
Spiritüellik ve Evlilikler (İlişkiler)
Uzun süredir yüzlerce kişiyle bire bir yaptığımız sohbetlerde, bir taraf farkındalığını yakalamaya başlayıp, diğer taraf bunda direndiğinde ilk yapmaya çalıştıkları boşanmak.
BOŞANMAK ÇÖZÜMMÜ ?
Sevgili can dostlarım, farkındalığa ilk adımı atan bazı kişilerin yaptığı, eşlerini hemen boşamak, özgürleşmek ve yollarına kolaylıkla devam etme düşüncesidir.
…
Bu kişilere söylemek istediğim çok önemli bilgiler var
1- Eşinizi boşamak ( Değiştirmek yerine) , Kendinizi değiştirmeyi deneyin. Siz değiştiğinizde onunda değiştiğini göreceksiniz.
2- Yaradan bizi karşılaştırdıysa, ışığınızla karşı tarafı aydınlatmanız içindir, kaçıp giderek karşı tarafa ışığınızı vermemiş oluyorsunuz. O zaman hani birlik bilinci ? Biz en yakınımızdakini karanlığa terkedip gitmiş olmuyormuyuz ?
3- Boşanmak çözüm değildir. Sınavlarınız var. Bunları görmeye niyet ediniz.
4- Yargıladığınız ve beğenmediğiniz eşiniz size aynalık yapıyor.
5- Koşulsuz kabuldeyiz. Eşinizi ne yaparsa yapsın koşulsuz kabul ediyormusunuz ?
6- Koşulsuz sevgi: Eşiniz ne yaparsa yapsın onu koşulsuz seviyormusunuz ?
7- Koşulsuz Değer verme: Eşiniz ne yaparsa yapsın onu koşulsuz değer veriyormusunuz
8- Koşulsuz saygı: Eşiniz ne yaparsa yapsın eşinizi koşulsuz saygı duyuyormusunuz.
En önemli sınavlarımız bunlar. Koşulsuz sevgi, sayygı, değer verme, kabullenme yi yapabilmemiz ve deneyimleyebilmemiz için belkide eşiniz size çıkardığı engellerle yardımcı olmaya çalışıyor ???
Bir düşünün, bir ilişkiyi bitirmek çözümmüdür ? Gelen gideni aratırmı ?
Sevgi ve Işıkla
Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy. Doktorunuz düşünsün onları. …Bunun için ücret alıyor sizden.
Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.
Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa. Beyniniz atıl kalmasın. Atıl kafa, iblisin tezgâhıdır. İblisin adı da, “alzheimer”dır.
Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.
Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi; aile, kedi, köpek, kuş, balık, yadigarlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa. Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.
Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin. Bozuksa düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.
Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, komşu illerde ya da dış ülkelerde dolaşın; ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.
Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.
Unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.
[ George Carlin ]
İnsanı Hayattan Anlık Bıktıran Şeyler
1-tişörtün arkasındaki etiketin sürekli enseye batması.
2-toplum içinde fermuarın açık olduğunu farkettiğin an…
3-anahtarın hep elinin dolu olduğu taraftaki cepte olması
4-yemek yerken yemekten kıl çıkması ve onu ağzınızdan çıkarayım derken çektikçe uzaması
5-sınav sırasında hocanın başınızda bekleyip kağıdınıza bakması.
6-ayaktaki küçük parmağın şiddetli biçimde biyere çarpması.
yer: genellikle kapı eşiği .
7-sevgiliyle kavga edildikten sonra umutla beklerken,mesaj sesi gelmesi,bir umut telefona baktıgınızda mesajın avea,vadofone,türkcell gibi iletişim operatörlerinden gelmiş olması.
8-damacanadan pompayla su doldururken miktarı ayarlayamamak ve suyun taşıp her yeri ıslattığı an.
9-Lisede size asılan ve sizin yüz vermediğiniz hatunların şuanki dehşetül vahşet hallerini görüp kafanızı taşşşlara vurduğunuz an.
10-Masanın üstündeki kalemin düşmemesi için çaba gösterirsiniz düşen kalemi almak için eğilince kafanızı masaya çarptığınız an
Öğretmen sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye :
“Niçin arkadaşlarını çekem…iyor, onların yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?” diye sordu.
Öğrenci, bir süre düşündükten sonra,
“Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi. “En iyi ben olmalıyım. “
Öğretmen, masasından kalktı, eline bir parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak,
“Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi.
Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi.
Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti.
“Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu.
Öğrenci utana sıkıla,
“Daha kısa” diyerek başını öne eğdi.
Öğretmen bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi:
– Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir . . .
Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”, kadına da “onun karı” demiş eskiler?
Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…
Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…
EMİN KARADEMİR (Köşe yazarı)

Başkalarına ait bir şeye göz koyup haset ediyorsanız, unutmayınız ki kendinizi ve kendi değerinizi de yitiriyorsunuz demektir…”
-Epiktetos

SEN VARSAN HERŞEY VAR.Kendini tanımaktan geçiyor herşey.Bir tebessümle başlıyor güzellikler.Kendini tanımaktan geçiyor herşey.HER SABAH AYNADA KENDİNE TEBESSÜM ET..Günaydın de,Gözlerini kapat ve hayatın sesini dinle.Yeni bir gün, her yeni gün seninle birlikte ve sen varsan var.RUHUN BİR YELERDE SENİ BEKLİYOR…BUL ONU…:))))


irmik (2 su bardağı)
Tereyağ (3/4 su bardağı-üç çeyrek)
toz şeker (1 + 3/4 su bardağı)
süt (3 + 1/2 su bardağı)
1/2 kahve fincanı çam fıstığıüstüne serpmek için bol toz tarçın
1 tencereye; 3çeyrek bardak tereyağı koyarak hafifçe kızdırmalı, sonra kızdırılmış bu yağa; yarım kahve fincanı çam fıstığı ile 2 bardak kalın irmik katarak, fıstıkları hafifçe pembeleşip de irmiğin meyanesi gelinceye kadar bunları ortadan daha az ısıdaki ateşte 40-50 dakika durmadan karıştırarak kavurmalıdır. Meyane demek irmiğin 40-50 dakika içinde yanmadan hatta fazla esmerleşmeden kıvamında pişmesi demektir.
* İrmiğin meyanesi gelince buna 3.5 bardak kaynar bir halde süt katmalı ve iyice karıştırdıktan sonra bir 3 çeyrek bardak da toz şeker katarak tekrar karıştırmalı, sonra da tencerenin kapağını hafifçe kapatarak hafif bir ateşte 20 dakika kadar demlendirilmelidir.
* Bundan sonra tencereyi ateşten alarak, yarım saat kadar ılınmaya bırakmalı ve helvayı iyice bir karıştırdıktan sonra tabağa almalı ve üstüne tarçın dökerej servis yapmalıdır.

‘Buzdolabından süt şişesini almaya çalışırken,şişe elimden kayıp yere düşmüş ve ortalık s…üt gölüne dönmüştü.Annem mutfağa geldiğinde,bana bağırmak,söylenmek ya da cezalandırmak yerine ‘Robert ne kadar güzel bir hata yaptın!Daha önce bu kadar büyük bir süt gölü görmemiştim.Evet,olan olmuş.Şimdi birlikte burayı temizlemeden önce biraz yerdeki sütle oynamak istermisin?’ dedi.Ben de eğilip oynadım yere dökülen sütle.Birkaç dakika sonra annem, ‘Robert ,böyle bir şey yaptığında bunu senin temizlemen ve her şeyi eski haline getirmen gerektiğini biliyor musun?Bunu nasıl yapmak istersin?Bir sünger mi kullanalım,bir havlu yada bez mi?Hangisini istersin?’dedi.Ben süngeri seçtim ve birlikte yere dökülen sütü temizledik.
Daha sonra annem; ‘Biliyor musun burada yaşadığımız olay, senin iki minik elinle bir süt şişesini taşıyamadığın kötü bir deneyimdi.Şimdi arka bahçeye çıkalım ve şişeyi suyla doldurup,senin dolu bir şişeyi düşürmeden taşımanı sağlayalım’ dedi.
Böylece şişeyi boğazından iki elimle tutarsam düşürmeden taşıyabileceğimi öğrendim.Ne kadar güzel bir ders değil mi? Daha sonra,o anda bir hata yaptığım zaman bundan korkmamam gerektiğini öğrendim.Yapılan hataların yeni bir şeyler öğrenmek için güzel olanaklar olduğunu anladım.İşte bilimsel araştırmalardaki deneyler de bu temele dayanır zaten.Bir deney başarısız olsa bile,o deneyden çok değerli bilgiler elde edilir