidi üretimi artar ve bel, kalça, karın bölgelerinde depolanır. Şeker,damar hastalıkları gib kronik hastalıkların oluşması kolaylaşabilir.
ALKALİ SU NEDİR NEDEN İÇİLMELİ ?
Ben de alkali beslenmenin ve alkali içmenin çok önemli olduğuna inandığım için uzun süredir alkali su içiyorum. Ayurveda sağlıklı yaşam sistemi genelde asit gıdaları geri plana atarken alkali gıdaları ön plana çıkartır.Beden ph’sını alkali yapmanın en kolay bir yolu da alkalı su içmektir.Alkali suyu almanın en iyi yollarından biri evinize suyu alkalide yapan sisteme sahip filtre taktırmaktır.Herkesin bütçesi evine alkali su filtre sistemi kurmaya uygun olmayabilir, o zaman da üzülmeyin çünkü iyi bir suyla da evinizde kendinize alkali su yapabilirsiniz.
Evde ucuza alkali su nasıl yapılır ?
2 litre suya yaklaşık 1 yemek kaşığına yakın karbonat koyun ve karıştırın. Bu kadar basit ve ucuz. Gün boyu bu suyu için. Hatta sıcak veya soğuk içeceklerinizde bile bu suyu kullanabilirsiniz.
Eğer çok kızartma, ağır yağlı, asitli içecek, beyaz un ve şekerli gıdaları çok tüketen biriyseniz, alkali su içmenizin sağlığınıza olumlu etkileri olabilir.Bu arada şaşırtıcı bir şekilde limon asidik olmasına rağmen uzun vadede az tüketildiğinde bedende alkali etki gösterir.
Bedende kaslarda aşırı asidik etki olduğu zaman ılık susam yağıyla yapılan bir rahatlatıcı masaj stres ve yorgunluğa bağlı asit etkisini azaltır.
ALKALİ YEMEKLERE ,İÇECEKLERE ÖRNEKLER :
Zeytinyağlı ıspanak-pazı, kayısı kompostosu, rezene çayı, baklalı enginar, soya filizli-haşlanmış buğdaylı-zeytinyağlı turplu-salatalıklı salata, taze nane yapraklı maden suyu,alkali suyla yapılan yasemin, ıhlamur,nanepapatya çayları,zeytinyağlı kabak,zerdeçallı sebze çorbası.
AŞIRI ASİDİK BESLENMEYE ÖRNEKLER :
Hamburger yanında patates kızartması, asitli meşrubat ve bol tuz mayonez ketçap, sosis kızartma,beyaz ekmekten tuzlu peynir ve salam-sosisli tost, tavuk kızartma-yağlı pilav, çok şekerli koyu çay-kahve,kızartma börek,yağlı kek-kremalı pasta,kızartma hamur tatlıları.
Size son zamanların en çok konuşulan ve önerilen beslenme şekillerinden olan alkali beslenmeyi ve alkali suyu anlatmaya çalıştım. Uygulayıp yarar gördüğünü söyleyen pek çok kişi var. Bu akımı savunan doktorlar aşırı protein ağırlıklı beslenen kişilerin bol alkali su içmesinin de bedeni asidozdan korumaya yardımcı olabileceğini vurguluyorlar. Bazı doktorlar ise fazla alkalinin sindirim sistemini tembelleştirebileceğini, bu beslenme şeklinin hiçbir bilimsel temelinin bulunmadığını, aşırı karbonatlı su içmenin mide yaralarını tekrardan oluşturabileceğini, karbonatlı su içmenin gerekli olmadığını sadece doğru beslenmenin asit-baz dengesinde yeterli olduğunu savunuyorlar.
kaynak şifacı
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Renklerine Göre Mumların Kullanımı…

images[2]
Mumlar
Mumlar en çok kullanılan dilek dileme yöntemlerinden biridir. Bazı eski gelenekler her tür dilekler için beyaz mumun veya tamamen doğal olması açısından bal mumunun kullanılmasını önerirken, bazı geleneklerde ise her dileğe özgü farklı renk kullanılması tavsiye edilir.  Mum ile dilek dileme işlemi genelde kutsal yerlerde; ermişlerin, aziz-azizelerin mezarlarında, ley hatlarının kesiştiği ve enerjinin yüksek olduğu alanlarda (özellikle eski mabetlerin inşa edildiği alanlardır bunlar) veya tapınaklarda yapılır.  Ama sadece buralarla sınırlı kalınmak zorunda değildir. Kendi evimizde de kutsal bir alan yaratarak, çalışmalarımızı sürdürebiliriz.
Renklerine Göre Mumların Kullanımı
Beyaz; Saflık, arınma, bütün genel dilekler, İlahi Işık
Siyah; Bağımlılıklardan kurtulma, kötülüğü defetme, negatif enerjiyi dağıtma, şansızlığı uzaklaştırma, Bilinçaltı
Sarı; Şans, Başarı, Zihinsel Aktivite, Neşe, Özgüven
Turuncu; Eril-Dişil dengesi, Adalet, Genel Başarı, Seksüel Denge
Mavi; Korunma, Huzur, Arınma, Olayların akışını sağlama, İletişimi Güçlendirme, Farkındalık
Mor; Psişik ve sezgisel güç, Üçüncü göz, Ruhsallık ve Ruhsal Arınma
Kırmızı; aşk, Duygusallık, Arzu, Tutku, Bedensel ve Fiziksel Güç, Özgüven
Yeşil; Bereket, Maddi konular, Şifa, Toprakla ve Toprak Anayla bağlantılıdır, Şefkat, Hoşgörü, İnsan Sevgisi
Kahverengi; İşlerde başarı, Maddi kazancın artması, Duygusal denge,
Pembe; Olayları ve kişilerin enerjisini yumuşatma, Olumlu enerjiler yaratma, Arkadaşlık, Sevgi ve Romantizm
Gümüş Rengi; Ayın etkilerini çekme (sezgi, kehanet, yaratım, o)
Altın Rengi; Güneşin etkilerini çekme ( Şifa, güç, başarı, yaşam, eril enerjiler, kontrol)
(Not: mumlarda Genelde orta karar renkler kullanılır. Çok koyu renkler tercih edilmez. Mesela çok koyu mavi ağır bir enerji yaydığı için depresyona sebep olabilir veya uygun kullanımında bağımlılığı kırmada kullanılır. Yani koyu renkleri kullanmanın yöntemleri farklıdır. Ayrıca iki farklı renk kombinasyonları her daim tercih edilmez. Mesela yeşilimsi, mavi renk hastalığı temsil eder, haliyle bu renkte kötü bir tonu olan mumu tercih etmemeliyiz. Mumların renkleri kullanılacaksa olabildiğince parlak, canlı ve net olmalıdır. İkili kombinasyonlardan kaçılmalıdır, Örnek olarak siyah mum negatif enerjiyi dağıtma ve uzaklaştırmada kullanılır. Eğer bu kırmızı renk ile kombine edilmişse, bu sefer negatif enerjiyi sadece dağıtmaz, bu negatif enerjiyi kim size gönderdiyse ona geri yansıtır.)
Ayrıca meditasyonlarda mum yakmak, enerjiyi yükseltecek ve meditasyonda daha iyi odaklanmanıza olanak verecektir
Efe Elmas

Bir Ruhun Uyanışı…

391193_422577494454961_1942374441_n[1]
Ruhsal bilgilere göre insanın yeryüzünde bulunuş amacı tekâmül etmektir. Bu amaçla bir arınma plânı yaparak öte âlemden dünyaya doğan ruh, bedene bağlandıktan sonra “dünyada bulunuş amacını” tamamen unutur. Çünkü öte alemde serbest olan ruhsal şuuru, madde ortamına gelince kapanmıştır. Yaptığı plânla ilgili hiçbir şey hatırlamaz. Bunun sonucu, maddenin cazibesine kapılarak kendi egosu doğrultusunda yaşamaya başlar. Birçok insan gibi, madde, onun için de vazgeçilmez bir olaydır. Hayatında her şeyi madde ile ölçüp tartmaya başlar.
Kendi düzenini kurmak için diğer insanlara karşı adaletsiz ve hoşgörüsüz davranır. Anlayış, onda çok uzak bir kavramdır. Her şeyde önce kendi çıkarını düşünür. Kısacası kendi bencil istek ve arzularının tatmini için ne gerekiyorsa yapar. İlâhi yasa gereği böyle bir insanın karşısına, ara sıra kendini görebilecek imkanlar çıkartılsa bile, maddenin cazibesi yüzünden onları görmezlikten gelir.
Bu uykuda yaşama durumu, insanın kendi ürettiği düşüncelerin ve yaptığı eylemlerin sonuçlarını kendi karşısında görünceye kadar devam eder. Çünkü farkında olmadığı bir başka yasa olan sebep-sonuç yasası çalışmaktadır. Dolayısıyla hayatta ne ektiyse, onu biçmeye başlamıştır ve bu durum onu giderek rahatsız etmektedir. Mutsuzluğu her geçen gün biraz daha artmaktadır. Günün birinde durup düşünmeye başlar. Neden, niçin her şey onu bulmakta ve işler yolunda gitmemektedir? Düşüncelerinde bu ve bunun gibi onlarca soru oluşmaya başlayan insan için artık uyanış başlamıştır.
Çevresine baktığında akıllıca ve doğru yaşayan birçok huzurlu insan da görmektedir. Kişi, bir müddet bu insanların yaşam tarzlarını, düşünce biçimlerini inceleyerek, onların doğrularıyla kendi doğruları arasında bir karşılaştırma yaparak bir sonuca varmaya çalışır. O da artık kendini ve yaşamını değiştirmek istemektedir. Değişimi sağlayacak bir felsefeye, bir yola ihtiyacı vardır. İşte bu dönemde, bir başka ilâhi yasa devreye girer ve onu destekler. Gelişimi için gerekli olan kitaplar, insanlar, felsefe ve yollar bir bir karşısına çıkar.
Seçme özgürlüğü doğrultusunda, süratle bilgilenerek kendini tanımaya başlayan insan, bir müddet sonra kendisini mistisizmin (*) içinde bulur. Çünkü artık o, “ne ve kim olduğunu”, “nereden gelip, nereye gittiğini” sorgulamaya başlamıştır. Bir süre, ego ve mistisizmi bir arada yaşar. Daha sonra ego’dan kurtulması lazım geldiğinin bilincine varır. Ve kendi kendisiyle cenge girer. Bu savaşın ona bir barış getireceğini inanmaktadır. Sonuçta girdiği bu yeni yolda evrensel kanunların ışığında değişim ve dönüşüm geçirmeye başlar. Zamanla bencillikten uzaklaşarak, daha anlayışlı, daha sağduyulu, adaletli, hoşgörülü ve sevgi dolu bir insan haline gelir. İçsel arınmanın ve bilgilenmenin getirdiği bu idrak ve farkındalık hali, kişiyi bir müddet sonra bütüne hizmet etmeye götürecektir.
“Uykudakiler uyansın!.. Belki yanmak vaktidir. Gerçekleri bilenler toplansın!.. Bilin ki vermek vaktidir. Vermeyenler utansın!.. Bilin ki, görmek vaktidir.” Ne mutlu bu farkındalığı yaşayanlara!.
alinti
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Dikkat Köpek Var…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

BİR KARAFATMANIN HAYATI:)))

Dün gece yine ölümle burun buruna geldim.

Kendime bir zarar geleceginden degil ama karim Cemile ne yapar sonra.

Biz aksam yemegimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin

misafiri geldiginden geç vakitlere kadar oturup yatmadilar.

Neyse ki konuklarin gitmesiyle birlikte uykuya daldilar. Bir süre

ortaligin sakinlesmesini bekleyip, yiyecek toplamaya basladim.

Bugün misafirler geldigi için menü çok zengindi. Pasta ve börek kirintilarina

bayiliriz. Her neyse ben nevaleyi toplarken birden mutfagin isigi yandi

ve “Aaaaaa! Karafatma” diye bir ses duydum.

akıllı(!) adam, ben bir erkegim Fatma da nereden çikti. Benim adim Ismail. Böyle

seyler delikanliyi bozar. Hadi beni karimla karistirdin diyelim. Sen ne kadar

korkak bir adamsin. Benim kaç katim büyüklügünde olmana ragmen bu bagiris da ne böyle?

O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir bok yapmisim gibi beni

kovalamaya basladi. Inanin o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak, bardak

üzerinde dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok titiz. Bazen diyorum ki bu

giciklarin misafiri geldiginde git ortalarda dolas böylelikle utanilacak duruma

düssünler. Ama yapamiyorum iste. Ne olursa olsun, ekmek yedigin tekneye kötü

gözle bakmamak gerekir.

Ben eve geldigim ilk yillari hatirliyorum da ne güzeldi o günler. Rahmetli

kayinbabam ve kayinvalidem beni evlerine kabul etmislerdi. O zamanlar rahattik,

çünkü ev sahibimiz Riza amca kördü. Bu sebeple evin her yerinde serbestçe

dolasabiliyorduk. Hatta Riza amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz günlerde

oldu. Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi bilmem ama o hep yüregimizde yasayacak.

Riza amcanin durumu pek iyi sayilmazdi, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli

karisininmis, bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla seçenegimiz yoktu.

Ama daha mutlu ve huzurluyduk. Riza amca bir gün görünmez kazaya kurban gitti.

Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi.

Riza amcanin topraga verildigi gün biz de oradaydik. Karsi komsusu Osman Zeki

bey bize geldiginde ceketini asmisti. Biz de bunu firsat bilip ceketin cebine

girdik. Ardindan Osman Zeki beyle birlikte mezarliga dogru yola koyulduk. Riza

amcanin üç tane oglu vardi ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardi.

Hayirsizlar daha ilk günden evi satisa çikardilar. Evi su anda oturan adam ve karisi satin aldi.

Eve ayak basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi öldürmeleri bir oldu. Adam

sonra igrenerek cansiz bedenleri kagida sararak çöpe atti. Sanki kendisi çok

temizmis gibi. Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra ellerini yikamadigina

defalarca sahit oldum. Simdilerde kendine üzerinde rahmetli kayinvalidemin

resmi olan bir ilaç almis, durmadan üzerimize sikip duruyor. Kayinvalidem

Sultan hanim gençliginde fotomodel oldugu için bu tür ilaçlarin üzerinde resmi

bulunuyor. Hatta bir iki reklam filminde de oynamisti. Ama evlenince mecburen

birakti. Çünkü kayinbabam tam bir Osmanli erkegiydi.

Bugüne kadar rahmetli Riza amcanin anisina bu evde oturduk, artik daha fazla

dayanacak halimiz kalmadi. Ese dosta haber saldik. Kendimize göre bir ev bulur

bulmaz tasinacagiz buradan. Belki de sizin evinize yerlesiriz hayat bu belli mi olur?

BİR KARAFATMANIN HAYATI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çok hoşuma gitti…

Tanrı size ,
Her fırtınaya, bir gök kuşağı
Her göz yaşına, bir gülücük
Her kaygıya, bir vaat
Her derde, bir destek
Hayatın verdiği her problemi paylaşacak vefalı bir arkadaş
Her iç çekişe, güzel bir şarkı
Ve her duaya bir cevap versin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Eğer Bir İnsan:Sürekli eleştirilmişse; Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

393029_645403435486615_1835259773_n[1]

Kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi öğrenir.

Alay edilip,aşağılanmışsa; Sıkılıp utanmayı öğrenir.

Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Hoş görü ile yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı öğrenir.

Desteklenip,yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı öğrenir.

Övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi öğrenir.

Haklarına saygı duyularak büyütülmüşse; Adil olmayı öğrenir.

Güven ortamı içerisinde yetişmişse; İnançlı olmayı öğrenir.

Kabul ve onay görmüşse; Kendini ve insanları sevmeyi öğrenir.

Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Dorothy Nolte

BEN % 7 GRUBUNA DÂHİLİM !

883568_522829987774744_673554942_o[1]
Plain Dealer, Cleveland, Ohio’lu 90 yaşındaki Regina Brett’in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, “Hayattan aldığım 45 ders” başlıklı bir yazı yazmıştım.Bugüne kadar en çok okunan ve istek alan makalem oldu!
1.Hayat haksızlıklarla dolu ama yine de güzel!!.
2.Şüphede kalma, ikinci bir adım daha at!
3 Hayat,  nefrete harcayacak kadar uzun değil !…
4.Hastalandığında… sana işin değil, ailen, arkadaşların bakacak. Onlarla ilişkini koparma!
5.Her ay kredi kartlarını ödemeyi unutma.
6.Her tartışmayı kazanacaksın diye bir şey yok! . Fikir farklılıklarını kabul et!!.
7.Ağlayacaksan, bir başkası ile birlikte ağla! Tek başına ağlamaktan evladır..
8.Tanrıya kızmanda bir mahzur yok! O bunu kaldırabilir! !.
9.İlk maaşından başlamak üzere, emekliliğine para ayır..
10 Söz konusu çukulataysa, direnmenin anlamı kalmıyor. .
11 Geçmişinle barış ki, bugününün içine etmesin!.
12 Çocukların seni ağlarken görsün! Bundan kaçınma..
13 Hayatını başkaları ile mukayese etme, ötekilerin neler çektiğini bilmiyorsun!
14.Bir ilişki gizli olacaksa, sen içinde olmamalısın!.
15.Göz kırpacak kadar bir zamanda her şey değişebilir. Ama merak etme, Tanrı asla göz kırpmaz!!
16.Derin bir nefes al, kafanı sakinleştirir.
17.Güzel ve yararlı olmayan, seni mutlu etmeyen her şeyi çöpe at!!  Düşünce kalıplarında dahil!….
18 Her ne yaşıyorsan, seni öldürmediği müddetçe, güçlü kılar.
19.Mutlu bir çocukluk geçirmek için geç kalmış değilsin de, bu  sadece ve sadece sana bağlı!!
20.Hayatta sevdiğin her ne ise, peşinden giderken asla  “hayır” sözcüğünü cevap kabul etme.
21.Mumları yak, değerli yatak takımlarında uyu, kendine pahalı iç çamaşırları satın al…. Bunlar için özel fırsatlar bekleme, bugün zaten özeldir!!
22.Önce hazırlan, sonra da kendini akıntıya bırak.
23.Şimdiden egzantrik ol! Kırmızı giymek için yaşlanmayı bekleme.
24.En önemli sensin ve çok özelsin….
25.Mutluluğun için senden başka sorumlu yoktur! .
26.Her yaşadığın felaketin ardından kendine şu soruyu sor: “Beş yıl sonra bunun benim için  ne önemi olacak??”
27.Daima yaşamı seç.
28.Herkesi, her şeyi affet.
29.Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez! .
30.Zaman her imkana sahip.. Zaman tanı!
31.Durum ne kadar iyi veya kötü olursa olsun, değişecektir..
32.Kendini fazla ciddiye alma, kimse almıyor ki zaten!.
33.Mucizelere inan!!.
34.Tanrı, Tanrı olduğu için seni seviyor. Yoksa yaptıkların ya da yapmadıkların için değil!!
35.Hayatı denetlemeyi bırak!. Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.
36.İki seçeneğin var “Erken ölmek” ya da “yaşlanmak”..
37.Çocuklarınızın, yaşayacak başka çocukluk dönemi yok!.
38.Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!!.
39.Her gün dışarı çık.. Mucizeler her yerde seni bekler!.
40.Dertlerimizi bir torbaya doldurup, milletinkilerle bir arada görsek, bizimkileri geri toplardık..
41.Kıskançlık zaman kaybıdır. Zaten ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz!!
42.Her şeyin en iyisini daha yaşamadın!!.
43.Kendini nasıl hissedersen et, kalk, giyin ve dışarı çık!
44.Yol ver!
45.Hediye paketinde olmasa bile, hayat yine de bir hediyedir!!.
“BU MAİL’İ ALANLARIN % 93’ÜNÜN, KİMSEYE GÖNDERMEYECEĞİ HESAPLANMIŞTIR.  GÖNDERECEK OLAN % 7 İÇİNDEYSEN,  ” Ben, %7 grubuna dahilim..” başlığını koyup, arkadaşlarına gönder
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hayatı Herşeyiyle Kucaklamak… 17.02.2014… Günün Fotosu…

Aman Allahım Sakın Başıma Birşey Gelmiş Olmasın…

Kendi üzerindeki çalışmanın, insanın standart zihin yapısını yeniden kurgulaması ve çerçevelemesi gerekiyor.

 

 

Kendi üzerindeki çalışmanın, insanın standart zihin yapısını yeniden kurgulaması ve çerçevelemesi gerekiyor. Çalışmaya başlamanın bile uzun zaman almasının sebebi bu.,

Halen çalışan bir bilgisayarı, kapatmadan yeniden formatlamamız gerekiyor. Parça parça gelişen ve zaman alan süreç. Bazen ilişkiler ve sevgililer, bazen aile, bazen de kendi hakkımızdaki bölümler yeniden yazılıyor.
Sonra, yeni bir insan oluyoruz.
Bildiğim kadarıyla, bunu çok kere  ve farklı seviyelerde tekrar etmek gerekiyor.

Hani Beni Sadeliğim İçin Seviyordun…