Karşınızdaki kişiyi ilk buluşmada hangi soruları sorduğunuzda daha iyi anlarsınız?

imagesKarşınızdaki kişiyi ilk buluşmada hangi soruları sorduğunuzda daha iyi anlarsınız? İlk buluşmalarda sessiz kalarak onu tanımak yerine, neşeli ancak size fikir veren şu soruları sorun..

1. En çok izlemeyi sevdiğin favori TV programı, film, tiyatro oyunu ya da müzik türü ne? Bu soru onun duygusal yönü, dünyaya bakış açısı hakkında size bilgi verir.

İzledikleriniz ile dinledikleriniz arasında benzerlik ya da farklılık olup olmadığını anlamaya, dünyaya aynı pencereden bakıp bakmadığınızı anlamaya çalışın.

2. Yaptığın işi seviyor musun? “Ne iş yapıyorsun?” gibi üstü örtülü bir soru yerine onun kişiliği hakkında bilgi verecek bu tür bir soru sormanız onu daha iyi tanımanızı sağlacak. Kariyeriyle ilgili birkaç farklı soru sorarsanız, hoşlandığı ve hoşlanmadığı davranışlar, nelere kızdığı, güçlü olduğu durumlar, nasıl mutlu olduğu gibi konular hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Bazen ona “İnsanların hayallerinden ibaret olduğunu düşünüyorum” gibi cevap şeklinde sorular da sorabilirsiniz.

3. İlişki de açıklık senin için ne anlam ifade ediyor? Genellikle bu konuda konuşmaya başladığınızda önceki ilişkilerinizden örnekler verirsiniz. Her ikinizde bir elmanın yarısı gibi mi olmak istiyorsunuz? Bu soruyu sorarken şu açıklamayı yapmanızı öneririz. “Bu soru senin için biraz erken olabilir ancak daha önce buluştuğum kişiler ilişkimizden ne beklediklerini bilmiyorlardı. Benden beklediği şeyleri yaptığı umarak görüşmeye devam ettik. Açıkçası bu şekilde yürümedi.” Onun size vereceği cevap beklentilerinizi değerlendirmenizi ve gelecekteki kalp kırıklıklarını önlemenizi sağlayacak.

4. Para kazanmak zorunda olmasaydın, hayatta ne yapardın? Buluşmalarda umutlar, hayaller hatta pişmanlıklar aranızdaki buzları eritir. Geçmişteki piyano çalma tutkunuz ya da seyahat etme isteğinizle ilgili cevabınız sizin ruh halinizi yansıtır. Paylaştıklarınızla gün geçtikçe ortak amaçlar ve ilgi alanlarınız oluşur.

5. En çok utandığın anı benimle paylaşır mısın? Bu eğlenceli soru keyifli sohbetin kapılarını açar. Bu tür sakarlıkların ilk buluşmada anlatılkması ilk buluşmada rahatsız edici gelebilir. Sizin yanlış anlaşılmanızı sağlamayan, herkese paylaşabileceğiniz ufak tefek sakarlıkları paylaşmanızda bir sakınca yok.

Bu tür ufak tefek sohbetler ilişkinizin ne kadar süreceği konusunda size bilgi verecek ve siz de strese girmeden daha rahat şekilde mutlu bir birlikteliğe adım atabileceksiniz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başını belaya sokma, Daha yüksek hedeflerin olsun, İşine odaklan,Sağlık için egzersiz yap,Takım çalışmalarına katıl,Arkanı kollaması için Ortağına güven, Uzan ve gevşe, Yağmurlu günler için tedbirli ol,Patronun ortalıktayken her zaman gülümse, Hiçbir şey imkansız değildir…

1)  Başını belaya sokma.

Description: cid:image001.jpg@01CCC637.D1C6F640

2)  Daha yüksek hedeflerin olsun

Description: cid:image002.jpg@01CCC637.D1C6F640

3) İşine odaklan.

Description: cid:image003.jpg@01CCC637.D1C6F640

4) Sağlık için egzersiz yap.

Description: cid:image004.jpg@01CCC637.D1C6F640

5) Takım çalışmalarına katıl.

Description: cid:image005.jpg@01CCC637.D1C6F640

6) Arkanı kollaması için ortağına güven.

Description: cid:image006.jpg@01CCC637.D1C6F640

7)Yağmurlu günler için tedbirli ol.

Description: cid:image007.jpg@01CCC637.D1C6F640

8) Uzan ve gevşe.

Description: cid:image008.jpg@01CCC637.D1C6F640

9) Patronun ortalıktayken her zaman gülümse

Description: cid:image009.jpg@01CCC637.D1C6F640

10) Hiç bir şey imkansız değildir.

Description: cid:image010.jpg@01CCC637.D1C6F640

 Description: http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTY8seqwA5WTq51fvvInYWT8gVb63h7ntNx53O5jHFCY_Fo28nv

11) Bu yıl tüm imkansız dedikleriniz olsun…

 

12) Yeni yılınız kutlu olsun …

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

ben bu balığı yerim abi…

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiç kimse geriye gidip yeni bir başlangıç yapamaz,

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadıköy’de Martılar… Günün fotosu… 30/12/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İyi anlaşmamız için…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatı yaşarken karşımıza çıkan herhangi bir insanla kurduğumuz ilişkilerin her biri Hayata Hizmet Etmek için bir şanstır…

Hayatı yaşarken karşımıza çıkan herhangi bir insanla kurduğumuz ilişkilerin her biri Hayata Hizmet Etmek için bir şanstır.  Kendi dışındaki diğer insanları sadece nesneler olarak görecek kadar bir koşuşturma içinde ve sadece kendi çalışmalarınızla ilgiliysen karşına çıkan her insanla ilgilenmeden, onlara selam vermeden, iyi davranmadan geçip gidiyorsan, gözlerindeki ışığı görmeye bile vaktin yoksa o zaman çok büyük bir fısatı da kaçırıyorsun demektir.

 Alış Veriş Merkezi’ne gittiğinde kapıdan geçerken Güvenlik Görevlisi’ne selam vermiyorsan, Markette bir insana küçücük de olsa yardım edemiyorsan ya da tanıdığın birini gördüğünde görmezden gelip uzaklaşıyorsan neyi kaçırdığını bilemezsin. Hayata Hizmet Etmek için önüne gelen bir fırsatı ıskaladın demektir belki de. İçinden gelerek, hakiki bi.r niyetle bir an durup o insanın gözlerine bakarak, yürekten bir selam vererek ona önemli olduğunu hissettirebilirsen, onu kabul ettiğini ve onayladığını ufak bir mimikle bile belli edersen kutsal bir anı yakaladığının farkına varacaksındır.

Hayata Hizmet belki bu kadar kolaydır. Kim bilir? Kısacası her insan bir fırsattır. Her insan Evrenin bir parçasıdır. Her parça Bütünü tamamlayan bir öneme haizdir. İster hoşlan ister hoşlanma o olmadan Bütün eksik kalacaktır. ‘Yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevmenin’ farkına varmak Hayata Hizmet Etmenin alfabesi olacaktır. Bütünlemek, birleştirmek, hizmet etmek kutsal bir işe koyulmaktır.

Sözün özü; ‘karşılaştığımız her varlık (bitki, hayvan, insan vb) kutsaldır’ düşünce ve duygusunu içimizde yaşattığımız her an Hayata Hizmet Ediyoruz demektir.

Enerji Alanımızı bu niyet, duygu ve düşünceyle doldurup şarj ettiğimizde Birliğe sevgi, kabul ve onayı aktarmış oluruz.

Hayata da Hizmet Etmiş oluruz.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bir insanın gerçek tekâmül seviyesi, her zaman ki göründüğü hali değildir. Karşılaştığı herhangi bir olayda nereye kadar düşebiliyorsa, düştüğü yer, onun gerçek seviyesidir…

Her birimizin iç dünyasında bizleri yöneten ve aslında arıtılması gereken birçok duygu ve düşünce vardır. Toplum içinde değişik maskelerimizle bunları saklamaya, kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışırız. Bu davranışımızın altında, bilgi yetersizliği, kendimize olan güvensizlik, çıkarlarımızı korumak, kendimizi başkalarına beğendirmek, sevdirmek ve daha birçok neden yatar. Bu nedenlerden dolayı diğer insanların gerçek yüzümüzü görmelerini istemeyiz. Dış dünyaya karşı hep mükemmeli oynarız!. Her zaman sevgi doluyuz!..

Taa ki, günün birinde birisi gelip bizim nasırımıza basıncaya kadar. O zaman gerçek yüzümüz, seviyemiz ortaya çıkar. Bir bilge, “Bir insanın gerçek tekâmül seviyesi, her zaman ki göründüğü hali değildir. Karşılaştığı herhangi bir olayda nereye kadar düşebiliyorsa, düştüğü yer, onun gerçek seviyesidir.” diyor. İnsanın görevi bu seviyeyi devamlı olarak yukarılara çekmek olmalıdır. Bir anlamda yükselmek, olgunlaşmak budur.

Evrensel yasalara göre elbet ki yaşantımızda karışıklıklar, engeller ve düşüşler her zaman olacaktır. Ancak o zaman, kendimizin nerede olduğunu görebiliriz, bilebiliriz. Hedefimiz; “sahte benimizin farkına vararak, onun esiri olmadan, gerekli değişim ve dönüşümü yaparak, gerçek benimize doğru yol almak” olmalıdır.

Ne demiş sevgili Mevlâna; “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!..” Sonuçta olduğumuz gibi görünmeliyiz
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Akıllı kişi tehlikeli durumlarda konuşmaz…

 Dişi aslan Hayvanlar bir gün, Kim daha çok çocuk doğurabilir? diye çekişmeye başlarlar.

Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar. Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun, diye sorarlar aslana. Bir, diye yanıtlar dişi aslan. Fakat ben aslan doğururum.

Dersimiz; Nitelik nicelikten önemlidir.
Yengeç ile annesi Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum? diye sorar anne yengeç çocuğuna. Düzgün yürüsene, der. – Pekala anne, der çocuk. – Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim.

Dersimiz: hareketler sözlerden önde gelir
Aslan, Koyun, Kurt ve Tilki Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar. Eve, diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar. Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. Hayır, diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz. Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur; – Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor.

Dersimiz: akıllı kişi tehlikeli durumlarda konuşmaz.
Kazlar ve Turnalar Kazlar ve turnalar, bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.

Dersimiz: yakalananlar her zaman suçlu olanlar değildir.

Hasta geyik Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir. Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya başlayınca, kısa süre sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şey kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.

Dersimiz: Bazen iyi şeyler paylaşıldıkça bitebilir, elimizdekinin değerini bilelim.
Farelerin toplantısı Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiç biri kabul görmez. En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken, farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada, bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. Fakat, der. Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna çan asacak?

Dersimiz; İyi plan yapmak ayrı, o planı gerçekleştirmek ayrıdır.
 İnsanlar İnsan olduğunu: Çocukken; Masal’lardan, Büyüyünce; Kitap’lardan, İhtiyarlayınca da arkalarında kalan yaşamlarından öğrenirler.
Günün Sözü: Okumayan, düşünmeyen, ders almayan insanın zararı büyük olur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir seferinde bir öğrencisi Konfüçyüs’e, nasıl mutlu olunacağını, nasıl saadete erişileceğini sormuştu…

Bir seferinde bir öğrencisi Konfüçyüs’e, nasıl mutlu olunacağını, nasıl saadete erişileceğini sormuştu. Konfüçyüs,”Garip bir soru soruyorsun, bunlar doğal şeylerdir. Hiçbir gül, nasıl bir gül olunacağını sormaz.” Dedi.

Üzüntü ve mutsuzluk sözkonusu olduğu sürece mezarında yeterli zamanın olacak; o zaman doya doya mutsuz olabilirsin. Fakat canlıyken tam olarak canlı ol. Bu bütünlükten ve yoğunluktan mutluluk ortaya çıkacaktır ve mutlu adam kesinlikle dans etmeyi öğrenir. O zaman bu gezegenin tümü olgunlaşır, bilinçlenir. Üzüntülü ve mutsuz adamın kesinlikle bilinci olmaz, onun için bulanıktır, donuktur, ağırdır, karanlıktır. Sadece kalpten bir şekilde güldüğünde, ansızın patlayan bir flaş gibi tüm karanlık kaybolur. Gülerken sen hakiki sensin.

Üzüntülüyken orijinal yüzünü toplumun senden beklediği sahte bir kimlikle kaplıyorsun. Hiç kimse senin sokaklarda dans etmeye başlayacak kadar çok mutlu olmanı istemez. Hiç kimse senin kalpten bir şekilde kahkaha atmanı istemez, aksi taktirde komşular duvara vurmaya başlayacaktır, mutluluktan rahatsız olurlar çünkü… Mutsuz insanlar, mutsuz olmayan hiç kimseye tahammül edemezler.

Sokrates gibi insanların yegane suçu, muazzam bir şekilde mutlu insanlar olmalarıydı ve onların mutluluğu, mutsuz olarak yaşayan büyük kitlelerde çok büyük bir kıskançlık yaratmıştır. Kitleler böylesi mutlu insanlara tahammül edemez, onlar yok edilmelidir, çünkü onlar içlerinde sakladıkları başkaldırıdan korkuyorlar.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne Güzel Bir Şeydir Birini, Koşulsuz, Kuralsız, Hiç Beklentisiz Olduğu Gibi Kabul Etmek…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Haydi Hanımlar İçelim Güzelleşelim…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilge İyilere İyi, İyi Olmayanlara Da İyidir…

Bilgenin benliği yoktur,
Başkalarının benliğini kendinin yapar;
İyilere iyi,
İyi  olmayanlara da iyidir;
Böylece iyiliğe ulaşır.
Sadık olana sadık,
Sadık olmayana da sadıktır;
Böylece sadakate ulaşır.

Bilge dünyayla uyum içindedir,
Dünyayı basitlikle yönetir.
Bilge dünyayla ilgilidir;
Kafası dünya için bulutludur.
İnsanların kulaklarını ve gözlerini kapadığı şeye,
Annenin çocuklarına baktığı gibi bakar.

İnsanın evi kendisidir…

* Sokakta yaşayan halimden korktum. Ne kadar vahşileşebileceğimi, açgözlü olabileceğimi, psikopatlaşabileceğimi gördüm. Bu beni çok tedirgin etti.

* Eşyalara ve insanlara verdiğimiz hak edilmemiş değer bizi değersizleştirir. Ve ciddiyet, genellikle aptallığın bir maskesidir.

* Günlerce yıkanmadım. Kirli giysileri üzerimden çıkarmadım. Ama şunu anladım ki, esas kirlenen ruhumuzdur. İnsanın ilk evi kendisidir. Oradan başlamalıdır temiz, tertipli olmaya.

* Bütün oyunlar bir yerde gerçeğe dönüşür ve hile yaparak kazanmanız imkansız hale gelir.
ANILARIN AĞIRLIĞINDAN KURTULMAK İÇİN YAZDIM

– Kitaptaki hicvi çok sevdim. Bazı yerlerinde kahkahalarla güldüm. Amerikan toplumuna yönelik komik tespit ve taşlamalar var. ‘Keşke daha fazla olsaydı,’ diyor insan… – Bu evsizlik günlerinde ben gerçekten sağlığımı biraz kaybettim. Türkiye’ye döndüğümden beri çok sık hasta oluyorum. Ruh sağlığımı da muhtemelen kaybetmişimdir. (Kahkahalarla gülüyor.) Ama şöyle iyi bir tarafı oldu bu tecrübenin: Ciddiyet diye takındığımız şeyin, çoğunlukla ahmaklığın bir maskesi olduğunu anladım. Bu saçma ciddiyetten uzaklaşmamı sağladı bu süreç. Ama en önemli kazanımım olarak şunu görüyorum: Evsizlere daha yakından bakmak için yola çıkmışken, onların aynasında kendimi gördüm. Ve gördüğüm kişiden korktum. Ne kadar vahşileşebileceğimi, açgözlü olabileceğimi, psikopatlaşabileceğimi gördüm; içimdeki canavar beni ürküttü. Ve anladım ki, eşyalara ve insanlara verdiğimiz hak edilmemiş değer bizi değersizleştirebiliyor.

– Zor olmadı mı evsizliğin ruh halinden kurtulmak? – Üzerinizden çıkaramadığınız kıyafetler, taşıdığınız karton bardak, bir zaman sonra sizin bir parçanız oluyor ve onu kaybettiğinizde bile üzülüyorsunuz; size acı veren sevgililerinizden ayrıldığınızda olduğu gibi. Şunu anladım: Aslında insanın ilk evi kendisi, ruhu ve bedenidir. Oradan başlamalıdır temiz, tertipli olmaya. Bunu biraz acıklı yoldan öğrendim. Şunu da söylemeliyim. Bu deneyimi yaşamak, yazmaktan daha önemliydi. Anıların ağırlığından kurtulmak için yazdım. Okuyanlar, biraz güler, biraz üzülürlerse ama en çok da düşünürlerse mutlu olurum. Yoksa bir edebi şaheser ortaya koymak değildi niyetim.

Ibrahim Altay’ın Tuluhan Tekelioğluyla yaptığı röportajdan alıntıdır…

http://www.sabah.com.tr/Cumartesi/2011/11/12/insanin-evi-kendisidir?paging=4

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir çocuk bulutu pamuklu şeker sanır…

sapsarı bir kedi geçer usulca

ayaklarıma değerek

bir çocuk

bulutu

pamuklu şeker sanır

bir yağmur öncesinin loş sokaklarıyla

bir yağmur sonrasının yalınlığı

benzer birbirine

dar gelir sokaklar içimize

biz ise

hayata sığmayız

kalabalık semtinde kentin

biri sizi “en güzel ben fal bakarım”

çığırışı yapar

bir kısrak doludizgin gelip geçer

önümüzden

 

Celal İnal…

Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »