

ESKİDEN ARKADAŞLAR BİRBİRLERİNİN YANINDA HUZUR BULURDU, ŞİMDİ BİRBİRLERİNDE KUSUR BULUYORLAR…!!!
Bir kafede oturmuşum. Bir şeyler okuyorum. İki sıra arkamdaki kadıncağız, kendi aralarında oyun oynayan, kıkır kıkır gülen çocuklarını susturmaya çalışıyor. İki haylaz oğlan. 9-10 yaşlarındalar. Çaya tuz döküyor, peçeteleri yırtıyorlar. Gürültücü, neşeli, yaramazlar. Susarlar mı hiç? Her şeye gülüyor, herkesle dalga geçiyorlar. Kadıncağız belli ki halinden bezmiş. Derken aniden, “Yeter güldüğünüz” diyor sesini yükselterek. “Çok gülerseniz çok ağlarsınız ha!” Oğlanlar sus pus. Bir tuhaf sessizlik çöküyor masalarına. Oturduğum yerden düşünüyorum. Kendi çocukluğum geliyor aklıma. Ne çok duyardık bu lafı. Gülünce azar işitir, ayıp bir şey yapmış gibi hissederdik. Mahcup, tedirgin. Demek çok fazla şey değişmemiş bu anlamda. Ne o gün ne bugün ağız dolusu kahkahalar atan fazla kimse yok etrafımızda.
Erkekler zaten pek böyle gülmezdi; kadınlar kahkaha atsalar “hafif” addedilirdi; çocuklar fazla gülünce işte böyle ikaz edilirdi. Halbuki neden? Kendimize ve çocuklarımıza ve gençlerimize gülmeyi yasak ya da uzak ettiğimiz gün kurumaya başlarız. Gökkuşağının renklerinden yoksun bir toplum oluveririz. Griler, kahverengiler, siyahlar arasında… Yeni bir yıl kapımızda. Berrak bir su gibi. Her yılbaşında olduğu üzre bu kez de giden seneyi beli bükülmüş, ağzında dişi kalmamış bir dede, gelen seneyi ise henüz emekleyen bir bebek olarak gösteren karikatürler yayınlanacak. Peki ne değişecek iç dünyamızda? 2012 yeni olabilir ama “yeni” olan ne var bizde, benliğimizde?
Zira kâinat sevmez tekrarları, monotonlukları, tıpatıp aynılıkları. Bu kavanoz dipli dünya çeşitlilikten ve farklılıktan beslenir; değişimden yanadır, değişebilmekten. İnsan ki bir garip varlıktır; en yücelere çıkmaya da en alçaklara inmeye de meyyal. İnsan ki vicdanla donanmıştır. Akıl ve ilimle. Kalp ve muhabbetle. Öğrenmekle yükümlüdür öyleyse; kendini geliştirmek, merak duygusunu yitirmemekle. Bir muhabbet zincirinde ufacık ama mühim bir halka olduğunu bilmekle yükümlüdür. Kâinatın çemberi gece ve gündüz, derya ve damla, bütün ve katre, med-cezir üstüne kurulu. Bitirmek ve başlamak. Hiçbir zaman kendinden fazla emin olmamak lâzım öyleyse. Son noktayı koymamak. Kibirden uzak durmak. Kibir ki kalın kadifeden perdeler çeker gözümüze. Bakar ama göremez oluruz.
2012’ye girerken gelin hep beraber bir yılbaşı temizliği yapalım. Dilimizde, zihnimizde ve gönlümüzde. Siyasette, medyada, gündelik yaşamda. Öyle kelimeler ve ifadeler var ki, tozlanmış, paslanmış. Elden geçirmekte fayda var. Bir bakalım yakından. Şayet miadını doldurmuşlarsa, kullanmayalım bundan böyle. Naftalinleyip kaldıralım Sönmüş Sözler Sandığı´na. Nice hastalıklar bulaşıcıdır, doğru. Ama nice devalar da öyle. Umut bulaşıcıdır mesela, yaratıcılık da. Güzele odaklanmak, başkaları hakkında olumlu düşünmek, yapıcı sözler sarf etmek bulaşıcıdır. Etrafımızdaki insanlar hırçın ise biz de hırçınlaşırız.
Çevremizdekiler yaratıcı, iyi işler yapıyorsa, bulunduğumuz ortam bireysel farklılıkları teşvik ediyorsa, bizler de daha yaratıcı düşünmeye başlarız. Ve bizim muhabbetimiz de bir başkasına bulaşır. Hoyratlık nasıl hoyratlık doğurursa ahenk de ahenk getirir. Enerjinin tabiatı böyle. Tasavvuf yüzyıllardır bunu öğretir. Anlatır, anlamak isteyene… Bize yeni kelimeler gerek dostlar, yepyeni haller. Gözlerinin içi gülen insan başkalarını da güldürür, gülümsetir. Gülmek bulaşıcıdır. Yaratıcılık da. Umut da. Muhabbet de. Aşk da. Kahkaha atabilen erkekler, kahkaha atabilen kadınlar, kahkaha atabilen gençlerin sayısı katlanarak artsın 2012´de.
1-10 arası
10-20 arası
20-30 arası…
cevaplarınızı bekliyorum efem…

Malzemeler:
3 adet yumurta 2 dilim ekmek 2 dilim salam tereyağı tuz karabiber
Yapılışı:
1- Bir miktar tereyağını tavaya alın ve kızdırın. Dilimlediğiniz ekmekleri önlü arkalı tereyağında kızartın ve ekmekleri servis tabağına alın. 2- Aynı tavaya bir miktar daha tereyağı ekleyin. Tava tekrar kızdığında içine 3 adet yumurtayı kırarak çatal ile çırpmaya başlayın (tava teflonsa tahta kaşık kullanın). Tuz ve biber ile tatlandırın. 3- İstediğiniz kıvamda pişen yumurtayı 2 dilim ekmeğin üzerine paylaştırın. 4- Sıcak tavada 2 dilim salamı önlü arkalı pişirin ve ekmeklerin üzerine koyarak servis yapın.
Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında ..ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ; eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin…
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin.
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ; doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin.
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ; ömür boyu bir başka evlada imrenmesin.
İŞ ARKADAŞINI ÖYLE KARŞILA Kİ; dünyanın en iyi insanıyla, dünyanın en heyecanlı işini yapıyorum hissini yaşasın
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ; ona serdiğin sofradan, daha büyük bir dua sofrası sersin.
ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsi
Prof.Dr.Üstün Dökmen —
“Sana affedilemeyecek kadar büyük hata yapan birine ceza vermek istiyorsan; bütün samimiyetinle affet. Hissedilen her şeyi arşivleyen kader, kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir..” Şems-i Tebrizi
Bugününüz Mutlulukların habercisi olsun
Sevinçleriniz daim, Gününüz aydın olsun
Sağlıklı olun, huzurlu olun,
Sevgi ile kalın
Günaydın
Günaydın Herkese..
Yaşam üzerine fazla geldiği zaman onu zorlama, biraz duraksa, neler olup bittiğine anlam verme. Mutlaka yanlış bir şey oldu ve düşüncelerin ile dileklerin aynı orantıda değildi ve varlığın ile buluşamadı.
Sorun yok, sadece bekle.
Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktır, rüzgar esecektir ve yağmur yağacaktır, zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur ! İzlemeye devam et, şahitlik güzeldir, hem olayın dışındasındır hem de içinde, o bir dengedir, o anlamlıdır, şahit ol, tanık ol, olan ile bütünleş, güzellik olanların içinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur !..
Hayat üçbuçukla dört arasındadır… Ya üçbuçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın…
Neyzen Tevfik