Ne kadar yürürsen yürü; arkanda bıraktığın yol kadar güçlü, ve henüz yürümediğin yol kadar zayıfsın.” Boris Vian
Sen sana gösterilen, sana anlatılandan çok daha fazlasısın. Duygularınla, yüreğinde taşıdıklarınla,… Sana neyi, nasıl yapman gerektiği öğretildi. Birileri seni kırdı, üzdü. Duvarların böyle örüldü. Bazen gözyaşlarını içine akıttın, bazen görmemezlikten geldin, yüreğindeki isyanı bastırmak zorunda kaldın. Seni ya anlamadılar, ya da anlamamazlıktan geldiler. Ben sana inanıyorum. Sen olmaktan vazgeçmenden korkuyorum. Sevgiyi tüketen, günlük hırsların içinde kendinden vazgeçenlerin yarattığı dünyayı görüyoruz. İnsanlık ruhunu bile sattı. Yalan dolan açığa çıktı. Şimdi sana ihtiyacımız var. Seni görmeye, seni dinlemeye, cesaretle kendini ortaya koymana. Doğa, dünya, çocuklar, gençler seni bekliyor. Aşk seni bekliyor. Ben sana inanıyorum. Hadi, çık ortaya, yık duvarlarını, yaşa ve yaşat. Yüreklerde bıraktığımız izler son nefeste gerçeği yaratacak. Sahte olan, suni hedefler, dedikodu, kin, nefret, kıskançlık dünyada da, ahirette de cehennem. Gel cenneti yaratalım. Her şeyden önce insanı görerek, insan olarak…. Seni seviyorum…
-Aret Vartanyan-
Bir şeye sırf kulaktan duydunuz diye körü körüne inanmayın…
Birkaç kuşaktan beri itibar görüyorlar diye, geleneklerin de doğru olduğuna inanmayın.
Sırf hocalarınızın ya da rahiplerin otoritesine dayanıyor diye hiçbir şeye inanmayın.
Ancak bizzat hissettiğiniz, denediğiniz ve doğru olarak kabul ettiğiniz, kendinizin ve başkalarının hayrına olan şeylere inanın ve tutumunuzu onlara uydurun.
Gautama Buddha
Genç adam yaşlı bir çiftin evine misafir olur. 75 yaşındaki amca karısından bir bardak su isterken :
Dışarıdan güçlü görünüyor olabilirsin, ama unutma ki savaşlar içeride kazanılır…”
Diyojen
***