Fırında palamut…

 1 kg temizlenmiş ve dilim dilim kesilmiş palamut
* 2 soğa…n
* 9 çorba kaşığı zeytinyağı
* 500 gr kabukları soyulmuş ve doğranmış domates
* 1.5 bardak su
* 2 diş doğranmış sarımsak
* Yarım çay kaşığı kırmızı biber
* 1 defne yaprağı
* 2 çay kaşığı tuz
* Yarım limonun suyu
* Maydanoz
* Yarım halka halka kesilmiş limon

hazırlanışı

* Temizletip dilim dilim kestirdiğiniz balığı yıkayıp, kurulayın ve yağlanmış fırın kabına yerleştirin.
* İncecik doğranmış iki soğanı, 3 çorba kaşığı zeytinyağında kavurun.
* 500 gr soyulup doğranmış domatesi ekleyip 5 dakika kadar pişirin.
* 1.5 bardak su, 6 çorba kaşığı zeytinyağı ve 2 diş sarımsak, yarım çay kaşığı kırmızı biber, bir defne yaprağı, 2 çay kaşığı tuz ve yarım limonun suyunu ekleyip 20 dakika pişirin ve balıkların üzerine dökün.
* Üzerine maydanoz serpiştirip limon dilimleri koyun ve 200 derece fırında 25-30 dakika pişirin.
* Soğuk olarak servis yapılabilir.

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aynayı değil kendimizi değiştirmeliyiz…

Çoğumuz, hayatımıza bakıp hayatı değiştirmek için uğraşıp duruyor.

Bu kendimizi değil aynayı değiştirmeye çalışmak gibi bir şey.

Aynayı ne kadar değiştirmeye çalışırsak çalışalım, eğer asıl değiştirmemiz gereken şeyi kendi düşünce, duygu ve inançlarımızı değiştirmezsek, hayat aynası bize gerçeği tekrar tekrar, tekrar tekrar gösterecektir.

Düşünce, duygu ve inançlarımız, gerek insan ilişkilerimizde, gerek para durumumuzla, gerekse sağlık durumları ile hayatımıza aynen yansıyor

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kavgayı kim kazanır…

Tecrübe edindikçe kavgayı kimsenin kazanmadığını anlarız…

Her iki taraf ta kaybetmiştir…

Uzlaşmayı bilememişizdir…

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Otobüste seçtiğimiz yerler kişiliğimizi ele veriyormuş…

İngiltere’de yapılan bir araştırma, otobüste oturulan yerin, kişilikle ilgili ipuçları verdiğini ortaya çıkardı
Salford Üniversitesi bilim adamlarından Dr. Tom Fawcett’in yaptığı araştırmaya göre, “ileri görüşlü ve açık fikirli” kişiler, iki katlı otobüslerin üst katının ön sıralarına oturmayı tercih ediyor.

… Üst katın ortalarına oturan yolcular, genelde genç ve orta yaşlılardan oluşuyor ve çevreyle fazla ilgilenmeden ya gazete okuyor ya da kulaklıkla müzik dinliyor. Üst katın arka koltuklarına oturanlar ise Dr. Fawcett’e göre “asi ruhlu”. Bu kişilerin genellikle kendi yaşam alanlarına girilmesinden hoşlanmadığı için arkalara oturmayı tercih ettiği belirtiliyor.

“Girişkenler” ise otobüsün alt katının ön koltuklarına oturuyor. Bu kişiler, herkesle selamlaşıp, konuşmayı seviyor ve otobüse binenleri görmek için ön kapıya yakın oturuyor.
Dr. Tom Fawcett’e göre alt katın orta bölümünde oturanlar bulundukları ortamda genel hakimiyet kurmaktan hoşlanıyor. Otobüse biner binmez en arkaya ilerleyen yolcular ise, arka tarafta otobüsün yüksek koltuklarında oturmayı ve kendilerini “önemli hissetmeyi seven” kişiler olarak görülüyor.

Dr. Fawcett, nerede oturduğuna aldırmayan yolcu tipinin de olduğunu belirterek, “Bu tipler, bulundukları kaba göre şekil alabileceklerine inandıkları için otobüste kişiliklerine uygun yer kapmak gibi bir kaygıları yok. Biniyorlar, neresi müsaitse yolculukları boyunca orada duruyor ya da oturuyorlar” dedi.

Milliyet

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Resmen havladım kızın yüzüne…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Penguenler etrafta… Günün fotosu… 30/10/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Anlayamazsınız hedefinize ne kadar yakın olduğunuzu,Çok uzak gibi görünürken, hemen yanı başınızda olabilir…

İşler kötü gittiğinde… ki bazen gidecektir,
Tırmandığınız yol size çok dik geldiğinde,
Elinizdeki para az, borçlarınız çok olduğunda,
Gülümsemek isteyip, iç çektiğinizde,
Biraz daha endişe, sizi daha da kötü yaptığında,
…  Gerekirse dinlenin, ama vazgeçmeyin.Hayatın dönemeçleri olduğunu
Öğreniriz hepimizin zamanla,
Ve birçok başarısızlık tersine döner,
Sonuna kadar dayanıp, kazandığınızda;
Vazgeçmeyin adımlarınız ne kadar ağırlaşsa da,
Esecek bir rüzgârla başarıya ulaşabilirsiniz.

Tersine döndürülmüş başarısızlıktır, başarı,
Gümüşe çalan şüphe bulutlarının altında,
Anlayamazsınız hedefinize ne kadar yakın olduğunuzu,
Çok uzak gibi görünürken, hemen yanı başınızda olabilir;
Öyleyse, devam edin mücadeleye, en kötü anınızda,
İşler kötü gidiyor gibi göründüğünde,
Vazgeçmemelisiniz…

(C. W. Longenecker)
***

Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İyi insan olmaya çalışırken hasta olmayın…

İyi insan olmaya çalışırken hasta olmayın…

 Yaptığı  fedakârlıklarla konuşulan, hayatını başkaları için yaşayan, isteklerini geri  planda tutan ve “Hayır” diyemeyen biriyseniz bilin ki kendinizi  değiştirmelisiniz

İyi insan olmaya çalışırken kansere davetiye çıkarmayın!

kİŞİLİK YAPISI HASTALIKLARDA ETKİLİ

Psikolojik faktörlerin hastalıkları hızlandırdığı çıkarımın doğru olduğuna inandığını söyleyen ve tartışmalı boyutu olmakla birlikte bilimsel gözlem ve araştırmaların, C tipi kişilik yapısına sahip olanlarda bu hastalığın gelişme  riskinin arttığını gösterdiğine dikkat çeken Özkan, “Bu kişiler aşırı duygusal  olup duygu ve öfkelerini çoğunlukla içe attıkları için yaşamlarını kendi istek,  arzu ve dürtü leriyle yaşamıyorlar” diyor.

İYİ İNSAN
YOKTUR SAĞLIKLI İNSAN VARDIR

Prof. Dr. Sedat  Özkan, “İyi insan  olarak tanımlanan kişi her zaman ruhen sağlıklı insan anlamına gelmez” diyor.
Sağlıklı insanın; kişiliği olan, kendi benlik algısı bulunan, gerektiğinde hayır  demeyi bilen kişi olduğuna dikkat çeken Özkan, başkalarının belirlediği  kalıplara göre yaşamanın kişide kimlik karmaşası ve çatışmaya, bu durumun da  yoğun öfke birikimine yol açtığını söylüyor.

DUYGUSAL ÇATIŞMALAR SÜRECİ HIZLANDIRIYOR

Uzun süre devam eden duygusal çatışmalar, yakın zamanda yaşanan kayıp ve  travmalar organizmadaki hastalık sürecini tetikleyip hızlandırıyor. Prof. Dr.  Özkan, bunun toplumda “antikanser zihin” kavramı oluşturduğunu ve bir travmanın  zihinde yaşattığı çatışmanın beynin işlevlerini bozduğunu düşündüğünü söylüyor.  Bu durumda bağışıklık sistemi zafiyete uğruyor ve kanser süreci hızlanıyor.  Negatif deneyimler negatif öğrenmelere yol açtığı için sürekli travmaya maruz  kalan insan, hayatı içinde yaşadığı şekilde yorumluyor. Yapılması gerekenin  hastanın duygularını ortaya koyması ve negatif öğrenmeleri pozitife çevirerek  sorunları aşması olduğu belirtiliyor.

Uzun süreli kızgınlık bağışıklığa düşman

Araştırmalar ve klinik gözlemler uzun süreli kızgınlık ve umutsuzluk algısının, bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini gösteriyor. Prof. Dr. Sedat  Özkan, “Kişinin kendini algılaması pozitifse bu bağışıklık sistemini olumlu  etkiler” diyor. Kendini sürekli kritize etme halinin kişi üzerinde negatif  etkisi bulunuyor. İyilik hissiyle yaşayan, kendisiyle barışık, huzurlu  insanların bağışıklık sistemi daha güçlüyken, ruhu çöken insanın bağışıklık  sistemi bundan olumsuz etkileniyor ve zedeleniyor

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kimmiş Hurşit…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin…

Bir gün bir taksiyle havaalanından hareket ettik. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı.

Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.

Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.

Sordum: ‘Neden bunu yaptığınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.
‘ Taksi şoförü bana, şimdilerde adına ‘Çöp Kamyonu Kanunu’ dediğim şeyi öğretti.

Şoför pek çok insanin çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta gırtlaklarına kadar çöp dolu olarak dolanıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.

Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.

Başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.

Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla ‘size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin.’

Yüzünü güneşe dönen insan gölge görmez..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayat böyledir işte… Önceden hazırlanmış hiçbir cevabın işe yaramayacağını görürsün…

 

 

Hayat böyledir işte. Ona hazırlanamazsın, onun için hazır olamazsın. Güzelliği, mucizesi de budur, seni hep hazırlıksız yakalar, hep sürpriz yapar. Gözlerin varsa her anın bir sürpriz olduğunu ve önceden hazırlanmış hiçbir cevabın işe yaramayacağını görürsün.
OSHO

Birbirini incitmeyecek kadar uzak,hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz…

Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş,büyük
kayıplar vermişler.Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.

…Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak
tutması zor olan dikenleri var.

Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış,çözüm
aramaya başlamış.

Tartışa tartışa,nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya
toplanmasına,birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.

Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak,aralarındaki
hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.

İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler.

Ama başka bir problem çıkmış ortaya.

Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar    gerçekleşmiş.

Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu   seferde donmalar meydana gelmiş.

Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin    vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın,ancak birbirlerini incitmeyecek    kadar uzak durmayı öğrenmişler.

KISACA ;

Bizim de uzun dikenlerimiz var.   Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.  Bazen faydalı,bazen de zararlı. Çoğu zaman,kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.
Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.

Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

Birbirini incitmeyecek kadar uzak,hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek   kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DOSTLUK VE NAZİKLİK HER ZAMAN HAŞİNLİK VE ZORBALIKTAN DAHA GÜÇLÜDÜR…

 

Güneş ile Rüzgar, hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar. Ve rüzgar “Sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım “der.

“Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani su üstünde palto olan. Bahse girerim o paltoyu üstünden senden çok daha çabuk sokup alabilirim.”

Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar. Ancak rüzgar şiddetini… ne kadar artırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır.

Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser. Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir. Ve paltosunu çıkarır. İddiayı kazanan güneş rüzgara “DOSTLUK VE NAZİKLİK HER ZAMAN HAŞİNLİK VE ZORBALIKTAN DAHA GÜÇLÜDÜR…” der.
***

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hemen bakma…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Azim, strateji ve çok çalışmanın getirdiği başarı üzerine bir öykü…

Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı. Çocu…k bir gün hocasına:

-Hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek” dedi.

Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu:

-Hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim.

Hocası ise :

– Sen sadece hareketi yap cevabını verdi.

Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu:

-Hocam nasıl olur, anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum.

Hocası çocuğa baktı ve dedi ki:

– Senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »