Üniversite Efsaneleri…

Mutlu olmak istiyorsan, başkalarının mutluluğu için de çalış. Bunun sevinci, seni mutlu etmeye yetecektir.

 

 

 

Mutlu olmak istiyorsan, başkalarının mutluluğu için de çalış. Bunun sevinci, seni mutlu etmeye yetecektir.

~Beethowen~

80’li – 90’lı yıllarda mı çocuktun? Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?

80’li – 90’lı yıllarda mı çocuktun?   Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?
1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu. ..
2.- Ön koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.
4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu… 5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.
6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliniyordu…
7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz …
9.- Okul öğlen bitiyordu… Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.
10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.
11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı – çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak …
12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk… aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.
13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU. onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!
14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!
15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.
16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı …ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.
Soru: Nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık?
Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik?   Sen de bu jenerasyondan mısın?
Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar “fakat” bizler çok güzel ve mutlu yaşadık.
Değil mi

Düyaya Barış Mesajı…Sen Dünyalısındır Ben Uzaylı Ama Önemli Olan Adam Olmak…

Hayat En Güzel Hediye…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

BEN KADINIM….

BEN KADINIM….Yaşım kaç olursa olsun, ister çocukca düşlerim bir kenara savrulmuş, isterse yüzüm kırışıklarla dolmuş olsun. Ne olursa olsun BEN KADINIM
BEN KADINIM… Hiç anlayamazsın beni. Ummadığın bir anda gelir fırtına ve boşanır sağanaklar. Ama bir o kadar da uysalım. Eğer bilirsen …gönlümü almayı. Kısa bir süre sonra o fırtınayı içimde dindirir. Uysal bir kedi gibi ayaklarının dibine çöker sevilmeyi beklerim.
BEN KADINIM… Yüreğimin bir köşesinde melekleri raks ettirirken, diğer köşesinde amazonca savaşırım zorluklarla. Sana gelebilecek her türlü tehlikeye karşı, hiç düşünmeden siper ederim kendimi. Yeri gelir ateş olur yakarım. Yeri gelir su misali deli gibi akar önündeki tüm engelleri yıkarım.
BEN KADINIM… Güvenmek isterim sana. Başımı omzuna dayadığımda gücünü hissetmek isterim. Önemli değildir para benim için. Ben nasıl olsa ister tarlada çalışır, istersem mesleğimde kariyer yaparak elde ederim o parayı. Yeter ki yanımda olduğunu bileyim.
BEN KADINIM… Dürüst olmanı isterim her zaman. Eğer bir gün içinde bana karşı olan sevgin biterse ihanet etmeden bunu söylediğinde saygı duyarım. Sessizce geri çekilmeyi de bilirim.
BEN KADINIM… Gururun olurum bazen. Hiç ummadığın zamanda zekâmla şaşırtır, yine beklemediğin bir anda aptalı oynayarak hayretler içerisinde bırakırım seni. Farklı özelliklerimle yaşamına renk katarım. Biraz gizemli, biraz tutkulu. Bazen de isteyerek bazende delı dolu huylu bırıyım yanı ben dadınım kadın:)

Durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için…

şimdi sessiz duruyoruz kıyısında düşüncenin
unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz
ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından
ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım
durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için”

Durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için…

Louise Hay’in “You Can Trust Your Life – Hayatına Güvenebilirsin Dvd’sinden Kısa Bir ÇEVİRİ…

Louise Hay’in “You Can Trust Your Life – Hayatına Güvenebilirsin Louise Hay’in “You Can Trust Your Life – Hayatına Güvenebilirsin Dvd’sinden Kısa Bir ÇEVİRİ…

Hay diyor ki: Mutluluğunuz şartlara bağlıdır. Şu kızla çıkabilirsem mutlu olurum; şu kadar param olursa mutlu olurum; şu işim hallolursa mutlu olurum; şunu alabilirsem mutlu olurum; terfi edersem mutlu olurum; dünyayı gezersem mutlu olurum vs. vs. Ömrünüz böyle geçer. Fakat siz mutlu olursanız, gerisi zaten sizi bulacaktır. Önce mutlu olun ve sizi mutlu edecek basit şeyler yapın; sonra tüm bu istedikleriniz zaten gerçekleşir…

Ne kadar basit ve etkili değil mi? 🙂 Tüm he r şeye de uygulanabilir bu odak değişikliği…

Hasan Sonsuz Çeliktaş

Bir zamanlar nasıl acılar çektiğimizi ve o acıyla da neler yaptığımızı unutuyoruz.

Ruhlarındaki cehennemde yanıp, kendinden geçen ve bu yüzden ne yaptığını bilmez halde bu dünyada her yere saldıran tüm ruhlara yaratıcı kaynaktan şifa dilerim. Onlar gerçekten ne yaptıklarını bilmiyorlar acıdan ve korkudan. Hepimizin olduğu gibi onlar da yaratıcı kaynağın parçası, sadece kendilerini bilmeyen ve bilmedikleri için de bilgisizliğin karanlığında kaybolmuş parçalar… Tıpkı bir zamanlar şimdi kendini tanıyanların, bir zamanlar yaşadıkları gibi… Kalbimde ve ruhumda herkese yer var, ama izninizle şu anda en büyük yeri bu kardeşlerimiz için ayırıyorum…

Sevgili Yaratıcı Kaynağimız,
Her neyi planlıyorsan, önünde saygıyla eğilirim ve de izninle ruhumun büyük bir parçasını, bu acı çeken kardeşlerimize sunmak istiyorum. Onları karanlık olarak algılıyoruz, kızıyoruz, yargılıyoruz, söyleniyoruz; ama bir zamanlar bizlerin de onlardan farkımız olmadığını hatırlamıyoruz. Bir zamanlar nasıl acılar çektiğimizi ve o acıyla da neler yaptığımızı unutuyoruz. Kendimizi aydınlık zannedip, aslında tüm karanlığımızla onlara saldırıyoruz. Aydınlığın elindeki en büyük gücün, şefkat ve sevgi olduğunu belki de sadece biliyoruz; biliyoruz ama uygulamıyoruz. Çünkü sanırım biz de henüz yeterince aydınlık değiliz ve belki de bu “karanlık” kardeşlerimiz bizlere bu halimizi yansıtabilmek için bu senaryoda böyle rol oynamaya karar verdiler…

Sevgili Yaratıcı Kaynağımız,
Eğer senden bir parça taşıyorsam içimde, bu parçayı “bilmeyen” ve acı çeken kardeşlerimizin ruhlarının bir nebze de olsun huzuru yaşaması için kullanmak istiyorum. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum, ama sanırım yol açılır. Ve de “Işığın Savaşçısı” olarak değil, “Barışın, Huzurun ve BİRliğin Anlatıcısı” misyonunda yer almayı seçiyorum, eğer bu seçimim kabul olacaksa. Bunu da nasıl yapacağım konusunda en ufak fikrim yok; huzurlu muyum değil miyim, onu bile bilmiyorum. Barışı ve BİRliği yaşayıp yaşamadığımdan da yok haberim. Ama hani varsa böyle bir misyon evrende bunu gerçekleştirmek isterim; artık içinde savaşın, ışık adına bile olsa geçtiği bir misyonda yer almayı seçmiyorum. Kimseye kılıç çekmeye yok niyetim artık. İsteyen aydınlık ile karanlık savaşı illüzyonunda yer almaya devam edebilir canı istediğince. Peki acaba kim aydınlık tarafında, kim karanlık? Bunu kim bilebilir?

Sevgili Yaratıcı Kaynağımız,
Bizleri varettiğin için sonsuz şükranlarımızla… Ruhlarındaki bilinmezliklerde can acısıyla haykıran tüm kardeşlerimizin şifa bulması dileğiyle… Attığımız her adım bütünün en yüksek hayrına olsun…

Hasan Sonsuz Çeliktaş

Çok Güzel Bir Refloksoloji Haritası…

Kapı açılır sen yeter ki vurmayı bil.

 

 

 

Kapı açılır sen yeter ki vurmayı bil.
Ne zaman? Bilmem.
Yeter ki o kapıda durmayı bil…!

Mevlana

Uçtukça Evrene Saçıldı Zaman…Günün Fotosu… 09/09/2013

Hayat bazen, sonuncuyu çoktan yaşatmıştır size, esaslı bir finali bile çok görür.


Hayat bazen, sonuncuyu çoktan yaşatmıştır size, esaslı bir finali bile çok görür.
En iyisi, her şarkıya son kez dinler gibi kulak vermek, her baharı bir dahakini göremeyecekmiş gibi içine çekmek; her dostla, ana babayla son buluşmaymış gibi sımsıcak kucaklaşabilmek; her AŞKI en sonuncuymuş gibi doyasıya yaşayabilmektir.

Can Dündar

“Her nerede olursan ol, o her zaman için başlangıç noktasıdır. Hayat bu yüzden böylesine güzel, böylesine genç, böylesine tazedir.”

 

 

“Her nerede olursan ol, o her zaman için başlangıç noktasıdır. Hayat bu yüzden böylesine güzel, böylesine genç, böylesine tazedir.”

Osho

Önyargıları Yok Etmek, Atom Çekirdeğini Parçalamaktan Daha Zordur…