Dalımdan Al Beni… Günün Fotosu… 09/10/2013

Hayata Tutunmak…


Kumsala varan güneş ışınları kuma gömülü kaplumbağa yumurtalarını ısıtır. Yumurtalar yuvanın içinde gelişir ve iki ay sonra çatlamaya hazır hale gelirler. Yavrular burunlarının ucundaki sivri kısım ile yumurta kabukların…ı delmeye başlarlar. Bu özel sivri kısım yumurtadan çıkınca kaybolur. Yavrular kabukları çatlatarak kırarlar. Hepsinin yumurtadan hemen hemen aynı zamanda çıkmaları gereklidir. Çünkü yuvadan kaçış işlemini elbirliğiyle yapmak zorundadırlar. Yavru kaplumbağalar başlarının üzerindeki kumu kazmaya başlarlar. Kum, boş kabuklarının üstüne düşerek çukurun içinde yükselmelerine olanak sağlayan basamaklar oluşturur. Birkaç gün içinde yuvanın tavanına varırlar. Derken bir gece veya bir sabah erken saatlerde kumsalda koyu renkli küçük kafalar ve yüzgeçler belirir. Beş santimetrelik yavrular sürünerek denize doğru yol alırlar..

Bir kadınla sadece sevişilmez!

 

Bak güzel kardeşim,

Bir kadınla sadece sevişilmez!

Yani kadın sadece sevişmek için yaratılmamıştır!

Bir kadın arkadaşın oldu mu bilmiyorum, olmadıysa hemen edin!

Çünkü bir erkeğin en yakın dostu bir kadın da olabilir!

Belki daha da iyi olabilir!

Önyargılarından arınırsın, kadınla sadece sevişilmediğini anlarsın!

Bir kadınla dertleşebilirsin!

Kadınla tavla oynayabilirsin!

Kadınla alışverişe gidebilirsin!

Kadınla sinemaya gidebilirsin!

Tüm bunları yaptın diye sonrasında sevişmek zorunda falan değilsin!

Bir kadın senin en yakın arkadaşın, moda tabirle, kankan olabilir!

Ve hatta kadın-erkek arkadaşlığı hemcins arkadaşlığından çok daha düzeyli olabilir bazen!

Sana öğretilen o ateşle-barut saçmalığından sıyrıl artık!

Kadınlarla sadece sevişilmez!

Bir kadın arkadaşla her şey yapılabilir!

Yürüyüşe çıkılabilir!

Bir köy kahvesinde sohbet edilebilir!

Evine davet edersin, birlikte yemek yapılabilir!

Tiyatroya gidilebilir!

Yani anlayacağın bir kadınla sevişmenin dışında da birçok şey yapılabilir!

Gelelim öteki yüzüne madalyonun…

Bir erkek de sadece sevişmek için yaratılmamıştır!

Bir erkek seni evine arkadaşça davet edebilir!

Bir erkekle kız arkadaşınla yaptığın sohbetin aynısını yapabilirsin!

Bir erkek seni sadece sevişmek için istemez!

Morali bozuk olabilir, bir arkadaşa ihtiyacı vardır, bir dost sesine muhtaçtır…

Seni, kardeşi gibi sevebilir…

Seninle zaman geçirmek istemesi senin bedenine sahip olmak istediği anlamına gelmez!

Eğer, bir kadın ve bir erkek arkadaşlığın ötesinde bir birlikteliğe sahipse onlara evde ne yaptığını sormamız sanırım bir muhabbetteki üçüncü kişinin durumuna düşmek demektir!

Sahi, senin hiç sevgilinde mi olmadı?

Olmadıysa, müsaitsen onu da edin!

Birlikte sinemaya gidin…

Sohbet edin…

Başını dizlerine daya sevgilinin…

Birlikte film izleyin…

Birlikte bir çay demleyin…

Sevişin…

Ha, bütün bunlar sana ters mi?

O zaman sen yapma güzel kardeşim!

Ama…

Karışma da!

Nesrin Yılmaz

Henüz Evlenmemişlerle Yeni Boşanmışlar Erkekleri Çekiştiriyor…

YETERİNCE İYİ DEĞİL (Kalp Yolu İnzivası, 2013 Ekim, konuşma notlarından)

7 Kasım 2013, 18:36

Olan, olmakta olduğu zamanı öyle bir doldurur ki, orada tercihleriniz, memnuniyetsizlikleriniz ya da inançlarınız için yer yoktur.  Sorun geçmişi ve geleceği, olan ile, şimdi ile karıştırmamızdadır. Geçmişte ve gelecekte daima tercihlerimiz, memnuniyetsizliklerimiz, pişmanlıklarımız ya da endişelerimiz için bol yer vardır. 

Mesele ne kadar doğal ve kendiliğinden olduğunuz ne kadar öyle olmadığınızdır. Hakikate uyanabilmek için olguların oldukları gibi olmalarına, doğal olmalarına izin vermelisiniz. Doğal ve kendiliğinden olmayan bir olgu kusurludur, gerçek değildir ve zarar verir. İnsanı cehalete ve yanılgıya sürükler.

Kendiliğindenliğe ulaşmanın yolu bırakmaktan, fazla olandan arınmaktan geçer.

Doğduğumuz an itibariyle bir şey olmak üzere eğitiliriz. Olduğumuz hâl daima kusurludur. Öyle yemek yememeli böyle yemek yemeliyiz. Öyle konuşmamalı böyle konuşmalıyız. Şu okula gitmeli şu kitapları okumalıyız. Bizi biçimlendirmek üzere orada bulunan -meli’ler ve -malı’lar listesinden elimizden geldiğince çok şeyi yapabilmeliyiz. Elbette bizim de -meli ve -malı’larımız vardır. (Ben) Böyle olmalı, böyle olmamalıyım. (Durum, kişi, zaman, olay) Böyle olmalı ve böyle olmamalı.

Dünyadaki hemen hemen herkesin içinde “Bu (kişi, olay, durum…) yeterince iyi değil” algısı vardır. Üzerinde sakin sakin düşündüğümüzde bunun tersine karar versek bile, bir anda bir olayla karşı karşıya kaldığımızda, hemen yeterince iyi değil algısı beliriverir. Özellikle de bu olay bizim istediğimiz ve ulaşmaya, elde etmeye çalıştığımız ya da istemediğimiz, kurtulmaya çalıştığımız bir olaysa.

Yeterince iyi değil algısı zamanda iki yöne giden bir algıdır. İlk olarak geçmişe gider ve pişmanlık hissiyle yaşanır: keşke şöyle olsaydım, keşke şöyle yapsaydım, keşke şöyle olsaydı. İkinci olarak ise geleceğe gider ve endişe hissiyle yaşanır: ya şöyle olamazsam, ya şöyle olmazsa..?

Bu iki algı şimdiki zamandaki beni etkiler ve kendimi yetersiz bulmama sebep olur. Ben, geçmişin yarattığı “kusurlu bir varlık” olarak, kaçınılmaz bir şekilde gelecekte de kusurlu bir varlık olacak ve kusurlu işler yapacağım. Bu sebeple, bu kusurlu varlığın kusurlu şeyler yapmaması için onu ehlileştirmeli, yönetmeli, değiştirmeliyim. Kendimi bu halimle kabul etmek mi? ASLA!

İnsanların üzerinde yürüdükleri yol işte budur.

Çocukken en sevdiğim hikayelerden bir tanesi küçük kara balık hikayesiydi. Belki siz de okumuşsunuzdur o hikayeyi. Küçük kara balıkların en sevdiğim özelliği akıntının tersine yüzmeleridir. Manevi öğretiler de öyledir: herkesin gittiği yönün tersine gitmekten oluşurlar.

Bu, tuhaf ya da havalı görünmek ya da ilginç olmak için yaptığınız bir şey değildir. Sadece herkesin kaçtığı şeyin üzerine siz gülümseyerek yürürsünüz, herkesin tuttuğunu siz bırakırsınız, herkesin güldüğüne siz ağlar, herkesin ağladığına gülümsersiniz, doğal olarak da herkesin yaptığının tersini yaparsınız.

Bu nedenle uyanışa doğru ilerlediğimiz yolda ilk adım olduğumuz şeyi kabul etmektir. Hatta kabul etmekten öte olduğumuz şeyi olmayı öğrenmektir. Olduğumuz şey daima olan şey ile birlikte varolur. Olanı ve olduğumuz şeyi birbirinden ayıramayız. Olmaktan pişmanlık duyduğum ya da hayıflandığım şey geçmişin, olmak istediğim şey geleceğin ürünüyse, olduğum şey şimdinin ürünüdür.

İnsanın sabahtan akşama yaptığı şey memnun olmamaktır. Kusur bulmaktır. Ya ister ya istemez, ya reddeder ya arzular. Bu tür durumların hepsi aynı şeyi işaret eder: bundan memnun değilim. Bu olandan memnun değilim. Olandan memnun olmamak kendimden memnun olmamakla aynı şeydir. Memnuniyet “olanı” deneyimleyip, bununla ilgili bir yorum yapmaktan ibarettir. Aynı şekilde memnuniyetsizlik de böyledir. Her iki durumda da olanı şimdiki zamanda deneyimler ama yorumumu geçmiş bir zaman için, gerçekte varolmayan ve değiştiremeyeceğim bir zaman dilimi için yaparım. Bu yorumu yapmamın tek sebebi, benzer bir olayı gelecekte bu kez daha farklı, daha tercih ettiğim şekilde yapmaktır. Az önce anlattığım, pişmanlık ve endişe böyle doğar.

İşte size akışın tersine gitmek, bir küçük kara balık olmak için ipucu: geçmişi değiştiremezsiniz çünkü geçip gitti. Geleceği değiştiremezsiniz çünkü henüz gelmedi ve onun nelerden ibaret olacağını bilmiyorsunuz. Şimdiyi değiştiremezsiniz çünkü şimdi sürekli değişim halindedir ve siz ona odaklandığınız anda geçmiş olur. Yapabileceğiniz tek şey, geçmiş ve gelecek için yorumunuzu değiştirmektir. Eğer siz memnuniyetsizliğinizi bırakır ve kendinizi ne iseniz öyle kabul edebilirseniz olgular kendi başlarının çaresine bakarlar.

Eğer bana manevi yolu tek kelime ile özetle deseniz o zaman yanıtım, “Bırakmak” olur. Neyi bırakmak? Olmayanı. Fazla olanı. Şimdiki zamana uymayanı. Bana uymayanı. Gerçek olmayanı. İnançlarımı!

Memnuniyetsizliğim, inançtan başka bir şey değildir. Şimdiki zaman ve inanç ya da memnuniyetsizlik, arzu, nefret, istemek ya da istememek bir arada varolamaz. Şimdiki zaman, “olmak”tır, “tercih etmek ya da tercih etmemek” değil. Olmakta böyle şeylere yer yoktur. Olmakta, bu tür şeyler için boşluklar yoktur. Olan, olmakta olduğu zamanı öyle bir doldurur ki, orada tercihleriniz, memnuniyetsizlikleriniz ya da inançlarınız için yer yoktur.  Sorun geçmişi ve geleceği, olan ile, şimdi ile karıştırmamızdadır. Geçmişte ve gelecekte daima tercihlerimiz, memnuniyetsizliklerimiz, pişmanlıklarımız ya da endişelerimiz için bol yer vardır. Tek sorun, birine asla dönemeyeceğiniz, diğerinin ise asla gelmeyecek olmasıdır. İşte bırakmamız gereken şey, geçmiş ve gelecek ile ilgili gerçek olmayan ve şu anda geçerli olduklarını sandığımız bu inançlarımızdır. Bu derin bir uyku halidir, bir hipnozdur. Uyanamadığımız sürece, zamanı geçmişte ve gelecekte yaşanıyor sanır, şu anı bırakır, hayali olarak bu iki zaman içinde varolmaya çalışırız. Bunu yaparken de varolabileceğimiz tek zamanı, şimdiyi katlederiz. Şimdiyi katletmek, gerçekte olduğum şeyi katletmek ve yerine olmadığım bir şeyi, inançlardan oluşmuş bir hayali, egoyu koymaktır. Yürüyen bir ölüye dönüşmektir.

İşte biz, yürüdüğümüz yolda bunu “bırakırız”. Bir öğrenci olarak bunu öğrenir, bir öğretmen olarak bunu öğretiriz. Bırakır ve yaşamaya başlarız.

Bırakmak, olmaktır.

Cem Şen

Muz Kabuğunun Bilmediğimiz Faydaları…

Bir parça muz kabuğunun iç tarafı ile 2 dakika dişlerinizi ve etrafını ovun, kabuğun içindeki potasyum, magnezyum ve manganez gibi mineralleri diş içine emer ve onları beyazlatır..

İçermekte olduğu küçük çekirdekler nedeniyle “berry” (dutumsu meyveler) sınıfından olan muzun, zehirli sarmaşık ve böcek ısırıkları yaralarını söndürmekten tutun siğilleri iyileştirmeye kadar pek çok faydasının olduğu aklınıza gelir miydi?

kadingozu muz1 300×300 Aklınıza g…elir miydi?Bu tür ufak tefek cilt sorunları dışında ayrıca günde 3 adet muz tüketmenin inme riskini %21 azalttığını biliyor muydunuz? 2011’de Amerikan Kardiyoloji Dergisi’nde yayınlanan bir makaleye göre bu sayede yılda 1.155.000 inmeye bağlı ölüm engellenebilmektedir. Muzun içeriğindeki mucize madde olan potasyum, kan basıncını azaltarak inme riskini azaltmaktadır.

Ayrıca Meniere Hastalığı adı verilen kulak kaynaklı bir baş dönmesi hastalığında da özellikle atak dönemlerinde muz tüketilmesi, atak şiddetini ve süresini azaltmaktadır.

Muzu ister yiyin, ister kabuklarını ya da meyvesini cildinize sürün, muzdan vazgeçmeyin. Aşağıda muzun kullanıldığı 10 tane basit tedavi yöntemi göreceksiniz.

1. Muz kabuğu ve meyvesi doğal antibiyotik etkilidir. Geceleri yatmadan önce yüzünüzü temizledikten sonra sivilcelerin üzerine muz kabuğunu sürtüp sabah kalkıp yıkadığınızda farkı göreceksiniz.

2. Zehirli sarmaşığa mı sürtündünüz? Ya da sivrisinek mi ısırdı? Hemen bir muz alın, meyvesini yiyin, kabuğunu ısırılan yere sürün, kaşıntınızı ve kızarıklığı hemen aldığını göreceksiniz. Hatta bunu zehirli sarmaşık yarasına günde 2-3 kez sürmeniz daha etkili olacaktır.

3. Dr. Mehmet Öz’den size pratik bir çözüm: Derinize saplanan kıymığı çıkarmak için boşuna iğne-cımbız aramayın. Hafif kararmış muz kabuğundan ufak bir parçayı kıymık batan yere, meyveye temas eden kısmı deriye temas eder şekilde gece boyunca bantlarsanız , ertesi gün uyandığınızda muzun içeriğindeki enzimlerin deriyi hafif soyarak kıymığı deri yüzeyine taşıdığını görebilirsiniz.

4. Kıymıktaki gibi birkaç hafta boyunca her gün siğil alanının üzerine aynı şekilde bir uygulama yaparsanız, siğillerde de oldukça etkili olmaktadır.

5. sabahları mideniz kötü kalktınız, hemen 1 bardak ballı muzlu milkshake hazırlayın kendinize veya zencefil-çilek-muzu yoğurtla birlikte blenderdan geçirip yiyebilirsiniz.

6. Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Derneği, sabah bulantısı olan hamile kadınlara BRAT diyeti önermektedir. (BRAT=Banana, rice, applesauce, toast yani muz, pirinç, elma püresi ve kızarmış ekmek)

7. Büyük boy bir muzun 105 cal gibi düşük bir kalori değeri olması, özellikle Japonya’da ünlenen “Sabahları Muz Diyeti” fikrini ortaya çıkarmıştır. Muzun içeriğindeki potasyum vücuttaki ödemi azaltmakta ve bu sayede kilo kaybı sağlamaktadır. Ayrıca bol lifli olduğu için kişiyi uzun süre tok tutar, glisemik indeksi düşük olduğu için de kanda ani şeker yükselmesine yol açmaz.

8. Kuru cilt ve kırışıklıklarda muz maskesi oldukça etkili doğal bir nemlendiricidir. Olgun bir muzu ezip 1 adet yumurta sarısı ve 1 yemek kaşığı krema ile karıştırdıktan sonra yüzünüze sürüp 15 dakika bekleyiniz. Sonrasında ılık su ile yıkayınız. Ayrıca bu formül sertleşmiş, kuru ellerin yumuşatılmasında da yardımcıdır.

9. Spor veya uzun süreli yürüyüş öncesinde kişiye hızlı enerji sağlayan bir meyvedir muz. Hatta spor sonrası da kişiyi rahatlatır.

Alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Genç gülümsemiş; -“Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa atarım” demiş.

Arkadaşları, yeni evli gence, bir çay sohbetinde:
-“Sen evleneli neredeyse bir sene oldu, ama maşallah sizin evden çıt çıkmıyor, siz hiç tartışmaz mısınız?” diye sorarlar.
“Hayır” diye cevaplar yeni evli genç ve ilave eder:
-“Akşam işten geldiğimde, kapı açılınca hanıma şöyle bir bakarım. Eğer hanım, eteğinin ucunu belinde topladıysa bilirim ki hanımın günü iyi geçmemiş ve havası yerinde değil.
Hiç ekmek, yemek sormadan usulca mutfağa süzülür, aceleyle birkaç lokma atıştı…rır ve ortalıktan toz olurum. Olur ya bazen de benim asabım bozuk olur. O zaman fesin püskülünü her zamankinin aksine soldan sarkıtırım.
O da bunu görür, asabi olduğumu anlar ve hiç sesini çıkarmaz, hemen yemeğimi, çayımı hazır eder. Etrafımda pervane gibi döner. Bu nedenle biz hiç kavga etmeyiz.
Dinleyenlerden biri: -“Peki birader, kapı açıldı, yenge eteğin ucunu belinde toplamış, sen de fesin püskülünü soldan sarkıtmışsın. İki taraf da asabi, o zaman ne olacak?” diye sormuş.
Ötekiler de “Hah! Şimdi ne olacak?” demiş.
Genç gülümsemiş; -“Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa atarım” demiş.

İşte doğadan rahatlıkla elde edilebilen 11 süper gıda ve yararları.


Mantar: Meme kanserinden korur. Günde 10 gram mantar riski yüzde 64 azaltır.
Kivi: Felci önler. Günde 2 kivi, her gün bir aspirin almakla aynı etkiye sahiptir. … Kırmızı biber: Eklem ağrılarını dindirir. Capsaicni maddesi acıyı azaltır.
Tavuk: Gözler güçlendirir. Haftada üç kez yemek gözlerde yaşlanma etkisini azaltır.
Soğan: Kemikleri güçlü tutar. Kalsiyumun kemiklerde tutulmasını sağlar.
Somon: Depresyonla savaşır. Omega 3 yağları bu etkiyi sağlar.
Brokoli: Prostat kanserinden korur. Haftada iki kez yemek riski azaltır.
Siyah çikolata: Tansiyonu dengeler. Günde 25 gram kan dolaşımını düzenler.
Ceviz: Kalp hastalığından korur. Haftada 4 kez bir avuç tavsiye ediliyor.
Beyaz çay: Kilo vermeye yardımcı olur. Yağın depolanmasını engeller ve yaktırır.
Siyah üzüm: Antioksidanları alzheimer ile savaşır.

ÖKSÜRÜK VE BALGAMA SON !!!

Kış aylarında özellikle, çocukları hiç bırakmayan öksürük için ne yapılır? Öksürüğe hatta balgamlı öksürüğe ne iyi gelir? Öksürük ve Balgamdan kurtulmak için bitkisel çözüm nedir?
Elma Çayı; Öksürük ve Balgamdan …kurtulmak için mucize bir ilaçtır.
Şiddetli Öksürük için Elma Çayı :
1 litre suyun içine, ince dilimlenmiş 1 adet elmayı kabuklarıyla birlikte atın. Haşladıktan sonra çay gibi sıcak olarak için.
Balgam Söktürmek için Elma Çayı :
Elma kabukları ile yapılan çay, hem göğüsü yumuşatır, hem de, balgam söktürtürür.
Elmanın kabuklarını soyun, İçine biraz tarçın, zencefil ve karanfil atılır. 10 dak demlendirdikten sonra, için. Afiyet olsun.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Gaydırı Gubbak Cemile…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Şurdaki Kızdan Sağlam Pil Alıyorum…

Tanrı’ya İnanan Adam Olmak Kolay… Asıl Zorluk Tanrı’nın İnanacağı İnsan Olmakta…

Kısa Kısa Renkler…

1395187_10152025764468489_1079449842_n[1]

 

Komple Mavi Giyinmek; Sözünün Dinlenmesini İstiyorsan

Komple Beyaz Giyinmek; Seninle Hemfikirim Demek İstiyorsan

Komple Siyah Giyinmek; Suçluluk Duygunu Arttırmak İstiyorsan

Komple Gri Giymek; Kendini Kararsız Hissetmek İstiyorsan

Komple Kahverengi Giyinmek; Hastalığa Davetiye Çıkarmak İstiyorsan

Komple Kırmızı Giyinmek; O Anda Yaşadığın Duyguyu Arttırmak İstiyorsan İşe Yarar

En sağlıklısı rengarenk giyinmek

Bilge Çelik

Yaşam Önerileri…

 

 

 

Kullanmadığınız her şeyden kurtulun. (Arkadaşlar, kıyafetler, objeler…)

Yaşadığınız yeri ferah döşeyin. Sivri uçlu objelerden kaçının.

Yatağınızı pencereyle-kapı arasına koymayın.

Eski sevgiliye ait her türlü fotoğraf ve hediyeden kurtulun.

Mutfakta haftanın beş günü yemek pişirin. Kullandığınız ocak sayısı arttıkça eve gelen bereket artacaktır.

Evde kırık eşya tutmayın.

Bozuk muslukları yaptırın.

Çöpü 24 saatten fazla evde tutmayın

Sizi üzen fotoğrafları atın.

Kredi kartı ekstrelerini değil, ödeme yaptığınıza dair dekontları saklayın.

Maillerini, telefon rehberinizi boşalt.

Atacağın eşyaları tanımadığın insanlara ver ki bağın tamamen kopsun.

Yatağın üstüne lamba koymayın

Her gün yürüyüş yapın

Bilge Çelik

 

Annneeeee! Boncuk Bayıldı!…

erdil573s%20(8)[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »