Bu gün hayatınızın geri kalan kısmının ilk günüdür…

 

Bir ustanın söylediği gibi; “Bu gün hayatınızın geri kalan kısmının ilk günüdür.” Önünüzdeki hayatın ilk gününde ne yapmayı, bundan sonra devam eden hayatınızı nasıl geçirmeyi düşünüyorsunuz?
Bu düşünceyi milat sayıp kendi yaşamınıza dönük yeni kararlar verebilirsiniz. “İnsanların verebileceği en önemli karar kendi yaşamlarıyla ilgili kararlardır. Benim yaşamım sıradan, sürüden bir hayat mı olaca…k, yoksa kendine özgü hedefleri olan olağanüstü bir hayat mı olacak?” der Doğan Cüceloğlu.

Nasıl bir gelecek istediğiniz size bağlı. Bu bir seçim. Hayata anlam katmak, onu verimli kılmak sizin elinizde. Manevi değerleri yaşamak, yaşatmak, evrensel değerlerle barışık olmak sizin elinizde. Bunun tersini düşünmek de sizin elinizde; acıyı, hüznü, olumsuzlukları içeren bir  hayatı seçmek gibi…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hepimizin hataları ve eksikleri var; gelin karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım…

Hepimizin hataları ve eksikleri var; gelin  karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım… Hoşgörülü olalım…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünyanın Ortası Burasıdır… Konya Yazım Bölüm 3

Dünyanın ortası burasıdır…

Sabah erkenden kalkıp merkez otogara gidiyorum… Akşehir otobüsünü bulup biniyorum… Otobüste fazla insan yok… İki saat tıngır mıngır gidiyoruz… Yolculuk sırasında şoförden Konya’ya dönüş saatlerini de öğreniyorum…

Akşehir’e varınca boş boş sokaklarda dolanıyorum bir süre… Hava iyiden iyiye soğuk… Üstüm kalın ama hafiften üşüyorum… Mahalle aralarında dolaşırken sokakta oynayan çocuklara takılıyor gözlerim… Onları seyrettiğimi gören çocuklar da bana bakmaya başlıyorlar… Çekingenliğini atan güzelce bir kız yanıma gelip ‘Hoş geldin abla’ diyor. ‘Hoş bulduk’ diyorum… Burada nerelere gidilir diye soruyorum kıza… Aaaa diyor kız gezdirelim abla diyor… İçim rahatlamış bir şekilde olur diyorum… Onlar önde ben arkada kalabalık bir güruh şeklinde Hıdırlık tepesine çıkarıyorlar beni… Burası tüm Akşehir’i ve çevreyi görebileceğiniz bir tepe… Üstelik her yer yemyeşil… Çok güzel bir düzenleme
yapılmış… Zaten Hıdır’ın anlamlarından biri yeşil demekmiş…

Arkasından çocuklar önde ben arkada Gülmece Park’ına götürüyorlar beni… Bu arada çocuklarla olmak çok eğlenceli… Gülüyorlar, eğleniyorlar, oradan oraya koşturuyorlar… Onlardan bana enerjinin geçtiğini hissediyorum… Birbirimize ısındıkça yan yana yürüyüp sohbet etmeye de başlıyoruz… Kaçıncı sınıfta okuyorlar, kaç kardeşler, ben nereden geldim derken parka geliyoruz…

Gülmece parkını daha görür görmez bayılıyorum… Burada Nasrettin Hoca’nın bildiğimiz küçük hikayelerinin heykellerini yapmışlar… Bindiği dalı kesen, kazanı doğurtan, mum alevinde yemek pişiren, göle maya çalan, eşeğe ters binen bir sürü Nasrettin Hoca heykeli var burada… Çocuklardan biri abla seni dünyanın ortasına götüreyim mi diye  soruyor… Haydi götür diyorum… Koştura koştura gidiyoruz… Yerde yuvarlak bir taş… Çevresinde dünyanın ortası burasıdır yazıyor… Hemen içine girip fotoğraf çektiriyorum… Nasrettin Hoca’nın kabrini de ziyaret edip tekrar heykellerin yanına dönüyorum…

Her sene 5 – 10 Temmuz tarihleri arası Nasreddin Hoca şenlikleri yapılırmış… Aslında şenlik zamanı gelmek lazım diye düşünüyorum… Temsili bir Nasrettin Hoca’nın Akşehir gölüne maya çalmasıyla başlarmış etkinlik… Bunu duyunca Akşehir gölüne gitmek istiyorum ama çocuklar bana engel oluyorlar, abla orası buraya uzak, yolu da iyi diğil… Zaten göl falan da kalmadı kurudu gitti diyorlar… Çocukların rehberliği olmadan Akşehir gölüne gitmek istemiyorum… Belki şenlik zamanı denk gelir de yolum buralara düşerse o
zaman giderim diye düşünüyorum…

Nasrettin Hoca küçüklüğümden beri hayran olduğum kişilerden biridir… Anlatacağı şeyi güldürerek anlatması hep örnek almaya çalıştığım bir özelliktir… Çünkü birisine bir şey söylerken esprili ve güldürerek söyleyince akılda daha kalıcı olacağına inanırım… Ben ne kadar bunu yapabiliyorum soru işareti ama hedefim güldürerek düşündürmektir… Güldürerek diyeceğimi diyebilmektir… Parka bayılıyorum ama çocuklar sabırsız haydi abla diyorlar görmen gereken bir yer daha var…

Bu sefer beni Akşehir Evi’ne götürüyorlar… İçerde yemek de olduğunu duyunca çok seviniyorum… Karnım bayağı acıkmış durumda… Çocuklar içeri gelmek istemiyorlar, bakkaldan hepsine çikolata gofret alıyorum… Tekrar bekleriz diyerek güle oynaya mahallelerine dönüyorlar…

Ben de Akşehir Evi’ne giriyorum… Evin ilk yapılışı tarihi 1894’müş. En son 1991 yılında 16 Akşehirli genç evi almış… Tüm ilçenin desteğiyle de ev restore edilmiş… Evin kocaman bir avlusu var… Avluda zaman zaman küçük konserler verilirmiş… Hava soğuk olmasına rağmen birkaç masa koymuşlar… Avlunun etrafı da boydan boya iki katlı evlerle çevrelenmiş… İçerde gelin odası, çocuk odası, ebeveyn odası gibi yöreye has şekilde döşenmiş odalar mevcut… Ben evin içinde sıcak bir köşeye geçip mantı istiyorum… Arkasından da yörenin tatlısı olan peynir baklavasını söylüyorum… Her ikisi de nefis… Bu eve bayılıyorum… Bir de üstüne çayımı içip güzelce dinleniyorum…

Nasrettin Hoca dışında ilçenin turizm açısından gelişmesi için Sultandağları’nda yamaç paraşütü yapıldığını da öğreniyorum… Ama beni zaten Nasrettin Hoca’yla tavlamış oldukları için paraşütle ilgilenmiyorum… Burası güzel ama dönüş yolu uzun… Konya’ya dönüş için otobüse doğru yürüyorum… Çok güzel iki gün geçirmiş olmanın mutluluğuyla otobüse biniyorum…

Bu yazıyı Nasrettin Hoca’dan bir hikayeyle bitirmek istiyorum…

Çevreden bir grup insan, Nasreddin Hoca´yı çevirip ´Hocam size bir sorumuz var´ demişler: ´´Hocam, dünyanın ortası neresi?´´… Hoca, beş on adım ilerlemiş, bastonunu yere saplamış. ´´Dünyanın ortası burasıdır´´ demiş. Şaşkın şaşkın bakan kişiler, ´´Nasıl olur Hocam´´ demişler. Hoca da ´´İnanmazsanız ölçün…´´ diye yanıt vermiş…

Sağlıcakla,

Anette Inselberg

Bu sabah kapımı çaldım…

Çok merak ediyorum kendimi!
Başıma bir şey mi geldi…
Öldüm mü? Kaldım mı?
Hi…çbir haber yok kendimden.
Bu sabah kapımı çaldım
Kapıyı açan kendim
Bir süre kendime baktım
Bu güleç yüz bendim
Oh ne güzel bir sabah
Bugün de yaşıyorum demek

Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Getirmesi diil de…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güç herzaman senin içindedir, makamında, paranda, başarında değil !

Bir insana kendinden daha fazla yada daha az değer verme !
Kıymetini bilmeyenleri hayatından sevgiyle uzaklaştır !
Kimseyi hayatının merkezine alma !
Kendin herzaman tam ve bütün ol !
Bir başkasını kendinden büyük yada küçük görme !
Aldığın kadar ver ! Verdiğin kadar almayı bil !
Biri seni anlamıyorsa, bırak anlamasın !
Kim nediyorsa desin, sen yoluna devam et !
Hayatta sadece, hiçbirşey yapmayanlar, hatasız kul olur !
Aldığın her nefese şükret !
Her fırtınadan sonra, geçmiş fırtınaya değil, güneşli havaya odaklan !
Birini mutlu etmek için ısrar ediyorsan, seni istemediği halde sen devam ediyorsan, bağımlılıkların var, temizle ve yoluna devam et !
Yargılama, eleştirme, suçlama !
Güç herzaman senin içindedir, makamında, paranda, başarında değil !
İnsanların sana nasıl davranmasını istiyorsan, sen kendine öyle davran !
Asla , asla deme, tükürdüğünü yalarsın !
İddialaşma, hırs yapma, rekabet etme, döner seni bulur !
Arkadan konuşma, dedikodu yapma, nazar etme !
Niyetini koy ve ilerle ! özelliklede eleştiriler artıyorsa dahada hızlı ilerle, doğru yoldasın !
Herkes senin bir parçandır, sevgi ve hoşgörüyle davran !
İçin neyse, dışında bir olsun !
Dürüst ol…özelliklede kendine !
Geçmişte takılı kaldığın herşeyi ve herkesi, sadece kendi iyiliğin için affet gitsin !
Bu kadar iyiliğime rağmen, neden ben bunu yaşadım, haketmedim diyorsanız, iki kere affedin gönderin. Bu yükü taşımaya değmez !
Sabahları uyandığında, mucizelerle dolu güne başlıyorum diyerek güne başla !

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Geçmiş yaşanmış ve bitmiş. Bunu değiştiremeyiz. Ama geçmiş hakkındaki düşüncelerimizi değiştirebiliriz…

 

 

Geçmiş  yaşanmış ve bitmiş. Bunu değiştiremeyiz. Ama geçmiş hakkındaki  düşüncelerimizi değiştirebiliriz. Bizi geçmişte biri incitti diye,  şimdiki anda KENDİMİZİ CEZALANDIRMAK ne saçma. Çok derin kırgınlıkları  olan insanlara hep şunu söylerim: “lütfen, bu kırgınlıkları daha da  derinleştirmeden çözmeye başlayın. Bir cerrahın bıçağı altında ya da  ölüm yatağında olduğunuz ana kadar beklemeyin, o zaman bir de  yaşadığınız panikle başa çıkmak zorunda kalacaksınız”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu kadar gezgim gezdim daha dünyanın kabasını alamadım…

 

Şu dünya haritasına bakıyorum da daha ne kadar çok gezecek yer var…

Bu kadar gezgim gezdim daha dünyanın kabasını alamadım… Halbuki bazı erkadaşlar ince temizliğe geçmişler… Darısı başıma diyeyim…

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daha önce de dibe vurdum…Ama hepsinde de yukarı çıkmayı bildim…Gerekirse yine çıkarım…

Dibi biliyorum, diyor,
En kalın köklerimle onu yokluyorum,
Siz dibten korkarsınız,
Ben korkmuyorum,…
Daha önce de dibe vurdum..”

Sylvia Plath

Ama hepsinde de yukarı çıkmayı bildim…

Gerekirse yine çıkarım…

Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Teyzenin ifadesi… Günün fotosu… 15/10/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sarı Kantaron… İyidir strese, uykusuzluğa, gerginliğe…

Sarı Kantaron (Hypericum perforatum); çok yıllık, üzerinde pek çok sarı çiçeği  olan bir çalı türü olup, Asya’ dan Amerika’ ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde  doğal olarak yetişen ve Ortaçağdan beri güvenle kullanılan bir bitkidir. Binbirdelikotu olarak da bilinir. Bu bitki hakkındaki modern ilgi; 1997 yılında  Newsweek dergisinde ve sonrasında diğer gazete ve dergilerde çıkan makale ve  yazılar ile ABD’de bazı TV programlarında yapılan haberlerden sonra daha da  arttı denilebilir. Aslında bundan yıllarca önce başta Almanya olmak üzere birçok  Avrupa ülkesinde bu bitki “Doğal Antidepresan” olarak kullanılıyordu ve diğer  antidepresan ilaçlardan çok daha az yan etkili olması nedeniyle zaten dikkatleri  üzerine çekmişti.

Yapılan araştımalara göre bitki 50’den fazla etken  madde içermekte olup; bunlardan en önemlileri hiperisin (hypericin),  flavonoidler, taninler, resin ve prosiyanidinler’ dir. Sarı kantaron hakkında  yapılan araştırmalar bu bitkinin sentetik antidepresan ilaçlarla benzer etkili  olmasına rağmen daha az yan etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Hiperisin  beyindeki Teta dalgalarını da arttırmaktadır. Teta dalgaları normalde uyku  esnasında meydana gelirler ve derin düşünce veya meditasyon, yüce duygular,
memnuniyet ve yaratıcı düşüncenin artması gibi şeylerle ilişkilidirler. Sarı  Kantaron Ekstresi aşağıdaki durumlarda önerilmektedir:

Faydaları ve Kullanım Alanları:

Yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.
Hafif ve orta şiddetteki depresyonlarda rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi vardır.
Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik  duygularının giderilmesinde yardımcıdır.
Siyatik, eklem iltihabı (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi ağrı ve sıkıntılar) giderilmesinde faydalıdır.
Safra salgısını uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini  rahatlatır.
Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde etkilidir.

Kullanım  Biçimleri :

Çay Hazırlamak : 1 tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy 1  su bardağı kaynamıs suya eklenir ve 3-4 dakika demlendikten sonra süzülür.
Yukarıda belirtilen durumlarda günde 2-3 bardak içilir.

Binbirdelikotu
(Kantaron) Yağı Hazırlamak : Günesli havada toplanmıs çiçekler, gevsek biçimde  bir siseye doldurulur ve üstüne, sızma zeytinyağı eklenir. Zeytinyağı çiçekleri  örtmelidir. Mayalanma süresi olan 3-5 gün süresince sisenin kapağı açık tutulur  ve arada bir çalkalanarak, günesli bir yerde bekletilir. Daha sonra şişenin  kapağı kapatılır ve 4-5 hafta boyunca, arada bir çalkalanarak güneste  bekletilir. Süre sonunda süzülür, çiçekler de sıkılır ve koyu renkli şişelere  doldurularak saklanır. Yanık yaraları için, zeytinyağı yerine, ketentohumu yağı  kullanılır.

Binbirdelikotu (Kantaron) Tentürü Hazırlamak : 1 lt konyağın  içine, güneste toplanmış ve ince kıyılmıs 2 avuç bitki (sap, yaprak ve çiçek )  eklenir. Sise 14 gün boyunca güneşte bekletilir ve arada bir çalkalanır. Süre  sonunda süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılarak, serin bir ortamda  saklanır.

Sarı Kantaron Ekstresi: (Hypericum perforatum L.) Özellikle Avrupa ve Amerika’da çay yerine, bitkinin çiçek, yaprak ve saplarından elde  edilen ve kapsül şeklinde satılan ekstresi de kullanılmaktadır. Kronik yorgunluk  sendromunda, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde  faydalıdır

Not: Kullanmadan önce doktorunuza danışınız.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Deve kervanı… Günün fotosu… 09/10/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir yerden ayrılırken, insanların size ne kadar iyi davrandıklarını görmek çok ilginçtir…

WILLOUGHBY YASASI
Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışacaktır.

MURPHY’NIN 4 NOLU ÖLÇÜTÜ
Ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir  başka iş çıkar.

LOFTA’NIN GÖZYAŞLARI
Hic kimse sizi kendinizi iyi hissettiğiniz zaman terketmez.

FANT YASASI
Bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığınızda, anahtar kesinlikle elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir

MURPHY ILKESI
Iyi bir yanlış yapmanın her zaman bir yolu vardır.

FULTON’UN YERÇEKIMI YASASI
Düşen bir nesneyi sakın tutmaya çalışmayın. Bırakın düşsün, daha az zarar görecektir.

CAMPBELL YASASI
Ne kadar az iş yaparsanız, işleriniz o kadar yolunda gider.

KOVAC’IN YASASI
Telefonda yanlış numara cevirdiğinizde, asla meşgul çalmaz.

ANONIM BIR YASA
Beklenmedik bir yerden gelen para, beklenmedik bir harcamaya gider.

MURPHY’NIN ONARIM KONUSUNDAKI YASASI
Ufak bir arızayı gidermeye çalışırken, daha önemli bir arızaya neden   olursunuz

ÖNEMLI INSANLAR KURALI
Büyük hayranlık ve saygı duyduğunuz insanların derin düşüncelere daldığını gördüğünüzde, olasılıkla öğle yemeğinde ne yiyeceklerini düşünüyorlardır.

YASENEK’IN GÖZLEMI
Öpüşen insanlar birbirlerine o kadar yaklaşırlar ki, birbirlerinin hatalarını göremezler.

ARLEN YASASI
Bir yerden ayrılırken, insanların size ne kadar iyi davrandıklarını  görmek çok ilginçtir.

MURPHY YASASI
Bir işin ters gitme olasılığı varsa, kesinlikle ters gidecektir.

MURPHY’NIN 2 NOLU ÖLÇÜTÜ
Her iş düşündüğünüzden daha uzun sürer.

MURPHY’NIN 3 NOLU ÖLÇÜTÜ
Birkaç işinizin birden ters gitme olasılığı varsa, kesinlikle size en çok zarar verecek iş ters gidecektir

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Onemli olan hakli ya da haksiz olmak degildir…

Hala anlayamadiniz degil mi? Onemli olan hakli ya da haksiz olmak degil..Kavganin kazanani yoktur..Ya kaybedersiniz ya da daha cok kaybedersiniz..Onemli olan kalp kirmamak..Onemli olan yargilamadan, karsiliksiz sevebilmek ve iyilik edebilmek..Hakli bile olunsa ozur dileyecek kadar asil olmak..Bilge olmaktir..Egonuzu kontrol edemediginiz surece, o sizi kontrol etmeye devam edecek..Boyle oldugu surece tum Dunya sizin bile olsa asla mutlu olamazsiniz..

Hayatınızı etkileyen kim oldu???

Çoğu kez kimlerden nasıl etkilendiğimiz üzerinde pek düşünmeyiz; ama bir anlık bir etki ömür boyu yaşamamıza yön verebilir. Aynı şekilde kimleri nasıl etkilediğimiz üzerinde de pek düşünmeyiz.

Seminer verdiğim şirketin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olan kişi kırk yaşlarında girişimci, kendinin ve şirketinde çalışanların gelişimine önem veren biri. Katılımcıların tümü paylaşımı bitirdikten sonra, şimdi aklına gelmiş olan bir şeyi paylaşmak istediğini söyledi: “Yıllar önce üniversite sınavını kazanmıştım, ama içinde bulunduğum bazı koşullar nedeniyle üniversiteye gitmeyi ertelemeye karar vermiştim. Kızıltoprak’tan karşıya geçmek için otostop yapıyordum. Biri beni arabasına aldı. Kim olduğumu merak ediyordu, birkaç sorudan sonra üniversiteyle ilgili durumumu öğrendi ve şöyle dedi: “Kim olduğumu bilmiyorsun, yıllar sonra beni hiç hatırlamayacaksın, ama senden yaşlıyım, beni bir ağabey gibi gör ve dediğime önem ver: hayatta önemli olan hiçbir konuyu askıya alma, bugün yapabileceğini hiçbir zaman yarına bırakma.”

Gözleri doldu ve daha fazla konuşamadı. Bir süre sustuktan sonra şöyle dedi; “Bu kişinin sözünü dinledim ve okula gittim. Şu ana kadar bu insanın hayatımı ne kadar derinden etkilediğini fark etmemişim. Adını bilmediğim o kişiye şimdi şükran duygusu içindeyim.”

Evet, yukarıda sorduğum soru üzerinde birkaç dakika düşünün.

Topluma dışarıdan baktığınız zaman bir grup insan görürsünüz. Bir mahalle birbirine değer verenlerden de oluşabilir, birbirini umursamayanlardan da. Gözle görülmeyen bir ilişkiler dokusu vardır ki, o mahalleyi insanca yaşanacak bir yer yapar.

Farkına vardığınız şeyi paylaşmak ister misiniz? Benim bir önerim olacak: sizin yaşamınızı derinden etkileyen bir kişiye mektup yazın ve kısaca sizi nasıl etkilediklerini anlatın. İçinizden teşekkür etmek geliyorsa, o kişi sağken bu fırsatsı değerlendirin.

Düşünmenizi istediğim ikinci konu şu: İçinde bulunduğunuz konumda kimleri etkileme durumundasınız? Farkına varmak sorumluluk için ilk adım işte bu.