Nurgül’lerin Ufak Oğlan Zamanı Bükebiliyormuş Doğru Mu?

Eeee? Bu Benim Dün Gönderdiğim Paket?..

erdil575s%20(2)[1]

Bardağı yere bırakın bugün…

 

Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.

“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.

Öğrenciler, ’50gr!’ …. ‘100gr!’ …. ‘125gr’ cevabını verdiler.

“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:

Ama, benim sorum şu: 

Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”

– Hiçbir şey 

– Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?

– Kolunuz ağrımaya başlardı. 

– Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur?

– Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de

çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız.

Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:

– Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?

Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar: 

“Hayır.” 

– Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?

Profesör ikinci bir soru daha sordu: 

– Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?

– Bardağı bırakırsanız, rahatlarsınız.

Profesör beklediği cevabı almıştı.

Öğrencilerini kutladı ve bütün bu soruları sormasına sebep olan açıklamayı yaptı:

“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz.Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan,artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız.Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır.Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız. Taze bir güne,yeni sorunlarla mücadele azmini kazanarak başlamış olursunuz. Bu yüzden arkadaşlarınıza vereceğiniz en önemli tavsiye,

‘Bardağı yere bırak’ olmalıdır.”

Alıntı

Yaşamayı Bilenlerin Öyküsü…

 

Bir keşiş araştırma yapmak için bir köye gitmişti. Önce o köyün mezarlığına girdi. Çünkü kültürlerin, yaşam felsefesinin böyle yerlerde gizli olduğuna inanıyordu.

Gözleri birden mezar taşlarının üzerindeki rakamlara takıldı. Mezar taşlarında 5, 867, 900, 20003, 4293, 8, 183 örneği birbiriyle hiç de bağlantısı olmayan rakamlar vardı. Uzun uzun düşündü, fakat bu rakamların anlamını çözemedi.

Köyün en bilge kişisine gitti, ona sordu:

“Nedir bu rakamlar Allah aşkına?” dedi. “Bu rakamların gösterdikleri ay mıdır, yıl mıdır, saat midir?”

Bilge kişi gülümseyerek yanıtladı:

“Bizler bebeklerimiz doğduğu zaman, bellerine bir ip bağlarız.” dedi. “Yaşamı boyunca her güldüğü an, o ipe bir düğüm atarız. Öldükten sonra ise, bellerindeki düğümleri sayar, düğümün sayısını mezar taşına yazarız.”

 

Bilge kişi, karşısındaki keşişin bir şey anlamadığını görünce açıklamasını sürdürdü:

“Böylece onun, ne kadar yaşamış olduğunu anlarız.”

 

Bir Hirsizin Portresi

Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy multimilyoner Elmer Kelen’in portresini yapmak icin gorevlendirilmisti.Gorev ozellikle zordu, cunku Kelen sadece uc kisa poz vermeye razi olmustu.Sonucta, Sebesy portrenin  cogunu ezberden yapmak zorunda kalmisti.
Kisitlamalara ragmen, Sebesy portrenin Kelen’e yeterince benzedigi gorusundeydi.Ancak, Kelen ayni fikirde degildi.Kibirli  milyoner  resmin kendisine benzemedigini one surerek portrenin parasini odemeyi   reddetti.Genc ressam resmini yapabilmek icin saatlerce titizlikle calismisti ve birdenbire bunu gosterecek hic bir seyi olmadigini fark  etti.
Milyoner studyodan ayrilirken, sanatci bir ricada bulundu,
“Portreyi size benzemedigi icin reddettiginizi belirten bir mektup yazabilir misiniz?”
Kelen bu kadar kolay kurtulduguna sevinerek razi oldu.Aylar sonra, Macar Sanatcilari Dernegi, Budapeste Guzel Sanatlar Galerisinde sergi acti.Kelen’ in telefonu calmaya basladi.Biraz sonra galeriye geldiginde Sebesy’nin yaptigi portresinin, uzerinde “Bir Hirsizin Portresi” etiketiyle teshir edildigini gordu.Magrur milyoner resmin indirilmesini istedi.
Mudur reddedince, Kelen resmin kendisini topluma alay konusu edecegi icin dava acmakla tehdit etti.Bunun uzerine mudur Kelen’in resmin kendisine
benzemedigi icin almayi reddettigini belirten imzali mektubunu cikardi.
Milyoner, artik resmin parasini odeyip almaktan baska care kalmadigini anlamisti.
Genc sanatci sadece son gulen olmakla kalmamis, ayni zamanda guclugu karli bir alisverise dondurmustu.Cunku milyoner resmi  almaya kalktığında fiyatın eskisinden on kat daha fazla oldugunu  gormustu.
Gordugunuz gibi, gucluklere teslim olmayi kabul etmemisti.Bunun yerine ofke ve aciya teslim olmaktansa yaratici ve yararli bir kapi acacak bir yol dusundu.
Kısaca ressam değerli bir prensip keşfetmişti.Yeni fırsatlar bizi genellikle sikintili anlarda ziyaret eder, ama bir kapi  kapanirsa, baska bir kapi acilir.

Alıntı

El Yakıyor Bunlar… Günün Fotosu…12.11.2013

Hiçbir yere taşmıyorum, Kendime sızıyorum yalnız.”

 

 

Hiçbir yere taşmıyorum
Kendime sızıyorum yalnız.”

  Edip Cansever