
<img alt="Fotoğraf: :((
FULYA” src=”https://fbcdn-sphotos-b-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/c0.0.375.375/p403x403/73855_447004622025966_977442365_n.jpg” width=”347″ height=”288″ />

-Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.
-İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
-Kimseye yalvarma.
-Asla dönüp arkana bakma.
-Sır tutmasını bil.
-Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.
-Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
-Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
-Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
-Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
-Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
-Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.
-Kendini öven insanlardan kaç.
-Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
-Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
-Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.
-Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
-Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
-Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
-Kendini sev.
-Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
-Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
-İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
-Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
-İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
-Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.
Üstün Dökmen” src=”https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-snc6/c35.0.403.403/p403x403/285078_398463306906523_1230904529_n.jpg” width=”322″ height=”322″ />
Duvarları en yüksek hapishane; ailemizin,arkadaşlarımızın,çevremizin (elalemin) bize uygun gördüğü ve kurduğu yaşam biçimiDİR…Üstelik içinden çıkamazsan süresi MÜEBBET’tir…
Anette
Duvarları en yüksek hapishanedir el alemin kurduğu ,çıkamassın mühebbetsin :!!!!!!!!!!!

4 rengi anlatan hoş bir hikaye…:)
Bir kralın 4 tane şövalyesi varmış ve her bir şövalye farklı karakter özelliklerine sahipmiş….
Kralın yardımcısı bir gün şövalyelerin kendilerine komplo kurduklarını söyleyerek şövalyelere iftira eder…. Kralda şövalyeleri idam kararı verir… Büyük bir meydanda giyotin hazırlanır halk meydana toplanır… Cellat da şövalyeleri çok sevmektedir ama emir büyük yerden, yapacak başka şansı yok… Cellat ilk şövalyeyi giyotin bıçağının altına sokar ve düğmeye basar, lakin bıçak aşağı düşmez…. Bunun üzerine kral, vardır bunda bir hayır deyip şövalyeleri affeder…
Kral’ın bu davranışına şövalyelerin de farklı tepkileri olur:
Radikal (Kırmızı) karakterli şövalye halka dönerek; ”Bizim asılmamız zaten hataydı, hak yerini buldu der”….
Sosyal (Sarı) karakterli şövalye arkadaşlarına dönerek sevinçle ”Haydi gelin bu olayı kutlayalım, bu akşam bütün yemekler benden” der ve celladı da çağırır….
Empatik(Yeşil) karakterli şövalye ise celladı teselli eder, ”Üzülme sen bir emir kulusun, biz her zaman seni severiz” der ve ona sarılır….
Uzman (Mavi) karakterli şövalye de giyotin bıçağını altına bakıp inceledikten sonra cellada dönerek ”Bunun bıçağını iyi yağlamamışsın, iyi kesmez” der…. 🙂
Renklerin tepkilerini çok iyi anlatan bir hikayedir bu…
Kırmızı, kararlı bir şekilde, zaten bizim suçumuz yoktu, boş yere idam edilecektik… Sevinmeme gerek yok, hak yerini buldu diyor…
Kırmızılar için adalet çok önemlidir… Liderlik vasıflarına uygun bir kırmızı, adil de olursa tarihe geçer….
Sarı, kurtulmanın sevinciyle hemen bunu kutlamak, sevinci paylaşmak istiyor… Sarılar hiç kin tutmazlar… Genellikle de çok iyi niyetle yaklaşırlar, çoğu meseleye… Unutkan oluşları, kayıtsızlığı ve eğlence düşkünlüğü onlarda olumsuzluk olarak yansıyabilir… Sarılar çok zekidirler, en kolay ve pratik yolla bir işin nasıl yapılacağını ilk önce sarılar keşfeder…
Yeşil, kurtulmaktan ziyade celladın arkadaşları olması ve böyle bir görevi ona verilemesinin ne denli zor olduğunu bildiğinden, onun duygularının kendilerinden daha çok yıprandığını varsayarak onu teselli ediyor… Yeşiller, çoğu kere kendilerinden çok karşı tarafı düşünürler…. Fakat çok kin tutarlar… O Kral’a ve onlara iftira ederek gammazlayan yardımcısına bir daha asla güvenmez…
Mavi, detaycı ve mükemmeliyetçi yapısı burda da kendini gösteriyor… Tamam, affedildiler… Fakat o bıçak neden giyotinden düşüp onları kesmedi…?? Bu sorunun cevabını bulmadan rahat edemezler… Herşeyin deteylarını öğrenmek isterler ve bazen detaya takılıp bütünü kaçırırlar…. Maviler çok meraklı ve çok hassas bir yapıya sahiptirler… Çabuk kırılırlar ve uzun süreli küslükler yaşayabilirler…
https://www.facebook.com/groups/hayaticeyrekgece/
Baha Beyoğlu